Oca 27 2018

'Kürt yoğun nüfuslu Afrin’e cihatçı Araplarla ‘zeytin dalı’ uzattık'

Türkiye, zeytinlikleriyle ünlü Afrin'e yönelik harekâta savaş tarihine "ironi" ya da "istihza" olarak geçecek bir ismi seçti: "Zeytin Dalı".

Harekât 8’inci günü de geride bırakırken, ana hedefde Ankara’nın “terör örgütü” olarak gördüğü, ABD’nin ise bölgede desteklediği YPG var.

Afrin, Kürtlerin yaklaşık 1000 yıldır yaşadığı bir yer. Eski adıyla Kürt Dağı... 

Suriyeli Kürtler için bu nedenle kritik ve büyük öneme sahip Afrin. Türkiye için ise kuzeyden gelecek bir tehdit…

Eski Erbil Başkonsolosu Aydın Selcen de, Gazete Duvar’daki yazısında, “Yirmi milyon zeytin ağacının bulunduğu Kürt yoğun nüfuslu Afrin’e cihatçı Araplarla ‘zeytin dalı’ uzattık. Böylece o zeytin ağaçlarını ‘asıl sahiplerine’ iade edeceğimizi öne sürüyoruz” diyor ve ekliyor:

“Yetmiyor, Rusları Tel Rifat ve Minnag Hava Üssü’nden, ABD’lileri Münbiç’ten çıkaracağız. Görünen o ki, Kahire ile olduğu gibi, Şam’la da ilanihaye dargın kalacağız.”

2011’de Suriye’de iç savaşın başlamasından bu yana Afrin’de bir çatışma veya huzursuzluk yaşanmadığını söylüyor Selcen. Bölgenin IŞİD’in saldırı girişimine de direnmeyi bildiğini vurgularken, yaklaşık 5 bin YPG militanının da bulunduğunu belirtiyor.

Afrin harekâtı sürerken, Idlip’te de Rusların desteğiyle Suriye ordusunun bölgede etkinliğini artırdığını vurgulayan Selcen, Idlip’in doğusunda 250 bin kişinin yerinden olduğunu ifade ediyor. 

Suriye’de devlet başkanlığı seçimlerinin 2021’de yapılacağını hatırlatan Selcen’e göre, ‘Zeytin Dalı’nın sonuçlanması ise en iyimser öngörüyle Fırat Kalkanı ölçüt alınırsa yedi ay…

Selcen, Erdoğan’ın, hem içeride barış süreçleriyle, hem komşuda Erbil Başkonsolosluğunu açtırarak ve Erbil’i ziyaret eden ilk Türkiye Başbakanı olarak Kürtlerle etkin diyalog kanalları açtığını söylüyor bir dönem. Üzerine, Kerkük petrollerinin de Ceyhan’a bağlanmasına dikkat çekiyor ve hâlihazırda gelinen noktayı şu sözlerle değerlendiriyor:

“Şimdi ise, Afrin’i ‘topraklarımıza (yahut Fırat Kalkanı bölgesine diyelim) katarak’ ne Kürtleri dışarıda tutan devlet refleksi, ne karşılıklı bağımlılığa dayalı erken dönem AKP girişkenliği sahaya yansımış oluyor.”