Mar 30 2018

Afrin’de bundan sonra ne olacak, işin hukuki boyutları neler?

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, Özgür Suriye Ordusu desteğiyle 20 Ocak’ta Afrin’deki YPG mevzilerini hedef alan Zeytin Dalı harekatı, 58. gününde kent merkezinin tamamen ele geçirilmesiyle sonuçlandı. 

ÖSO ve TSK, kenti tamamen kuşatma altına alırken, bundan sonraki planlamanın nasıl şekilleneceği merak konusu.

Binlerce sivil bölgeyi terk ederken ÖSO militanlarının yağmalama görüntüleri de tartışma konusu oldu.

Başta ABD olmak üzere Batı’dan ise kaygı mesajları gelmeye devam ediyor.

Operasyonun askeri kanadından bilanço ağırlaşırken çok sayıda sivilin de hayatını kaybettiğine dair haberler bölge kaynaklarından servis ediliyor. 

DW Türkçe’de yer alan habere göre, Afrin kent merkezi kontrol altına alındığında Gaziantep’te gelecek planlamasına dair düzenlenen kongreye katılan "Afrin Kurtuluş Kongresi", “Afrin'in yeniden inşası ve kentte düzenin tesis edilmesi için çalışacak olan meclis üyeleri içinde 24 Kürt, sekiz Arap, bir Alevi, bir Ezidi ve bir Türkmen olduğunu” söylüyor.

Kongre sözcüsü Hasan Şindi, “Türkiye hükümeti ve Suriyeli muhaliflerle beraber oturuyoruz. İlgili makamlarla, valiyle konuşuyoruz" diyerek koordinasyonu Gaziantep'ten yürüttüklerini belirtiyor ve ekliyor:

"Afrin için bir vali belirlenecek. Ama bu valinin kim olacağını bilmiyoruz. Hâlâ tam net değil. Ama Türkiye'den biri olacak ve hükümet belirleyecek. Kaymakam da olacak. Yine Türkiye'den. Afrin, Antakya'ya ait olacak.”

Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Vahap Coşkun, Türkiye'nin daha önce Suriye'de kontrol altına aldığı bölgelerde izlediği yol haritasına ilişkin olarak, "Türkiye burada ikili bir yapıyı yürütüyor. Bir taraftan oradaki halkın temsilcilerinden seçilmiş bir heyeti belirliyor ve bunlar gündelik hayatın idamesinde rol alıyorlar. Bir de Türkiye genel bir koordinasyon sağlamak açısından buralara kendi bürokratlarından birini atıyor” diyor.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, ocak ayında "Azez’de, Cerablus’ta, Mare’de bugün kaymakamımız var, emniyet müdürümüz var, bugün jandarma komutanımız var" açıklaması yapmıştı.

Coşkun da bu noktaya dikkat çekiyor ve şunları söylüyor:

"Bakan Soylu bahsettiği bürokratların adeta Türkiye'nin bir beldesi ya da ilçesini yönetir gibi mülki idare pozisyonlarında görevlerini ifa ettiklerini söylemişti. Benzer bir durum Afrin'de de olacak."

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) eski yargıçlarından Rıza Türmen ise, "Uluslararası hukuka göre, işgal eden devlet işgal edilen ülkenin toprak parçası içinde kamu düzenini sağlamak ve oradaki sivillerin yaşamını korumakla yükümlüdür. Ancak yükümlülüğü bununla sınırlıdır, egemenlik yetkileri kullanamaz" diyor. Türmen’in dayanak noktası, 1907'de Lahey'de imzalanan kara savaşı hukuku konulu sözleşme...

 

rıza türmen

Kontrol sağlanan yerlerde egemenlik yetkilerinin hâlen Suriye devletinde olduğunu belirten Türmen, şunları kaydediyor:

Ayrıca şunu da unutmamak lazım, orada yürürlükte olan yasalar işgal eden devletin değil, işgal edilen devletin yasalarıdır. Yani burada hâlen Suriye yasaları yürürlüktedir. Türkiye de mümkün olduğu kadar bu yasaların geçerliliğini korumak zorundadır. Ama tabii kamu düzenini korumak ya da oradaki insanların yaşamlarını, insan haklarını korumak için birtakım düzenlemeler yapabilir.

Türmen’in dikkat çektiği bir başka nokta da ele geçirilen bölgelerde gerçekleşebilecek insan hakları ihlallerinden Türkiye'nin sorumlu tutulacağı konusu:

“Eğer işgal eden devlet orada efektif bir kontrol, etkili bir denetim kurmuşsa ve kamu gücünü kullanıyorsa, o zaman o bölgedeki insan hakları ihlallerinden de işgal eden devlet sorumludur."

http://www.dw.com/tr/t%C3%BCrkiyenin-afrindeki-yol-haritas%C4%B1-ne-olacak/a-43194684