Oca 27 2018

Diyarbakırlılar Afrin operasyonu hakkında ne düşünüyor?

Afrin operasyonu, Türkiye’nin doğusunda Kürtlerin en yoğun olarak yaşadıkları kentlerden biri olan Diyarbakırlıların da gündeminde.

Dün bir haberde, Diyarbakır'da cuma namazı için camiye gelenlerin Diyanet'in Afrin hutbesini dinlediğini ve Afrin'in konu edilmesi üzerine cemaatin tepki göstermesinden sonra 4 kişinin polis tarafından gözaltına alındığını okuduk. Benzer bir olay Suriçi’nde de yaşandı. Camilerden kahvehanelere kadar Diyarbakır’da Afrin’deki PKK/PYD hedeflerine yönelik başlatılan Zeytin Dalı Harekâtı konuşuluyor...

 Alman Deutsche Welle’den Abdülkadir Konuksever’e göre, sosyal medyadaki tartışmaların ve çatışmaların aksine, pazar günü Halkların Demokratik Partisi (HDP) İl Başkanlığı’nda yapılan basın açıklaması sayılmazsa kente bir sessizlik hâkim. Pazarlar kalabalık, kahvehaneler de öyle… Diyarbakır sakinleri arasında operasyonu destekleyen de var, karşı çıkan da.

Kahvehanelerde takılan gençler, Afrin konusunda endişeli; kimsenin ölmesini istemiyorlar. Onlara göre yeni bir çözüm süreci hem Türkiye’deki hem de Suriye’deki Kürt meselesini çözebilir. Ancak bunu açık kimlikleri ve fotoğraflarıyla paylaşmayı, memur olduklarını öne sürerek kabul etmiyorlar.  

Zülküf

Zülküf Yakşi

Zülküf Yakşi 12 Eylül Askeri Darbesi’nde tutuklanarak dönemin ün salmış Diyarbakır E Tipi Cezaevi’ne atılan kendi tabiriyle ‘eski tüfek’lerden. Dükkanı sohbetlerin de yapıldığı bir mekan. 45 seneden beri esnaflık yapan Yakşi, harekâtı ‘gerekli’ görenler arasında.

“Afrin’e operasyonun yapılması gerekiyordu. Çünkü meselenin gerisinde emperyalizm var ve Kürtler sadece kendi amaçlarının piyonu olarak görülüyor. Obama döneminde Recep Tayyip Erdoğan’ın öngördüğü sınırda güvenli bölge oluşturma projesi hayata geçirilmeliydi. Amerika ve İsrail bunun yerine dünyanın başına IŞİD’i bela ettiler. 55 yaşındayım ve yürürken dönüp arkama korkuyla bakmadığım bir günüm olmadı. Bölgenin kahır ekseriyeti param, malım, mülküm olsun değil; kaygısız, huzurlu günlerinin olmasını ister. Tartışmalar olacaktır ama kimse kusura bakmasın 3 milyon Suriyelinin yaşadığı ülkemizin, Suriye sınırını güvenlik altına alma girişimi haktır.”

nizam

Nizam Özbek

Nizam Özbek ise Sur ilçesinde yaşıyor. İşlettiği çay ocağı dolu ve çoğunluğu emeklilerden oluşan grubun sohbet konusunu yine Afrin. Operasyonu destekleyenler de var yöntemini beğenmeyenler de; Özbek, yöntemi tasvip etmeyenlerden; meselenin barış içinde ve masada ele alınması gerektiğini savunuyor.

“Afrin’e niye girdi ki Türkiye. Cumhurbaşkanı Erdoğan her seferinde ‘Kürt kardeşlerim’ diyor. Kardeşim diyorsan ağabeyliğini de yapman gerekir. Kürtler Türkiye’nin en sadık bireyleridir. Sorsan yüzde 95’i bağımsız Kürdistan istemez, birlikte yaşamaktan yanayız. Sadece Türkiye’de değil bütün Kürt coğrafyasındaki Kürtlere kucak açmalı. Diyalog masasında çözüm bana göre mümkündü, ölümler en çok bizi yaralar, kim ölürse ölsün. En sonunda bu iş masada çözülmeyecek mi? Öyleyse neden şimdi olmasın?”

Eski Sipahi Pazarı’nın önündeki küçük mangalında küllenmeye yüz tutmuş közleri eşeleyen Ahmet Gündüz pek çok Diyarbakırlı gibi. Önce konuşmak istemiyor. Gündüz’e göre, Afrin meselesi ile ilgili tutumundan daha çok ona göre konuşulması gereken şey Amerika ve onun Suriye'deki paravan örgütleri.

Ahmet

Ahmet Gündüz

Gündüz, “Bizim kapı komşumuzdaki güvenlik problemlerine müdahil olmamızı eleştiren ülkelerin Suriye’ye sınırı bile yok. On bin kilometre öteden gelen Amerika, Kürtleri kullanıyor. İşi bitince hatırlamak bile istemeyecektir. Türkiye’nin kendi sınırlarını koruma girişimi bana göre meşrudur. İşin bu noktaya gelmesinin nedeni Amerika ve İsrail’dir. Mesele barış yoluyla çözülebilirdi ve kimsenin canı yanmazdı,” diyor.

İnsan Hakları Cemiyeti Başkanı Mehmet Karadağ meselenin siyasi boyutu hakkında yorum yapmamayı tercih ediyor. Karadağ,  Afrin meselesinin bazı kesimler tarafından Kürt-Türk savaşı olarak nitelendirilmesinden rahatsız:

“Söz konusu bölgede baskıcı, tahakkümcü bir anlayış vardı, hatta oradan siyasi olarak sürülenler, zarar görenler, hak ihlali noktasında çok sorunlu bir bölge. Operasyon başlatıldı ancak oradaki masum halkın zarar görmemesi en büyük temennimiz. İnsan Hakları Cemiyeti olarak işin siyasi boyutuna girmiyoruz. Diğer STK’ların da bu noktaya dikkat etmeleri lazım, ötekileştirici dil kullanmamak lazım, hele hele Türk-Kürt cephesi-savaşı gibi bir ayrım asla yapılmamalı, çünkü böyle değil mesele.”

Suriye’ye yapılan operasyona karşı olanlar arasında Hak İnisiyatifi Diyarbakır Koordinatörü Reha Ruhavioğlu var. Ruhavioğlu açıkça, ‘uzak görünse de’ nihai adresin müzakere ve barış süreci olacağını düşünüyor. Ruhavioğlu umutsuz değil ve yöntemin barış umutlarına ipotek koyduğunu düşünüyor.

Afrin operasyonunun ardından sosyal medyada operasyon karşıtı görüşleri savunan yaklaşık 40 kişi gözaltına alındı. Hak İnisiyatifi Reha Ruhavioğlu’nun bir diğer endişesi de bu.

 Hak İnisiyatifi Diyarbakır Koordinatörü sözlerine şöyle devam ediyor:

“Hem evrensel insan hakları normlarına hem de Birleşmiş Milletlerin sözleşmelerine göre barışı talep etmek çok doğal bir hak. Aslında savaşı, silahı ölümün propagandasını yapmak suç. Ama Türkiye’de Afrin operasyonuna karşı olanların ifade özgürlükleri kısıtlanıyor, gözaltına alınıyorlar. Hükümetin politikalarını insanlar benimsemek zorunda değiller. İnsanlar bir çatışma haline karşı haklı ya da haksız bir gerekçeyle karşı olabilirler ama insanların konuşma hakkını ortadan kaldıramazlar. Bu insan hakkı ihlalidir.”

Diyarbakır’da Afrin operasyonu konuşulup, tartışılıyor. Operasyonu destekleyen de karşı çıkan da var ve halk arasındaki düşünceler ayrı olsa da iki tarafın birleştiği bir nokta var, o da meselenin en nihayetinde masaya taşınması ve Kürtlerle Türkler arasına ayrımın girmemesi.