Oca 23 2018

Türkiye’nin Afrin operasyonunun ardında ne var?

 

Türkiye’nin dördüncü gününe giren Afrin operasyonu dünya medyasının da gündeminde olmayı sürdürüyor.

‘Zeytin Dalı’ olarak adlandırılan harekatla ilgili Sewell Chan tarafından The New York Times’da yayımlanan yazı, Afrin’e müdahalenin gerekçelerine dair kapsamlı bir analiz sunuyor.

İşte o yazı:

Haftasonu Türk askerleri, Amerika’nın müttefiki de olan Suriye’deki Kürt militanlara yönelik bir kara ve hava saldırısı başlattı.

NATO müttefikleri bir saldırı anında birbirinin yardımına koşmakla yükümlü. ABD, Türkiye için önemli bir silah ve askeri yardım tedarikçisi ve Suriye’deki IŞİD’e karşı savaşında İncirlik hava üssünü kullanmakta.

Ancak ilişkiler, Türkiye’nin Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde otoriter bir kimliğe bürünmesiyle soğudu. 2016’daki başarısız darbe girişimi ile ilişkiler daha da kötüleşti. Erdoğan, bir zamanlar müttefiki olan ve Pensilvanya’da yaşayan Fetullah Gülen’i darbe girişiminin arkasındaki isim olmakla suçladı. ABD’yi de Gülen’i korumakla itham etti.

2016’dan beri Türkiye, ABD’nin iki baş düşmanı Rusya ve İran ile ilişkilerini geliştirdi. Şimdiye kadar bu dört ülke de IŞİD’in yenilgiye uğratılması gibi ortak bir çıkarı paylaştı. Örgüt şimdilerde kaçışta ancak çatışmalarda başa  dönülüyor.

Rusya, yedi yıl süren iç savaş boyunca gücü elinde tutan Suriye lideri Esad’ı destekliyor. ABD, Esad’ın gitmesinde ısrar etse de Esad kalacak gibi görünüyor ki bu Türkiye’yi endişelendiren bir ihtimal.

Kürtler, 2012 yılından bu yana Rojava adını verdikleri bir bölgeyi yönetiyor. Türkler, kuzeybatıdaki Afrin ve Kobani kasabalarını kuzeyin merkezindeki Kobani ve kuzeydoğudaki Kamışlı kantonları ile birbirine bağlayan bu bölge üzerinde Kürtlerin kontrolü ele geçirmesini önlemeyi istiyor.

Türkiye şimdi Kürtler’in Afrin’i kontrol etmesini engellemeye çalışıyor. Bu Türkiye’nin ilk müdahalesi değil. 2016 Ağustos’unda IŞİD kalıntılarını sınırından temizlemek ve Suriyeli Kürt güçleri tesirsiz hale getirmek için kapsamlı bir operasyon yürüttü.

Erdoğan, Kuzey Suriye’nin büyük bölümünü kontrol edecek Suriye Kürtleri’nin, ABD ve AB’nin de terör örgütü kabul ettiği ayrılıkçı grup PKK’yı desteklemelerinden endişe ediyor.

İşler burada karmaşıklaşıyor. ABD, IŞİD’e karşı savaşta hayati bir rol oynayan Kürt militan grubu YPG’yi silahlandırdı. Bu grup, PKK’dan neşet eden sol kanat bir silahlı örgüt.

IŞİD’le savaş sona yaklaşırken, Türkiye bu militan grubun dikkatlerini Türkiye’deki müttefiklerine yardımcı olmaya vereceklerinden endişe ediyor.

Chatham House’dan Renad Mansour’a göre, bu korku tümüyle boş değil. Wilson Center’da Kürtler üzerine çalışan Amy Austin Holmes’a göre, YPG’ye katılanların büyük bir bölümü IŞİD saldırısı altında bulunan Kobani gibi kasabalarını geri almak için örgüte katıldı ve PKK ideolojisinden bağımsız bunu yaptı.

Tennessee Tech’te Suriyeli Kürtler üzerine çalışan Michael M. Gunter ise, Türkiye’nin tehdidi abarttığı ancak tümüyle de hayal ürünlerinin bir parçası olmadığı görüşünde.

Peki tüm bu olup bitenlerin ortasında Kürtler ne durumda?

ABD, 2015 yılında IŞİD’e karşı çok etnikli Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) oluşturulmasına katkı sağladığında, IŞİD’in gün gelip yenileceğini ve SDG’ye destek vermeyi kesmekle bu desteği sürdürmek arasında tercih yapması gerekeceğini biliyordu.

İsviçre Neuchatel Üniversitesi’nden tarihçi Jordi Tejel’e göre, ABD Dışişleri Bakanı Tillerson’ın 30 bin kişilik yeni bir Kürt sınır gücü kurulacağını açıklaması Türkiye’nin saldırısına zemin hazırladı.

Bu açıklama, ABD’nin otonom bir Kürt kantonu yaratmaya çalıştığı korkusunu doğurdu.

Tejel’e göre, Türkiye bu bölgeye müdahale etmeyi istiyordu, Trump yönetiminin açıklaması da bir bahane oldu. Washington’un IŞİD karşıtı stratejideki hatası Türk-Kürt zamanlı bombasının patlamasına neden oldu.

Şimdi mevcut çatışma, eski müttefikleri birbiriyle karşı karşıya getirme riski doğuruyor: ABD tarafından desteklenen ve Esad’a karşı savaşan ılımlı isyancı grup SDG şimdi Türkiye ordusuyla aynı saflarda Kürtlere karşı savaşıyor.

Uzun vadede, Washington muhtemelen Türkiye ile müttefikliğinin Kürtlerle ilişkilerinden daha önemli olduğunu kabul edecek.