Oca 17 2018

Ahmet Türk: Afrin operasyonunu Kürtler kabullenemez

Türkiye'nin ‘güney sınırını terör örgütünden arındırma operasyonu’ kapsamında Afrin'e gireceğini duyurmasıyla birlikte olası bir askeri harekat ile ilgili farklı değerlendirmeler yapılmaya devam ediyor. Bir yandan Türkiye'nin sınırındaki gelişmeler karşısında sabrının taştığı belirtilirken, diğer yandan bu operasyonunun Türkiye'yi uluslararası alanda zor durumda bırakabileceğine vurgu yapılıyor.

HDP'li eski milletvekili Ahmet Türk ise Türkiye'nin olası bir Afrin operasyonunun "yüzyıllarca sürecek bir kin ve nefrete neden olacağını" savunurken,  böyle bir müdahalenin sonuçlarının "çok ağır olacağını" ifade ediyor.

Mardin eski Belediye Başkanı Türk, Türkiye'nin olası bir Afrin operasyonunu Kürtlerin kabullenemeyeceğini savunuyor.

"Geçmişte, PKK silahlı mücadele verdiği için Kürtler devletin müdahalesini doğru ya da makul olarak kabulleniyordu. Ama şimdi Afrin'deki insanlara müdahaleyi Kürtler nasıl kabullenecek?” diyen Türk, Afrin'e düzenlenebilecek bir askeri operasyonun Türkiye'ye muhtemel yansımaları ve HDP'nin politikalarıyla ilgili görüşlerini paylaştı.

Türk’e göre, Türkiye Afrin'e girdiğinde sorun çözülmez. ‘’40 milyonun üzerinde Kürt'ü bir savaşla, tehditle, ortadan kaldıracağını mı zannediyor?’’ sorusunu soran Türk,  bunun  yanlış bir politika olduğunu ifade ediyor, ve ekliyor:

‘’Kürtlerin, Ortadoğu'da rahatça, ortaklaşa yaşayabileceği tek ülke Türkiye'dir. Türkiye bu imkânı kullanmak istemiyor. Afrin'e müdahale yüzyıllarca sürecek bir kinin, nefretin öfkenin büyümesine neden olacaktır. Bu hiçbir zaman Türkiye için olumlu ya da kazanımcı bir politika olmaz.’’

ABD'nin ve Rusya'nın Ortadoğu'da etkin bir rol almak istediğine değinen Türk, DEAŞ ve radikal İslamcılarla mücadelede, sahada Kürtlerin olduğuna vurgu yapıyor.  ‘’Keşke Türkiye, bunlara karşı Kürtleri destekleyip, bugün bu noktaya gelmeseydi,’’ şeklinde konuşan Türk, bugüne kadar Kürtlerin Türkiye sınırını taciz eden bir eylemi olmadığını bildiriyor ve ekliyor, ‘’ Türkiye'yi taciz etmek Kürtlerin de işine gelmez.’’

DW Türkçe: Afrin'e müdahalenin Türkiye'de iç savaş çıkaracağını söyleyen HDP sözcüsü Ayhan Bilgen'in açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Geçmişte, PKK silahlı mücadele verdiği için Kürtler devletin müdahalesini kabullendiğine değinen 75 yaşındaki Türk, Afrin'deki müdahaleyi Kürtlerin kabullenemeyeceğini savunuyor.  

‘’Afrin halkının Türkiye'ye ne zararı olmuş? Afrin'e toplarla, tanklarla saldırdığınızda siviller ölmeyecek mi?’’ diyor Türk.

HDP'ye ilişkin konuşan Türk, HDP’nin barışıl bir rol oynamasına izin verilmediğini ifade ederken, eş genel başkanlar, vekiller ve belediye başkanlarının hapiste olduğunu hatırlatıyor, ve soruyor, ‘’Şimdi nasıl bir açılım yapacaksınız? Hak, demokrasi, adalet talebiniz olduğunda terörist ilan ediliyorsunuz. Demokrasi konusunda direnmekten başka bir seçenek kalmıyor.’’

HDP’nin 2019 seçimlerine yönelik stratejisini  değerlendiren Türk, olası ittifaklar için, ‘’Bir yürüyüşe katılmamızdan bile rahatsız olan bir parti nasıl Kürtleri kucaklayacak?’’ diyor.

Türk, ‘’Bugün iktidarın sorumsuzca yaptığı her şey meşru ve makul gösteriliyorsa, burada CHP'nin de sorumluluğu ve suçu vardır. OHAL geliyor, belediye başkanları içeri alınıyor, Meclis'in hiçbir etkinliği kalmamış; CHP'nin yerinde olsam, "Siyaset bitmiştir” deyip Meclis'ten çekilirdim. "Buyurun, Türkiye'yi yönetin” derdim,’’ ifadelerini kullanıyor.

HDP’nin PKK'nın gölgesinde politika yaptığına dair yaygın kanaat üzerine konuşan Türk, ‘’bu algıdan kurtulmak için HDP  ne yapmalı?’’ sorusuna şöyle yanıt veriyor:

‘’Barış süreci bu algıdan kurtulmak için çok değerli bir fırsattı. Hükümet bu süreçten yararlanacağını ve Kürtlerin kendisine oy vereceğini hesaplıyordu ama tam tersi oldu. HDP daha kazançlı çıktı ve bunu görünce barış sürecinden vazgeçildi. 7 Haziran seçimleri AKP'nin lehine olsaydı bu süreç devam ederdi. Kürtler veya PKK "Bu süreci hükümet bozdu” diyor. Ben olsaydım, barış sürecini hükümet bozmuş olsa da sabırlı davranırdım, halkın bunu görmesini beklerdim.’’

HDP'nin önemli figürlerinden Selahattin Demirtaş genel başkanlığa aday olmamasına ilişkin,‘’Demirtaş, keşke çekilme kararını vermeseydi. Kongreye kadar ikna edilir mi, onu da bilmiyorum,’’ diyen Türk, Türkiye’nin şu an içinde bulunduğu durumu şöyle değerlendiriyor:

‘’Bugün AYM'den tutun, mahkemelerine kadar bütün kurumlar kendi iradesini teslim etmiş durumda. İradelerini kullanacak cesareti gösteremiyorlar. Bu sistematik hâle geldi, bugün farklı bir noktadayız. Kurumların inandığı değerleri savunma refleksi kalmadı. Bugünkü koşullar çok daha ağır. Şu açıdan eksik de olsa, kurumlar ve kurallar işliyordu. Kurumlar ve demokrasiyi savunacak reflekslerin tamamen ortadan kalkması bizi ciddi biçimde endişelendiriyor.’’