Oca 24 2018

Afrin’in bir de antik tarihi var: Bir tarafın rüyası diğer tarafın kabusu olabilir

Türkiye’nin operasyonuyla bölgede gözlerin çevrildiği en önemli şehir Afrin artık. Türkiye, kentteki YPG varlığını sonlandırmak amacıyla operasyonu başlattığını söylüyor. Afrin, 2012'de Suriye ordusunun çekilmesinin ardından daha çok Kürt nüfusun yaşadığı bir yer. 'Kürt Dağı' adıyla da bilinen yer, 360 Kürt köyü ile Suriye'nin en yoğun Kürt nüfusa sahip bölgesi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kimi bu operasyonu Afrin'deki Kürt kardeşlerimize karşı gibi göstermeye çalışıyor” derken, bölgenin Türkiye’deki 3,5 milyon Suriyelinin dönüşü için hazırlandığın söylüyor.

İşin stratejik önemi kadar kültürel yönü ise çok fazla tartışmaya açılmıyor.Orta Doğu kültürü üzerine çalışmalar yapan yazar Diana Darke, BBC Türkçe için kaleme aldığı yazısında, “Savaşmaya değer doğal güzelliklere sahip” diyor Afrin için.

Afrin Nehri’nden bahis açıyor sonra. Bol ağaçlı tepelerin arasından geçerek kuzeyden güneye doğru aktığını, yeşil vadileri ve verimli topraklarında başta zeytin olmak üzere, pek çok meyve ve kabuklu yemiş yetiştiğini söylüyor.

Bu topraklarda akrep ve yılanın olmadığının söylediğini aktarıyor ve suyunun bol olduğunu belirtiyor. 2004'te Midanki Şelalesi'ne baraj kurulunca, eski yol göl altında gözden kayboldu.

Hafta sonlarında bu göl kıyısında piknik yapılır. Midanki'nin kuzeyinde Arapça konuşan pek yoktur. Yaşlılar geleneksel siyah şalvarlarıyla dolaşır hala.

Afrin sınırındaki Azez'de çok sayıda Türkmen ve Arap halkın da yaşadığını hatırlatan yazar, Kürtler de dahil hemen herkesin Sünni olduğunu ifade ediyor ve şöyle devam ediyor şehri anlatmaya:

“Afrin Nehri kıyısında, Türkiye sınırından görülecek şekilde Roma döneminden kalma Kyrrhos antik kenti kalıntıları yükselir. Nebi Huri adı verilen bölgede Hititli Uriya'nın piramit şeklindeki anıt mezarı görülür. Eski Ahit'te anlatılan öyküye göre, İsrail kralı Davut, Uriya'nın güzel karısı Batşeba ile evlenmek için Uriya'yı savaşa göndermiştir. Bugün bu anıt mezar türbe ve cami olarak kullanılıyor. Buraya bakması için bir Kürt aile görevlendirilmiş. Ailenin babası Türkiye'de akrabalarını ziyarete giderken mayına basarak bir bacağını kaybetmiş.”

Fransa, İkinci Dünya Savaşı'nda bağlantısız kalmasını sağlamak üzere, Akdeniz kıyısındaki İskenderun Sancağı'nı Türkiye'ye vermişti.

Türkiye'nin Hatay adını verdiği bu bölgede nüfusun yüzde 50'si Arap, yüzde 40'ı Türk, yüzde 10'u ise Ermenilerden oluşuyordu. Suriye haritalarında Hatay sınırı için hâlâ "geçici" ibaresi kullanıyor. Hatay'ın doğusunda, İdlib'in kuzeyinde yer alan Afrin ise bunun en son örneği.

Diana Darke’e göre, Türkiye "terörist Kürtler" olarak adlandırdığı kesimleri buradan atmaya çalışıyor. Bölgede 2012’den bu yana Türkiye'nin PKK uzantısı olarak gördüğü Demokratik Birlik Partisi (PYD) yönetimi etkin. PYD'nin silahlı kanadıYPG de bu yönetimin askeri gücü.

Yazar, savaşkan olarak görüldüğünü söylediği Kürt askerlerin tarih boyunca Osmanlılar ve Fransızlar tarafından kullanıldığını, bugün ise Amerikalılar tarafından IŞİD'e karşı savaşta kullanıldığını söylüyor. Darke, dikkat çeken bir izlenime yer veriyor Afrin’le alakalı. Kentte en büyük çatışmanın Suriyeli Kürtlerin kendi arasında meydana gelebileceğini düşünüyor. Zira tümünün Öcalan'ı desteklemediğine vurgu yapıyor ve ekliyor:

“Askere alınmaktan ve çocuk yaşta asker kullanımından kaçınmak için binlerce kişi PYD'nin yönetiminde olan bölgeleri terk etti. Bazıları PYD'nin paralı askerlik yapan suç şebekeleri olduğunu iddia ediyor. IŞİD'i temizleme adı altında Arap köylerinin yıkılması gibi insan hakları ihlalleri içeren haberler dolaşıyor; ama PYD bunları reddediyor.”

2015'ten bu yana Kürt yönetiminin, Arapça öğreten bazı okullar da dahil olmak üzere özel okulları kapattığını söyleyen Darke, “Bu kadar çok çatışan çıkar söz konusu iken Afrin'de savaş ağır olacak. Kürtlerin ‘demokratik federalizm’, Türklerin ise ‘teröristlerden’ arınmış güvenli bölgeler oluşturma rüyası sonunda Suriye'de fiili bir bölünmeye neden olabilir” görüşünü savunuyor ve şöyle noktalıyor analizini:

“Afrin'in geleceği nasıl şekillenirse şekillensin bir tarafın rüyası diğer tarafın kâbusu olabilir.”

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar