Naz Köktentürk
Kas 18 2017

Dünyanın çatısı Wakhan

 

Ben Afganistan’a sevdalıyım. Yorgun ama dik başlı yoksul ama mağrur bir savaşçı gibi olan bu coğrafyaya gidip gelerek geçirdiğim altı yıla dört kitap, dört sergi yüzlerce fotoğraf ve binlerce anı sığdırmamın nedeni de işte bu aşk! Bu yüzden artık kalbimin üzerinde nakşedilmiştir.

Afganistan’ın Taliban’dan uzak bambaşka bir yüzü vardır ki Pamir bölgesi; ulaşması ne kadar zorsa büyüsü de o kadar fazladır. Savaşın bile ulaşmadığı belki de ulaşamadığı bu koridor kendini dünyanın ezberlerinden saklamıştır.

En görkemli sıra dağlarının olduğu 80 kilometrelik parkurun sonunda varılan bir memlekettir. Yılın on bir ayı soğuk ve sert olan iklimi buranın hırçın bir kız gibi çekiciliğini artırır. Çin, Tacikistan, Kırgızistan, Afganistan ve Pakistan arasında kaldığı için Gorno-Badakshan özek bölgesi diye adlandırılır.

AFG1

 

Tacikistan ya da Afganistan’dan alınabilen özel bir izinle girilir. Küçücük saman kağıdından Tacikçe, Farsça ve İngilizce ‘permit’ yazan bu belge Wakhan’ın pasaportu sayıldığından anahtar görevi görür.

Wakhan Koridoru’na ulaşmak için Tacikistan’ın başkenti Duşanbe’den yola çıkıp dört çekerli arabalarla sarp dağları aşıp nehri takip etmek gerekir. Bu yirmi saatlik bir yolculuk anlamına gelir ki zaman zaman nehrin şelalelere dönüşmesine bile tanıklık edildiğinden son derece zorlu ve keyiflidir. Wakhan’ın ilk kapısı Khorog aynı zamanda Tacikistan tarafındaki son durağın adıdır.

Radikal dinci grupların bölgeye yayılmasını önlemek ve Afganistan’ın Badakşan eyaletindeki afyon ekimini kontrol altına alabilmek için büyük bir özenle verilen izin kağıtları yol boyunca sürekli kontrol edilir.

Ağa Han’a bağlı İsmaili mezhebinin yerleşim alanı olan Khorog’ta eğitimli, medeni Wakhiler yaşar ki koridor da adını bu halktan alır.

AFG2

 

Wakhan ‘Dam -El- Dünya’ yani dünyanın çatısıdır ve buraya ulaşmak o nedenle Kaf Dağı’nı aşmak gibidir.

İki bin beş yüz metre civarında bulunan bu dağ şehri Khorog’tan yarım günlük bir yolculukla İskashim’e yani Wakhan’ın Afgan bölgesi sınırlarına ulaşılır. Ve medeniyetle bağların koparılması bilinenlerin unutulması gerekir; artık elektrik, su, internet ve cep telefonu İskashim’de kalmıştır.

Yol da yoktur ama dört çekerler sıklıkla nehirlerin içinden geçip Wakhi bölgesinin sonuna ulaşmayı sağlar ki buradaki halk yerleşik düzene geçmiştir.

Dünyadaki cennet olarak bilinen Wakhan Koridoru 225 kilometre uzunluğunda bir vadidir. Bir zamanlar Çin’e uzanan İpek Yolu’nun en gözde noktalarından birisiymiş. Bugün burada yaşayan az sayıda Kırgız ve Wakhiler zorlu yaşam şartlarının arasında büyülü bir yer kurmayı başarmışlardır.

Çoğunlukla göçebedir ve özgün yaşamları ile dünyaya ilham kaynağını olurlar.Yerleşik düzende yaşayan Wakhiler aşağı Wakhan’da ekilebilir araziyi tercih ederler. Buğday ekerler, toprak evlerde yaşarlar, göçebelere göre daha fakirdirler bu yoksulluk hayatlarına etnik dokunuşlarla yansır.

Cemaat dedikleri küçük cem evlerinde ibadet yaparlar. Güler yüzlüdürler ve çok misafirleri olmasa da gelen yabancılara açıktırlar. Tüm eşyaları rengarenk birkaç minderden ibarettir. Halı bu evlerin en büyük lüksüdür, çoğunlukla basit keçeler bulunur. Bukari adı verilen teneke sobalar her mevsim soğuk olan dağları tezek ve çalı çırpı ile ısıtmayı başarır. Bu gri ve kahverengi derme çatma evlerde rengarenk insanlar yaşar.

AFG3

 

Bütün ailenin bir arada kaldığı evler yoksulluğu açıkça gösterirken halkının renkli kıyafetleri kültürlerinin zenginliğini anlatır.

Kadınları çalışkandır, tarım işçisi olarak erkekleriyle birlikte çalıştıkları için iklimin zorlukları yüzlerindeki çizgilerin erken ortaya çıkmasına neden olur, onlar da bu sorunu rengarenk takılarıyla kıyafetleriyle süslerler.

