Oca 15 2018

“Afrin’e olası operasyona Rusya'nın tepkisi ABD'ninkinden fazla olabilir”

Suriye’de barış girişimleri İdlib ve Afrin’deki son gelişmelerle yerini çatışma ortamına bıraktı bir kez daha. İdlib’de Rusya’nın hava sahasının vurulması, ardından bunu bahane edip muhalifleri vurarak şehrin içlerine doğru Şam rejiminin ilerlemesi…

Ve son olarak da ABD’nin bölgede desteklediği YPG’yi “terör örgütü” olarak niteleyen Türkiye’nin, Afrin’de geniş çaplı operasyonlara başlanacağı mesajını vermesi bölgede yaklaşan en ciddi krizin işaret fişeği.

ABD, Ankara’yı kızdıracak son hamlesini YPG komutasında 30 bin kişilik ordu kuracağını duyurması ile yaptı. Buna sert karşılık ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan geldi; hem de bugüne kadar görülmedik bir üslup ve öfke ile… “Henüz doğmadan boğarız o terör ordusunu” diyor Erdoğan.

Orta Doğu uzmanı Fehim Taştekin, İdlib’deki son tabloyu, Türkiye için yaklaşan ‘kıyamet günü’ olarak değerlendiriyor.

Emekli Büyükelçi Ünal Çeviköz de, Suriye iç savaşının en kritik zaman dilimlerinden birine girildiği görüşünde ve Astana ve Soçi ile ümit veren sürecin 2018’de İdlib ve Afrin ile yitirildiğini söylüyor.

Bölge uzmanlarından Serhat Erkmen de, Deutsche Welle Türkçe için kaleme aldığı değerlendirmesinde, Türkiye’nin Rusya ile işbirliği yapmadan Afrin operasyonuna girmemesi gerektiğini savunuyor. Aksi hâlde Moskova ile sorun yaşayabileceğini belirtiyor. ABD’nin aldığı pozisyonu ise bekle-gör siyaseti olarak yorumluyor.

Türkiye’nin, 15 Temmuz’un hemen ardından başlattığı Fırat Kalkanı Operasyonu'nun askeri harekât boyutunun sona ermesinin üzerinden yaklaşık 10 ay geçti. Bu süre zarfında IŞİD'den bölge kurtarılırken Afrin'den Deir ez Zor'a kadar son bir yılda bu coğrafyada önemli değişiklikler yaşandı.

Rakka ve Deir ez Zor'un kuzeyinde hâkimiyet YPG'de. Güneyde ise Şam rejimi var. Bu 1.5 yılda ciddi bir değişimin olmadığı tek yer Afrin…

ABD'nin SGD'nin içinden oluşturacağını ileri sürdüğü 30 bin kişilik sınır muhafızları, buzdağının görünen yüzü. David. M. Satterfield'in ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi'nde yaptığı açıklamalarda ABD'nin Suriye'deki varlığı IŞİD'le mücadele konseptine oturtulmaya çalışılsa da bunu çok aştığı ve kalıcı bir hâl aldığı açıkça görülüyor. ABD'nin Suriye'de kalıcı olduğu ve kendisine de uzun vadeli yerel ortak olarak PYD'yi seçtiği söylenebilir. Bu durum Türk-Amerikan ilişkilerindeki var olan sorunlara çok daha ağır bir boyut getirecektir. Hatta konuşulan Afrin operasyonunun sadece bu bölgeyle sınırlı kalmamasına ve Menbiç'e doğru kaymasına bile neden olabilir.

Erkmen’e göre, SGD'nin içinden oluşturulacak 30 bin kişilik ordu, buzdağının görünen yüzü. ABD'nin Suriye'de kalıcı olduğu ve kendisine de uzun vadeli ortak olarak YPG’yi seçtiği görüşünde. Bu durumun Türk-Amerikan ilişkilerindeki var olan sorunları büyüteceğini, Afrin operasyonunun Menbiç'e doğru kaymasının da ihtimaller arasında olduğunu vurguluyor.

Peki, artık eli kulağında olan Afrin operasyonunun neticeleri neler olur?

Bu soruya, Suriye'de Türkiye'nin Rusya ile ortak; ABD'yle rakip olduğunu söyleyerek yanıt vermeye başlıyor Serhat Erkmen ve ekliyor:

“Oysa olası bir operasyona Rusya'nın tepkisi ABD'ninkinden fazla olabilir. Hatta Rusya'nın karşı çıkabileceğini ya da en iyi ihtimalle katı kurallar koyarak destekleyebileceğini, ABD'nin ise göreli sessiz ve gülümseyerek izleyeceğini söyleyebiliriz.”

Rus yetkililerden gelen açıklamaların, Türkiye'nin Afrin'deki operasyonunu destekleyeceklerini göstermediğini söylüyor Erkmen ve Afrin'deki olası operasyonun Türkiye'nin beklediği kadar çabuk ve az sorunlu geçmemesi hâlinde ise, ABD için daha önemli olan Menbiç’in güvence altında kalabileceğine vurgu yapıyor.

Kısa vadedeki sonuçlarını ise şöyle analiz ediyor Erkmen:

Belki de yanlış noktaya odaklanıyoruz. Türkiye, Afrin'den bahsederken dahi ABD'yi uyarıyorsa belki de darbeyi sadece Afrin'de değil Menbiç'te de vuracak. Eğer bu gerçekleşirse Türkiye dahil tüm aktörler açısından Orta Doğu'da son 10 yılın en ilginç sayfalarından birisi açılıyor olabilir.

 

HABERİN TAMAMI İÇİN TIKLAYIN