Oca 17 2018

'Afrin'de askeri harekat dışında bir seçenek daha var'

 

Türkiye son bir haftadır hemen her güne, Suriye'de "Afrin'e ha girdik ha giriyoruz" yorumlarıyla uyanıyor.

Bir yanda Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, öte yanda Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, bu bölgede YPG hakimiyetine ve etkisine izin verilmeyeceğinin altını ısrarla çiziyor.

Operasyon için slogan bile belli: Bir gece ansızın gelebiliriz!

ABD'nin YPG unsurlarını da içeren- Türkiye YPG'yi terör örgütü olarak tanımlıyor- 30 bin kişilik ordu kurup bir bölümünü Türkiye-Suriye sınırına konuşlandıracağını duyurmasının ardından, Afrin'e Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) operasyonu için hazırlıklar sürüyor

Sınıra sevk edilen tanklar, YPG'yi hedef alan top atışları tam gaz. 

Gazeteduvar yazarı Aydın Selcen, tüm bunların iç siyaseti kazanmaya yönelik hamleler olmasını diliyor ve "Umarım, burada yapılan “ip cambazlığı” tarzı diplomasidir ve bizlerin elimizdeki az yahut olmayan bilgilerle kestiremediğimiz belirli bir amacın hasılına matuftur. Umarım, MGK toplantısında akıl galebe çalar" yorumunu yapıyor.

Siyasilerin Afrin’e yönelik Fırat Kalkanı (FK) benzeri bir askeri harekat başlatılacağı yorumlarını hatırlatan Selcen, "başlayacak olan “müdahale” FK’ye mi, adsız ve FK’ye benzemeyen İdlip “harekatına” mı benzeyecek bilemiyoruz" diyor ve askeri harekat yerine daha düşük maliyetli ve etkin olan diplomatik girişim tavsiyesinde bulunuyor.

Selcen bu konudaki önerisini de şöyle formüle ediyor:

"Zorunlu olmayan Afrin’e askeri harekat seçeneği yerine diyalog denenmesi gerektiğini düşünüyorum. Yapılması gereken, Şam, Suriyeli Kürtler (yahut Suriye Demokratik Güçleri – SDG), Bağdat ve Erbil’le koşut temaslar tesis etmek, çatışmacı değil itibarı barışı kurmakta arayan kendi içinde tutarlı bir bölgesel siyaset geliştirmektir."

İnsan hayatını korumak için askeri seçenek yerine diplomasiyi öneren Selcen, "Ciddi kaygım, uyurgezerler gibi savaşa, yıkıma, geri dönülmesi ya hepten olanaksız, ya görülebilir gelecek için olası gözükmeyen bir serüvene sürüklenmekte olduğumuz" diyor ve ekliyor:

"Kısıtlı bir müdahalenin dahi yere havadan destek için Rusya’nın onayını gerektireceğini, obüslerle yapılan top atışlarının hava desteği yerine geçemeyeceğini, yalnızca kuzey (Kilis) sınırına değil güneyden İdlip sınır boyuna da obüs konuşlandırmak zorunluluğunu, ayrıca yerdeki Rus askeri mevcudiyetinin söz konusu olan topyekun bir harekat ise harekat başlamadan çekilmesi gerekeceğini, ben de askeri uzman olmasam da görebiliyorum. Saydıklarımın hiçbirinin henüz gerçekleşmediğini de."

Suriye'nin güçsüz bir aktör olduğunu kabul eden Selcen, buna karşın sahada Türkiye'nin karşısında Rusya ve ABD'nin bulunduğuna dikkat çekiyor ve Ankara'nın Kürt saplantısı ile terbiye edildiğini savunuyor. 

ABD'nin, İran'ı ve Rusya'yı bölgeden uzak tutmak için hamleler yaptığını aktaran Selcen, "ABD, cihatçı selefist şiddet tehlikesini orta vadede bertaraf etmek için küçük ayak iziyle yerel aktörlerle çalışmayı, kısa vadede Cenevre’yi Astana’ya karşı ayakta tutmayı hedefliyor" görüşünü dile getiriyor. 

Son olarak Selcen bir temenni ile yazısını noktalıyor:

"Umarım Cumhurbaşkanı’nın Afrin açıklamaları iç tüketime yöneliktir. Umarım, burada yapılan “ip cambazlığı” (“brinkmanship”) tarzı diplomasidir ve bizlerin elimizdeki az yahut olmayan bilgilerle kestiremediğimiz belirli bir amacın hasılına matuftur. Umarım, MGK toplantısında akıl galebe çalar. Afrin’den bize yönelen bir tehdit yok. Biz Afrin’e müdahale edersek, ABD’nin Rojava’dan çekileceği yahut RF’nin Astana öncesi Kürtlerin de katılacağı Suriye Ulusal Diyalog Konferansı’ndan vazgeçeceği de yok. Kandil’in de teslim olması yahut elindeki rehineleri serbest bırakması beklenmiyor herhalde bu müdahaleyle. Umarım, Sayın Cumhurbaşkan yanıltılmaz ve masasına tüm seçenekler stratejik gerekçeleri, sakıncaları ve maliyetleriyle birlikte konulur. Diplomaside bazen en az şeyi yapmak, çok iş yapmak demektir."