Haz 07 2018

Afrin’den boşaltılan Kürtler: Artık hiç bir şeyimiz bize ait değil

Arin ve aşireti, Türkiye’nin Ocak ayında başlattığı askeri harekattan kaçarken, bir daha hiç geri dönememekten korkuyormuş.

Altı ay sonra aile hala yakınlardaki köylerde, işgalci Türklerin ve onların Arap uzantılarının gelip, neredeyse tüm ahaliyi sürmeleri üzerine yerlerini terk etmiş başka Afrinlilerle birlikte yaşıyor.

Son zamanlarda Suriye’nin öteki ucundan gelen yabancılar Arin’e ve ailesine ait evlere yerleştirilmişler. Kısa süreli ziyaretler için gidip dönen akrabaları yeni gelenlerin sayısının —  ki hepsi de Arapmış — her geçen hafta biraz daha arttığını söylüyor. Tabii hem yeni gelenlere yönelik içerleme, hem de bu sürekli ve yıpratıcı değişikliğin yedi yılını doldurmuş çatışmalarda yeni bir parlama noktası oluşturacağına yönelik korkular da aynı oranda artıyor.

Bir zamanlar Suriye’deki savaştan etkilenmediği için sığınmacıların güvenli bir cennet olarak gördükleri Afrin, bölgesel güçlerin hırslarını açıkça ortaya koydukları ve on yıllardır kurulan hassas dengeleri bozarak Kürtlerle Arapların birlikte yaşama şanslarını giderek artan ölçüde tehdit eden yeni ve önemli bir aşamanın odak noktası haline geldi.

Suriye’nin kuzey batısındaki bu küçük yerleşim, Türkiye, Suriye, Rusya ve Amerika’nın birbirleriyle rekabet eden farklı gündemlerini doğrudan yansıtıyor. Ancak bunlar içinde en belirgin olanı, savaştaki etkisini Afrin’in ve ahalisinin kaderlerine çapalamış olan Ankara’nınki.

Türkiye’nin Afrin’e yönelik bu yeni ilgisi, hem yakındaki sınırları üzerinde daha fazla kontrol kurmasına, hem de baş düşmanı Kürdistan İşçi Partisi (PKK) karşısında avantaj kazanmasına yaradı. Zira PKK’nin Afrin’deki varlığı, kuzeye nüfuz etmesine olanak tanıyordu.

Ancak Kürt militanları püskürtmek için başlatılan harekat, bölgenin Kürt çoğunluğun hakim olduğu nüfus yapısını, Arapların çoğunlukta olduğu bir yapıya dönüştürmek ve 800 kilometrelik Türkiye-Suriye sınırını değiştirmek için, Ankara tarafından sessiz sedasız bir operasyon yürütüldüğüne ilişkin iddiaları da beraberinde getirdi.

Ocak ayında başlayan harekattan evvel Cumhurbaşkanı Erdoğan “Afrin’i asıl sahiplerine geri vereceklerini” söylemişti.

Ankara Afrin’in nüfus yapısını değiştirmeye çalıştıkları yönündeki iddiaları reddediyor ve bölgeden sadece PKK militanlarının çıkartıldığını, PKK ile bağlantısı olmayan yerli Kürt ahaliye dokunulmadığını söylüyor.

Üst düzey bir Türkiyeli yetkili “PKK tahakkümü altında yaşamak Afrin halkının tercihi değildi” dedi. Aynı yetkili “PKK orada IŞİD gibi zorla terörist bir idare kurmuştu. Bu idare rakip Kürt grupları zorla sindirmişti. Askeri harekat Afrin’den teröristlerin çıkmasını sağladı ve böylece yerel ahali kendi kendini yönetebilir hale geldi. Yeni kurulan mahalli konseyin çoğu Kürtlerden müteşekkil, konseyin başkanı da Kürt,” şeklinde konuştu. 

