Oca 24 2018

Independent: Türkiye kendi ulusal güvenliğini tehlikeye atıyor

 

YPG'ye karşı yürütülen ve Kürt kantonlarının birleşmesini engelleme amacı güden Afrin operasyonunda beşinci güne girilirken, dünya medyasında konuyu analiz eden yazılar çıkmaya devam ediyor.

The Independent Gazetesi'nde yayınlanan başyazıda, Suriye'ye müdahalenin en başta Türkiye'nin kendi ulusal güvenliğini tehlikeye attığı belirtildi.

Operasyonun olası sonuçları üzerine kaleme alınan yazının satırbaşları şöyle:

Türk yetkililer, Kürt sorununun uzun vadede politik uzlaşı ile çözüleceğinin çoktan farkına varmış olmalılardı.

Bölgede devam eden bu acımasız savaşta, Suriye topraklarında yürütülen askeri operasyonda hayatını yitiren iki Türk askeri muhtemelen son kayıplar olmayacak. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, bu haberlerle ilgili, "Şehitlerimizin kanını yerde bırakmayacağız ve terörün kökünü kazıyana kadar mücadelemiz sürecek" tweeti attı.

Eğer yakın zaman Suriye ve Irak tarihine göz atılacak olursa bu "mücadele"nin on yıllar alabileceği görülebilirdi.

Öyle çok geriye gitmeye gerek yok, Türkler Suriye ile güney sınırına dayanan IŞİD'in ülkede bir iç çatışmayı tetikleyebileceği ve kendi silahlı güçlerinin IŞİD'in barbarca ve pervasız saldırıları karşısında kendilerini yeteri kadar koruyamayacağı korkusu yaşıyordu.

Şimdi görünen o ki, Ankara kendi gücünden ve fiili müttefikleri Rusya ve İran'dan çok emin. Görünüşteki amaç, Afrin kantonundaki terörist unsurları yok etmek yani kendilerini IŞİD kontrolünden kurtarmak için savaşan YPG güçlerini. 

Elbette, Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan bu yana az ya da çok Irak, İran, Suriye ve Türkiye sınırı boyunca uzanan bir Kürt devleti kurulması konusunda endişeliler.

Şimdi Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye savaşı ve IŞİD'e karşı savaş örtüsü altında, uzun süredir güdülen bu Kürt davasını dümdüz etmek için bir fırsat yakaladığını düşünebilir.

Kendi hesabına, milliyetçi bir politika gütmek mantıklı olabilir, tabii insanlık dışı ve anti demokratik değilse. Ancak durumun kendisi baştan hatalı. 

Öncelikle, Türkiye NATO aracılığıyla ABD ile kurulan güvenlik anlaşmasını riske atıyor. Bu anlaşma sayesinde Türkiye bağımsızlığını koruyabildi ve Rus kabadayılığına karşı durabildi. 

Ukrayna, Gürcistan ve başka örnekler Putin'in başka topraklar konusunda ne kadar tutkulu bir lider olduğunu ortaya koydu ve şimdi bir kez  daha Kafkaslar'dan Karadeniz'e, Boğazlar aracılığıyla Akdeniz boyunca uzanan bir süper güç olmak istiyor. 

Çar ve Sovyetler'in asla başaramadığını başarmak istiyor. Şimdi bu hedefe Erdoğan'ın kendisini Putin ile ölümcül bir sarmaş dolaşın içinde bulması yoluyla yakınlaşmış durumda. 

Putin, Erdoğan'ın Kürtleri ezmesine yardımcı olmaktan dolayı sanıldığından daha mutlu olabilir çünkü karşılığında bir şey isteyecek.

Aynı zamanda sahada halifeliği yenilgiye uğratılan IŞİD'in ideoloji olarak yeniden canlanması sözkonusu. 

Türk yetkililer Kürt meselesinin sadece politik uzlaşı ile çözülebileceğinin çoktan farkına varmalıydı. ABD'nin Saddam Hüseyin'e karşı savaşı ve IŞİD mücadelesinden bile çok önce belli aralık ve yoğunlukla Türkiye Kürt ayrılıkçılara karşı savaşıyordu. 

Türkiye'nin Suriye'yi işgali şüphesiz Türkiye'deki sivillere karşı şiddetin seviyesini arttıracak ve hem içerde hem de dışarıda Türk güçlerine yönelik tepkiyi körükleyecektir. 

Türkiye'nin istikrarlı bir laik demokrasi olarak geleceği son yıllarda tehlikede. IŞİD'in çekilmesiyle güvenlik durumu stabilize olmuş görünebilir. Ancak bu operasyonla her şey başa döndü ve yeniden güvenliği tehlikeye girdi. Kürtler kadar Türkler de bu operasyondan pişmanlık duyacaktır.