Yaşar Yakış
Mar 23 2018

'Afrin ele geçirildi ama yapılacak daha çok iş var'

Afrin’in merkezinin ele geçirilmesiyle Türkiye’nin askeri operasyonunun ara hedefi gerçekleştirilmiş oldu. Operasyonun nihai hedefi Halk Savunma Birlikleri’nin (YPG) Kürt savaşçılarının bölgeden çıkarılması ve Suriye’deki en güçlü Kürt siyasi partisi Demokratik Birlik Partisi’nin (PYD) kurduğu özerk kantonun dağıtılması.

Akabinde, Türkiye ilçe nüfusunun etnik dağılımını yansıtacak bir yerel yönetim kurulmasını öngörüyor. Görevin bu son kısmı incelik, yetenek, adalet ve yeterli bilgi gerektiriyor.

Operasyonun 58. gününde Türkiye’nin desteklediği Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) savaşçıları şehir merkezinde çok sayıda kritik mahalleyi ele geçirdi. Neyse ki, korkulduğu gibi bir şehir savaşı yaşanmadı.

Artık Türk ordusu ilçede kontrolü sağlamaya başladığından büyük bir direniş beklenemez. YPG savaşçılarının kalıntıları veya yerel aktivistlerin ÖSO savaşçılarını veya Türk askerlerini taciz etmek için rastgele saldırılar düzenlemeleri halinde bile sahadaki askeri durum değişmeyecektir, ancak bu tip saldırılar fazladan zayiata yol açabilir.

Türk ordusu profesyonelliği ve sınırlı sivil kayıplar dolayısıyla övgüyü hak ediyor. Türkiye baştan kayıp yaşama riskini alarak kararlı davrandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliği Türk kamuoyunun kayıpları kabullenmesinde önemli bir rol oynadı.

Operasyon Türk ordusunda 50, Türkiye’nin desteklediği ÖSO’da 250 kayba yol açtı. YPG tarafındaki kayıplar binler olarak tahmin ediliyor. Eğer çatışmalar bölgenin meskun alanlarında devam etse bu kayıplar çok daha yüksek olabilirdi.

YPG’nin Türk ordusuyla direk bir çatışmadan kaçınma sebebi henüz bilinmiyor, ancak aşağıdaki sebeplerden biri ya da bunların tamamı olduğunu düşünebiliriz.
İlk olarak, PYD sonucunda kaybedeceği görülen bir savaşı yürütmenin anlamsız olduğuna karar vermiş olabilir.

İkincisi, ABD Menbiç’te karşılıklı tavizlerin zemini hazırlamak için YPG’ye Türk ordusu ile direkt yüzleşmeye girmemesini önermiş olabilir. 

Üçüncüsü, Rusya tarafından Şam ve PYD arasında başlatılan pazarlıklar PYD’nin ileride kendi ilan ettiği özerkliği geri alamayacağını, halbuki şu anda şartlar lehine dönerse özerklik ilan edebileceğini düşünmesi sebebiyle ilçenin yönetimini devretmeyi kabul etmemesi yüzünden sonuçsuz kaldı. Belirsizliklerle dolu olan Suriye krizinde bütün taraflar kartlarını kapalı oynamayı tercih ediyor. 

Dördüncü olarak, PYD öncelikle Türk ordusunun kararlılığını test etmek, yoğun kayıplar kaçınılmaz olduğunda vazgeçip geri çekilmeyi düşünüp düşünmeyeceğini görmek istemiş olabilir. Böyle yaparak YPG Afrin’den vazgeçmemiş olurdu ve kantonun özerklik statüsüyle ilgili argümanları sunmaya devam edebilirdi.

Afrin’i Türk ordusuna bırakmak PYD’nin davasına bu kadar zarar vermezdi, çünkü er ya da geç Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygı duyduğunu açıklamış olan Türkiye ülkedeki askerlerini çekmek zorunda kalacak.

Afrin’de şu ana kadar sağlanan gelişmeyle Türkiye’nin eli ABD’yle Menbiç’teki Kürt savaşçıların çıkarılmasıyla ilgili pazarlık için daha güçlü hale geldi.

Afrin’de kurulacak yeni yönetimin adil olması için başlangıç noktası ilçenin etnik yapısına dair kriz öncesi elde edilen veriler olmalı. Bu durum iç göçlerden dolayı değişmiş olabilir. İlave bir zorluk da var: Suriye’deki Kürt nüfusun önemli bir kısmı vatandaşlığa kabul edilmemişti. Eğer nüfus sayımında sayılmadılarsa, mevcut veriler ilçe nüfusunun kriz öncesi etnik dağılımı hakkında çarpık bir resim verir. 

Türkiye bu hassas problemi çözmek için tüm idari tecrübesini ve diplomatik yeteneklerini kullanmak zorunda.

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar