Oca 22 2018

Independent yazarı: Operasyon Kürtler'in geleceğini belirsizleştirdi

 

'Zeytin Dalı' adı verilen Afrin operasonu ile ilgili dünya medyasında harekatın olası sonuçları, bölgesel dengeler, küresel güçlerin yaklaşımı ve dahası Kuzey Suriye'deki Kürtler'in geleceği üzerine çok sayıda haber ve analiz yayımlanmaya devam ediyor.

İngiltere merkezli the Independent yazarı Patrick Cockburn, harekatın Suriyeli Kürtler'in geleceğini öngörülemez hale getirdiğini savunan bir yazı kaleme aldı.

BBC Türkçe'nin aktardığı yazıda, operasyon nedeniyle Rojava olarak adlandırılan Kürt bölgesinin geleceğinin 'pamuk ipliği'ne bağlı hale geldiği belirtilirken, ABD'nin dört yıl önce IŞİD kuşatması ile karşı karşıya kalan Kobane yanında saf tuttuğu hatırlatıldı. 

Cockburn yazısını şöyle sürdürdü:

"Suriyeli Kürtlerin Rojava olarak adlandırdığı yarı bağımsız bölgenin geleceği pamuk ipliğine bağlı. ABD 2014'te Kobani IŞİD kuşatması altındayken Kürtlerin yanında durdu.

Bölgesel aktörler, 'IŞİD yenilgiye uğratıldıktan sonra ABD Kürtlere desteğe devam edip Türkiye'yi öfkelendirecek mi yoksa askeri danışmanlarını Suriye'den çekip YPG'yi kaderiyle baş başa mı bırakacak?' konusunu merak ediyordu.

ABD hiçbir zaman Afrin'de askeri varlığı olmadığını, o bölgenin Rusya'nın denetim alanına girdiğini, Afrin'de Rus askeri danışmanların bulunduğunu söyledi. Ancak ne olursa olsun, Afrin'in düşmesi, ABD'nin Kürtleri savunmak istemediğinin ya da savunacak durumda olmadığının bir sinyali olacak algılanacaktır. Mevcut krizi yaratan da ABD'nin Suriye'nin kuzeyindeki durumu hafife alması oldu.

Bu ayın başlarında ABD, büyük kısmını YPG'nin oluşturduğu 30.000 kişilik bir sınır güvenlik gücü oluşturulacağını açıkladı. ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson açıklamanın Türkiye tarafından yanlış anlaşıldığını söyledi. Ancak Türkler, ABD'nin Suriye politikasının Kürt yanlısı bir biçimde şekillendiğini görerek hayal kırıklığına uğramıştı.

Tillerson Türkiye ile ilişkileri toparlamaya çalışırken, ABD'nin öngörülebilir gelecekte Suriye'de 2.000 askeri danışman tutmaya devam edeceğini söyleyerek daha büyük bir krizin önünü açtı."

Cockburn, sahada aktif olan küresel güçlerin farklılaşan amaçlarına da dikkat çektiği yazısında, ABD'nin önceliğinin IŞİD'in bir daha güç kazanamayacak şekilde yenilgiye uğratılması, İran'ın bölgesel bir aktör olarak zayıflatılması ve Esad'ın Suriye'nin geleceğinde yerinin olmadığının tescillenmesi olduğunu belirtiyor.

Cockburn'un değerlendirmeleri şöyle:

"Tillerson her neyi amaçlamış olursa olsun, sözleri Suriyeli Kürtlere uzun vadeli bir askeri garanti mahiyeti taşıyordu. Bu uzun vadeli garanti Erdoğan'ı çileden çıkardı, Kürtlerin ABD ile tam bir işbirliği içine girdiğini düşünen Rusya , Suriye ve İran'ı kızdırdı.

Son kriz öncesinde Kürtler Rusya ve ABD arasında bir denge politikası güderek, sürekli Esad'ın düşmanı olarak kalmayacakları mesajını vermeye çalışıyorlardı.

Rusya 200.000 nüfuslu Afrin'de güvenliğin sağlanmasına destek veriyordu. Afrin'de birliklerini bulunduruyor, Suriye'deki hava gücü ve hava savunma sistemleri sayesinde Moskova'nın izni olmadan Türkiye'den gelebilecek askeri adımları önlüyordu.

Ancak Kürtlerin ABD'ye yakınlaşması üzerine Moskova'nın, Türklere Afrin'de düzenlenecek bir operasyona karşı çıkılmayacağı güvencesini verdiği ifade ediliyor.

Bu sayede Türkiye Afrin'de hava gücünü kullanabildi."