Ancak Afrin’e hala dönemeyen çoğu insan, özellikle de Suriye’nin başka bölgelerinden insan gelişi sürdüğü için, bu sözleri ikna edici bulmuyor. Guardian’ın konuştuğu Kürt sürgünler de, Afrin’e yeni gelmiş Araplar da, yeni gelenlerin çoğunun Şam’ın Guta banliyösünden olduğunu doğruluyor. Hatırlanabileceği gibi Guta’daki rejim karşıtı muhalifler, geçtiğimiz Nisan ayında Kuzey Suriye’ye gitmeyi kabul ederek Rus ve Suriye güçlerine teslim olmuşlardı.

Afrin’e dönebilmiş Kürt yerliler, haydutlar, militanlar ve boşta gezenlerle dolmuş Afrin’in artık tanınmaz hale geldiğini söylüyorlar. 34 yaşındaki Arin, “bu bizim bildiğimiz Afrin değil,” diyor:

“Çok fazla yabancı yüz var. Dükkanları Suriyeli’ler devralmış, isimleri Şam’ca olmuş, mülkler el değiştirmiş. Kendimizi burada Filistinliler gibi hissediyoruz.”

Afrin’den sürülmüş başka bir kişi, 40 yaşındaki Salah Mohammed şöyle konuşuyor:

*Arazilere el konuyor, çiftliklerimiz, buğdayımız, ev eşyalarımız, hiç bir şeyimiz artık bize ait değil. Onların silahları var, bizim yok. Geri dönmek zor. Mülkün size ait olduğunu ispatlamanız lazım ve mülkünüzü geri almak için kanıt, alması, bulması imkansız belgeler filan göstermeniz lazım.

Nüfus yapısının değiştiği muhakkak. Aslında PKK’yle hiç alakası olmayan bir sürü Kürt, PKK’li diye zorla yerlerinden edildi. Afrin’de neredeyse hiç Kürt kalmadı. Kimse oraya geri dönmemiz için bize yardımcı olmuyor.”

32 yaşındaki bir başka Afrin’li Şiyar Halil, “Kürtlerin evlerine geri dönmesi deveye hendek atlatmaktan daha zor. Nüfus yapısının değiştiğini inkar edemezsiniz. Kürtler geri dönemiyor. Kadınlar peçeli, barlar kapandı. Kürt kültürünün izleri kasten siliniyor.” diyor. 

Afrin’e Guta’dan yeni gelmiş 25 yaşındaki Umm Abdallah Kürtler’in Afrin’e geri döndüklerini ama Kürt militanlarla bağlantısı olanların içeri alınmadığını söylüyor.

Geçen aylarda 300 Kürdün aileleriyle birlikte Afrin’e geldiğini gördüm. Açıkçası içinde yaşadığım evin kime ait olduğunu ben de bilmiyorum ama ev karakolda kaydedildi.”

Umm Abdallah, Türkiye’nin harekatın öncü gücü olarak kullandığı Arap militanların himayesi altındaki kentin kanunsuz ve tehlikeli bir yer olduğunu anlatıyor. “Türkler yağmacılığı durdurmaya çalıştılar ama bazı militanlar çok kötü.Bizleri de Kürtleri de taciz ediyorlar. İstikrarlı bir yer değil burası.”

Hem Umm Abdallah’ın, hem de bir başka Guta’lı olan 23 yaşındaki Abu Halit Abbas’ın evlerine Esad rejimi tarafında el konulmuş, onlar da bunun üzerine kuzeye kaçmışlar. Abbas, “Esad’ın ordusu, lavabolarımıza kadar her şeyimizi çaldı,” diyor.

 

“O militanlar Afrin’de de kimseye huzur vermiyorlar, Kürtler’e neler yapıyorlardır, siz düşünün. Çok kötü şeyler oluyor burada. Cinayet, taciz, tecavüz, hırsızlık… Bu toprakları biz kurtardık, artık yeni sahipleri biziz diye düşünüyorlar.”