Oca 24 2018

Washington Post: Türkiye ve Rusya, Suriye'de Trump'ı çırak çıkarttı

 

Afrin operasyonunu Türkiye'den ve bölgeden izleyenler için tarafsıza yakın bilgi kaynağı halihazırda Batı medyası.

Meseleyi enine boyuna irdeleyen analizler, haberler ve yorumlar; tüm tarafların konumuna ışık tutma amacı güderken, doğru bilgiye ulaşmak isteyenler için de güvenilir bir adres teşkil ediyor.

O yazılardan biri The Washington Post Gazetesi'nde yayınlandı.

Yazının ana fikri, Türkiye ve Rusya'nın ortak hareket ederek Trump yönetimini cebinden çıkarması. 

Trump'ın meselenin özüne vakıf olamadığının iddia edildiği yazının ana başlıkları şöyle:

Trump yönetimi ABD hükümetinin kapanması ve Trump'ın akıl sağlığı tartışmaları ile meşgulken, NATO ortağı Türkiye, IŞİD'e karşı savaşta büyük destek veren Suriye'deki Kürt müttefiklerimize saldırdı.

Trump, Erdoğan'ın içte muhaliflere uyguladığı baskıyı görmezden geldi ve ona şevkle sahip çıktı. Hatta, kötü planlanmış ateşkes aracılığıyla da Suriye'yi Rusya'ya teslim etti. (Hiç de sürpriz olmayan bir şekilde Rusya, Türkiye'nin saldırısını destekliyor.)

ABD'nin Türkiye eski Büyükelçisi Eric Edelman'a göre, Türkiye'nin bu eylemi, ABD ve Türkiye arasında bir süredir içten içe kaynayan gerilimin bir devamının göstergesi.

Bu gerilimin kaldırım taşlarını döşeyen iki unsur vardı; biri Erdoğan'ın giderek otoriterleşen rejimi, diğeri de 2011 yılından beri Suriye'de bir diğerinin çıkarlarının ve politikalarının yanlış okunması. 

Edelman'a göre, saldırı Erdoğan'ın muhakemesini üç açıdan yansıtıyor: a) ABD'nin Rakka'dan sonra Suriye'yi ve Kürtleri kolayca terk etmeyeceği, b) ulusunun kuşatma altında olduğu hissinin darbe sonrası ilan edilen OHAL'i sonsuza kadar uzatmasına olanak sağlayarak siyasi çıkarlarına hizmet etmesi, c) Amerikan karşıtlığını kamçılamanın her zaman işe yaraması.

Ne yazık ki, ABD'nin bu duruma yanıtı pek de sağlıklı değildi. Edelman'a göre, bu açıdan Dışişleri ve Savunma Bakanlığı'nın itidal çağrıları onun (Erdoğan'ın) kurum satmasına ve hem kendisini hem de çevresindekileri, ABD'nin, Türkiye ile sert oynama fikrinden caydığına inandırmasıyla sonuçlanacaktır. 

Savunma Bakanı Jim Mattis son açıklamasında bu retoriği bir adım öteye taşıdı ve şiddetin Suriye'de kısmen sağlanan istikrarı kesintiye uğrattığını söyledi.

Ne yazık ki, Trump'ın Türkiye'nin içte uyguladığı baskıya karşı çıkmadaki irade eksikliği ve Suriye'deki uysallığı, Rusya'nın İran'la birlikte bölgedeki belirleyici güç olmasına neden oldu. 

Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, Rusya'nın Suriye'deki kimyasal saldırı şüphesiyle ilgili sorumluluk alması çağrısında bulundu ve Türkiye'nin saldırısına dair kaygılarını açıkladı ancak saldırının durdurulmasını talep etmedi. 

Hakkını teslim etmek lazım ancak olup bitene ayak uydurmak ve Trump iktidara geldiğinden beri tutarlı bir stratejinin yokluğunu telafi etmek için güçlükle ilerleme kaydediyor.

Eğer bu politikalarda tutarlı bir değişikliğe gidilirse, Türkiye, Rusya ve İran'ın hesaplarının da değiştiğini görebiliriz. Bununla birlikte, ABD değerleri ve çıkarlarını savunmak için bir kararlılık gösterilmez ise, ortaya çıkan boşluk Rusya ve onun küçük ortakları İran ile Türkiye tarafından doldurulacaktır.