Haz 02 2018

Fehmi Koru: Doğru olan cezaevleri nüfusunu azaltmak

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli adli mahkumlara genel af konusunda ısrarcı. Bahçeli dün bu kez bayramdan önce diyerek tarih vererek talebini istedi. Bahçeli’nin ısrarla af konusunu gündemde tutması hükümette rahatsızlık yaratıyor.

Gazeteci Fehmi Koru bugünkü (2 Haziran tarihli) yazısında af konusuna değiniyor. O’na göre işe ‘tutuksuz yargılama’ prensibini benimsemekle başlamak gerekiyor. Bu yöntemle ancak cezaevi nüfusu normale döner.

Fehmi Koru, konunun netameli olduğu, bunun nedenin ise, cezaevleri kapasitesini gösteriyor. Bunun sebebini de “15 Temmuz hain darbe girişimi”ne bağlıyor.

Koru’nun yazısında verdiği bilgilere göre, darbe girişimine kadar 190 bin civarında olan cezaevi nüfusu şu sıralarda 250 bine yaklaştı. Adalet Bakanlığı bu yılın sonunda o sayının 275 bine ulaşması öngörüsünde bulunuyor. Oysa mevcut cezaevlerinin kapasitesi 200 binin biraz üzerinde.

Koru, “Bunun anlamı, cezaevi koğuşlarında bir yatakta birden fazla tutuklu veya hükümlünün kalmak zorunda olduğu…” diyor.

Fehmi Koru’nun yazısının özeti şöyle:
“Türkiye yalnız her ile devasa birer şehir hastanesi inşa etmiyor, aynı zamanda ülkenin dört bir tarafında yükselen cezaevi inşaatları da var. Bu yılın sonuna kadar hizmete girmesi beklenen cezaevi sayısı 45…

Hapishanelere içerisinde barındırdığı insanları cezalandırma yerleri gözüyle bakan bir ülkeyiz. Dünya bu anlayışı çoktan geride bıraktı ve pek çok ülke, oralara, yargının hapisle cezalandırdığı insanların içeride geçirdikleri süre içerisinde topluma yeniden kazandırılması için programlar uygulanan birer ıslahhane gözüyle bakıyor....

Hükümlüler arasında durum ne, henüz hüküm giymediği halde hakkında başlatılan ve bazen yıllara yayılabilen yargı süreci sırasında tutuklu olanlar arasında durum ne?

Cezaevlerine düşen sıradan insanlar orada bulundukları süre içerisinde kendilerine atfedilen suçlardan nedamet mi getiriyorlar, yoksa kendilerini ‘kader mahkumu’ olarak görüp bilenerek daha önce hiç sahip olmadıkları keskin tavırlarla mücehhez hale mi geliyorlar?

Ya ‘kader mahkumu’ olduğuna inandıkları veya haksız yere tutuklu saydıkları yakınlarını cezaevlerinde ziyaret eden aile fertleri?

Anne-babaları cezaevine düştüğü için kendileri de mahkumlarla aynı mekanları paylaşan çocukların durumlarını da bu değerlendirmeye katmak gerekiyor.

Onlar cezaevi-ikameti sonrasında nasıl bir ruh hali içerisinde bulunacaklar?

Şahsen, kendi adıma, “Tutukluluk hali cezalandırmaya dönüşmesin, insanları hüküm giyene kadar tutuksuz yargılama yönüne gidilsin” tavsiyesinde sıkça bulunurken cezaevi sisteminin bu radikalleştirici özelliğini de düşünüyorum.

27 Mayıs 1980 darbesi sonrasında Diyarbakır Cezaevi‘nin PKK’ya bilenmiş kadrolar hediye etme özelliğini de göz önünde tutarak…

MHP liderinin ‘kader mahkumu’ sayıp ‘af’ kapsamı içerisinde görmek istedikleri ile Belçika’da geçen hafta yaşanan olayın işaret ettiği gerçek arasında ilinti kurmak hayli zor.

En doğrusu, işe ‘tutuksuz yargılama’ prensibini benimsemekle başlamak, bunu yaparsak cezaevi nüfusu normale dönecektir; ardından da hapishaneleri ceza görülen yerler olmaktan çıkarıp birer ıslahhaneye dönüştürmenin yollarını aramak…

Affı bunlardan sonra düşünebiliriz.”