Şub 05 2018

'Türkiye, ABD ile danışıklı dövüşlü Suriye'de' iddiası

 

Türkiye'nin Afrin'e düzenlediği askeri operasyon 17. gününde. İlerleme, çatışma ve kayıplar konusunda sağlıklı bir bilgi akışı bulunmuyor. 

Sahadaki gelişmelerden ziyade meselenin siyasi, uluslararası diplomasi ve askeri boyutu tartışılıyor. Bir de ABD, Rusya ve İran ile Türkiye'nin Suriye'deki dansı. Görünürde, Türkiye ABD'nin tüm itirazlarına rağmen Afrin'e girmiş izlenimi var. 

Rusya ise gönülsüz izin veriyor operasyona. İran da mırın kırın ediyor. Peki gerçekten de bu küresel güçlere rağmen mi Afrin operasyonu tam gaz sürdürülüyor?

T24 yazarı Akdoğan Özkan bunun aksini düşünenlerden. Ona göre, Afrin harekâtı öncesi ABD, demeç ve tutumuyla Türkiye’yi bölgede daha etkin askeri varlık göstermek üzere “teşvik ettiği”

Özkan iddiasını bir adım öteye taşıyor ve ABD'nin, 30 bin kişilik ordu açıklaması ile Türkiye'nin böylesi bir adım atmasını öngörmesi bir kenara, bu adımın atılmasını istediğini düşünüyor.

Özkan tezini kanıtlamak için 10 madde ortaya koyuyor. İlkine göre, ABD Esad'ı deviremeyeceğini anlayınca Suriye'yi daha da istikrarsızlaştırma politikası gütmeye başladı. Böylece sınır gücü oluşturma açıklaması, Türkiye'ye savaşa çekmenin en makul yoluydu. 

Bir diğer tezinde Özkan, ABD'nin bölgedeki bir numaralı düşmanı İran'a karşı mücadelesinde YPG yerine Türkiye'yi daha değerli bulduğunu savunuyor. 

Özkan yazısını şöyle sürdürüyor:

"Pentagon, bir taşla elbette birkaç kuş vurmayı hayal eder. O taşın Rusları da hedefe almış olması gayet tabii. ABD, Türklere Afrin kapısını açanın Ruslar olduğunu Kürtlere göstermeyi ve PYD ve YPG/YPJ ile Rusya’nın arasını bu şekilde iyice açarak kendisini sahadaki Kürt güçlerin güveneceği tek müttefik, dayanak olarak ortaya koymayı istedi. Bu şekilde, Ruslarla da bugüne dek dengeli bir ilişki kurmaya özen göstermiş Suriye Kürtlerinin tamamen kendi strateji ve politikalarına mahkûm hale gelebileceğini umuyor."

Washington'un hayalet şehir Rakka'yı Kürtler için düşündüğünü savunan Ökan, Özkan, "Washington yönetimi de ABD uçakları tarafından yüzde 80’i yıkılmış ve BBC’nin ifadesiyle “artık kimsenin kendini ait hissedemediği şehir” olarak anılan Rakka’yı (ve genel olarak Fırat’ın petrol kuyuları açısından zengin doğusunu) yeniden inşa sürecinde “Kürtlerin kendisini ait hissettiği şehir” olarak kurgulayabilecek. (Bilinmelidir ki, savaş çoğu zaman bir etnik temizlik harekâtıdır.)" yorumunu yapıyor.