Ama asıl renk cümbüşü olan bölgeye geçmek için üç dört gün boyunca yürümek ve birkaç gün de at sırtında yol almak gerekir. Böylece Wakhan koridorunun en özel noktasına Kırgız Bölgesi’ne ulaşılır.

Dört bin 500 metre yükseklikte Chagmaktin Gölü’nün etrafında yaşayan göçebe Kırgızlar aşağı bölgede yaşayanlara göre daha renkli ve zengindirler.

Yurt denilen büyük kıl çadırlarda yaşarlar. Bukari adı verilen teneke sobalarla ısınan bu çadırlarda her an yol almaya hazır gibi sandıklar vardır. Yün kilimlerin üzerinde el dokuması halılar yayılmıştır. Sandıkların üstünde özenle katlanmış çok sayıda el işlemesi yorgan bulunur. Akşamları bütün aile bu çadırlarda kaldığı için döşekler serilir.

Evlerindeki çeşitliliğe kıyafetleriyle de katılırlar. Kadınlar beyaz baş örtüleri kullanırken, kızlar ve çocuklar için kırmızı tercih edilir. Boncuklar, bir kulak deliğine takılan birden fazla küpe, çokça yüzükle süsledikleri elleri ile desenin bin bir çeşidini üzerlerinde taşımayı severler.

Podyumda gibi dimdik dünyanın çatısında dolaşan bu insanlar sanki bir masal ülkesinin varlığının kanıtıdır.

AFG4

 

Kırgız Türkçesi konuştukları için bir süre sonra anlaşmak kolaylaşır.  Atları tüm Türk kavimlerinde olduğu gibi çok önemlidir. Nevruz ve yılın en uzun gecesi olan Yelda zamanı gibi özel günlerinde at üzerinde ‘buzkaci’ denilen Cirit yarışmaları yaparlar. Bu galiba en büyük eğlenceleridir. 

Keçinin yanı sıra ‘yak’ adını verdikleri hayvanları besleyerek kendilerince önemli bir gelir elde ederler.  Alışverişin ölçüsü buralarda hayvanlarla belirlenir. Kırgızların hayvanlarına çobanlık yapan Wakhilerin ücretleri de yine hayvanlarla ödenir.

Çok sayıda hayvana sahip oldukları için bölgede geniş bir alana yayılarak yaşarlar. Yirmi civarında köye yerleşen 1000 civarında Pamir Kırgız’ın esas zenginlikleri kültürleridir.

Wakhi kadınları, sütlerini sağdıkları yaklar ve yavruları ile çadırların arasında oyunlar oynayarak büyüttükleri çocuklarıyla dağların eteklerinde zamanın durduğu bir dünyada yaşamaktadırlar. Yüzlerindeki döğmeleri, eteklerin üzerine takılan kat kat kırmızı önlükler, yüzlerce yıldır korunan bir geleneğin izini taşır. Çocuklar da dünyanın çatısında yaşamanın onları ne kadar özel kıldığının doğuştan farkındadırlar. Masallar gereksizdir çünkü onlar masalların içindeki kar gelincikleri gibidirler.

AFG6
MAVERRAÜNNEHİR İZİNDE...

Varış noktası değil tüm hikayeleriyle yoldur önemli olan… Benim için yol, menzilin kendisidir.
Nehirlerin peşine düşmek isterim hep. Türkiye’de Ceyhun ve Seyhun diye bilinen Amuderya ve Siriderya’nın peşinde dünyanın çatısına çıktım. Bu coğrafyada yaşanan karanlık günler bittiğinde Sümer Tanrıçası İnanna’nın izinden Mezopotamya’ya gidip Dicle ve Fırat’ın hikayelerini aktarmak en büyük rüyamdır. 
Dünyanın çatısında iki büyük nehirden Amuderya’nın kaynağına da ulaştım. Yunan mitolojisindeki adıyla Oxus’un doğduğu yer Pamir Dağları’nın zirvesindeki Chagmaktin gölünün içindeki buzullardır. İşte buralarda saklı kalmış öyküleri bulmak insanın hayallerinin peşine düşmesi anlamına gelir.
Amuderya (Ceyhun) doğudan batıya doğru akarak Tacikistan ve Kuzeydoğu Afganistan sınırını oluşturur. Yol boyunca geçtiği her yere de hayat verir. İkibin beş yüz kırk kilometre yol alarak Özbekistan ve Kazakistan arasındaki Aral gölüne dökülür.
Sasani, Grek, Latin ve İslam kaynaklarındaki efsanelere konu olan Wakhan Koridoru bir vadidir. İki nehir arasında kalan tarihi bölgeye ‘Maveraünnehir’ yani nehrin ötesi denir ve İpek yolunun en gözde noktalarından biri olmasına rağmen buraya ulaşan herkes Wakhan’ın kendi tarafından keşfedildiğini düşünüp aldanır.

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar