Oca 22 2018

Eski AB Büyükelçisi Pierini: Afrin operasyonu ilişkileri çıkmaza götürecek

Türkiye, 1 hafta önce açıkladığı Afrin’deki YPG mevzilerini hedef alan operasyonuna üç gün önce start verdi. Bu gelişme Türkiye medyasının 1 numaralı gündemi olurken dış basın da operasyonu yakından takip ediyor.

Operasyon öncesi ABD ile ters düşen, Rusya ile ise bir “muamma” görüntüsü çizen Türkiye, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ifadesiyle hedefe ulaşılana kadar süreceğini belirttiği operasyon için ucu açık bir süre veriyor.

Başta ABD olmak üzere AB ülkeleri harekâtı kaygı ile izliyor ve çok fazla sürmeden sonlanmasını istiyor.

AB'nin eski Türkiye Büyükelçisi Marc Pierini, Carnegie Europe’da operasyonu değerlendiren bir yazı kaleme aldı.

Ankara'nın, Suriye'deki son askeri operasyonu (Afrin) ve iç gündeminin, AB ile ilişkileri bir kez daha çıkmaza doğru götürdüğünü söylüyor Pierini.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 5 Ocak’ta Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı ile gerçekleştirdiği görüşmeyi hatırlatan Pierini, Türkiye’nin özellikle 15 Temmuz darbe girişimi sonrası 18 aylık süreçte yaşadığı sert değişimlere dikkat çekerek, görüşmenin Türkiye’nin yeniden AB’ye dönüşü olarak yorumlandığını ancak “protokol koreografisi” olarak nitelendirdiği görüşmenin ardından tam tersi bir durumun ortaya çıktığını söylüyor.

Macron, Türkiye'nin içinde bulunduğu siyasi durumda ne üyelik müzakeresi ne de üyelik olacağını söylemişti. Bu açıklamaya gönderme yapıyor Pierini ve başından bu yana Türkiye’nin AB’ye üyeliğine karşı çıkan Hollanda ve Avusturya'nın poziyonuyla aynı çizgide tavır aldığını belirtiyor ve bir anlamda Fransa’nın Türkiye için AB’ye kapıları kapattığını vurguluyor.

Eylül 2017’den bu yana hükümet kuramayan ancak büyük koalisyon için yeşil ışık yakan Almanya’nın benzer bir tavır ortaya koyduğunu belirtiyor Pierini.

Merkel ile Schulz, 12 Ocak’ta koalisyon için anlaşmaya vardıkları açıklarken, koalisyonun temelini oluşturacak taslak metinde "İnsan hakları kötüleştiği için Türkiye ile yeni fasıl açılmayacak" şartı da konmuştu.

Pierini, son birkaç hafta içinde Türkiye'nin Avrupa'daki konumuna yönelik büyük değişimler yaşandığına dikkat çekerken, Ankara'nın Afrin merkezli Suriye'nin kuzeybatısına yönelik askeri operasyonlara odaklanmasının, AB ile ilişkileri arka plana attığı görüşünü dile getiriyor. Türkiye için Paris ziyaretinin, Avrupa liderleri ile bir kaç aydır süren laf dalaşının ardından “eski dostlar” stratejisinin bir parçası olduğunu vurguluyor.

Türkiye’nin hâlihazırda, AB aday ülkesi statüsünü kazanmak için Aralık 2004'te kabul ettiği ilkelerle çeliştiğini savunan Pierini, kuvvetler ayrılığı ilkesi, özgür ve adil seçimler, basın özgürlüğü, bağımsız bir yargı ve sivil toplum anlayışından uzaklaşıldığını belirtiyor ve ekliyor:

“AB liderleri artık Türkiye Cumhuriyetini güvenilir bir siyasi müttefik olarak görmüyor mu? Büyük ölçüde, görmüyorlar.”

Türkiye'nin otoriterliğinin tek yönlü ilerleme olarak görüldüğünün altını çizen eski AB Türkiye Büyükelçisi, Erdoğan’ın kısa vadede hukukun üstünlüğüne dönerek kendi iktidarının güvenliğini tehlikeye atmayacağı görüşünde:

“Türkiye’nin siyasi liderliği, hukukun üstünlüğünü baltaladığı, iç siyasi kavgalarını Avrupa'ya getirdiği ve AB karşıtı anlatıları düzenli olarak kullandığı sürece NATO üyeliğine rağmen siyasi bir ittifak söz konusu olamaz. Bu nedenle, Ankara hukukun üstünlüğünü destekliyoruz dese bile, katılım müzakerelerini yeniden başlatma meselesi artık masada değil.”

Bunun, bir izolasyon stratejisi anlamına gelip gelmediği sorusuna ise, aslında Ankara'nın kendi politik tercihlerine göre ayarlanmış bir politika olduğu cevabını veriyor. AB’nin, Türkiye ile konuşmaya devam edeceği notunu düşerek…

Pierini’ye göre, Türkiye'de insan haklarını tartışmak ve bu konunun üzerine gitmek siyasi bir zorunluluk olacak AB için artık.

Aralarında Bulgaristan’ın da yer aldığı bazı AB ülkelerinin Erdoğan'ın zirve arzusunu tatmin etmek isteyeceğini söyleyen eski AB elçisi, Aralık 2004 ve Ekim 2015'te yapılan bu tür toplantılar ve hatta Paris'teki 5 Ocak basın toplantısının, mevcut politikacılarda kekremsi hatıralar bıraktığını ifade ediyor ve yakın zamanda düzenlenmesi planlanan AB-Türkiye zirvesine dair beklentilerini şöyle sıralıyor:

“Bu nedenle aşırı dikkatli olunması gerekiyor. Fakat düzenlenecek bir zirve, Türkiye'de hukukun üstünlüğünü sağlamaya yardımcı olmaz, tersine devasa insan hakları ihlallerine göz yumulmasına ve AB vatandaşlarının rahatsız olmasına neden olur.”

Bunların hiçbirinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı fazla etkilemeyeceği görüşünde Pierini. “Onun için önemli olan kendisinin yeniden seçilmesi” olduğunu savunuyor.

TSK’nin "Zeytin Dalı Harekâtı" adını verdiği operasyonunun amacının ise, milliyetçilik duyguları canlandırmak ve Erdoğan’ı tehlikeli bir durumu yönetebilecek tek politikacı olarak göstermek olduğunu öne sürüyor ve şöyle noktalıyor:

“Bu şartlar altında, AB ile anlaşma pek önemli değil.”