Karanlığa gömülen Afrin'i 'aydınlatan' yazı

Türkiye siyaseti 24 Haziran'da seçim sathına girmesiyle birlikte, 20 Ocak'ta başlayan ve Türk Silahlı Kuvvetleri ile desteklediği Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) güçlerinin ele geçirdiği Afrin'den hemen hiç bilgi gelmez oldu.

Ancak kentte büyük bir dönüşüm yaşanıyor. Çok sayıda Afrinlinin sürgün edilmesinin ardından binlerce Doğu Gutalı buraya yerleştirildi.

BM raporlarına göre, göçe zorlanan Afrinli sayısı 137 bin. Yerine yerleştirilen Doğu Gutalı sayısı ise, 35 bin olarak tahmin ediliyor.

Evrensel Gazetesi köşe yazarı Yusuf Karataş, ÖSO tarafından yağmalanan, başka bölgelerden getirilenlerin yerleştirildiği Afrin'de, gelenlerin de bu durumdan memnun olmadığını, başkalarının evinde kalmaktan duydukları rahatsızlığı dile getirdiklerine değiniyor. 

Karataş, neden böyle bir nüfus değişimi yaşandığıyla ilgili olarak şu tespitleri paylaşıyor:

"Doğu Guta neresi? Şam’ın güneyinde cihatçı grupların elindeki yerleşim birimlerinden biriydi. Suriye ordusu şubat ayı sonunda Rusya ve İran destekli bir operasyonla Doğu Guta’nın denetimini ele geçirmişti. Operasyonun ardından buradaki cihatçı gruplar Cerablus ve İdlib’e; yani Türkiye’nin ya doğrudan denetlediği ya da cihatçı grupların elinde olan ama “gözlemci” sıfatıyla asker bulundurduğu bölgelere taşındı. AFP haberinden anlaşılacağı gibi Doğu Guta’daki on binlerce sivil ise, yapılan operasyonla Afrin’den göç ettirilmiş insanların evlerine yerleştirilmiş durumda.

Afrin operasyonunun ardından Cumhurbaşkanı Başdanışmanı İlnur Çevik, bu operasyonun hangi pazarlıklar ve hesaplara bağlı olarak gerçekleştirildiğini anlamak bakımından önemli bir açıklama yapmıştı. Çevik, “Rusya hava sahasını açmasaydı bırakın el Bab’a, Afrin’e girmeyi, insansız hava aracı bile kaldıramazdık” diyerek bu operasyonun ancak Rusya’nın ‘olur’u ile yapılabildiğini açıkça söylüyordu.

Burada açıklığa kavuşturulması gereken nokta, Rusya’nın bu operasyona neden ‘olur’ verdiğiydi. İşte bugün Afrin’e baktığımızda Rusya’nın da bu operasyona neden izin verdiği daha anlaşılır oluyor. Çünkü Rusya, Suriye’deki bütün cihatçı grupları ve ailelerini bugün için Türkiye’nin denetlediği bölgelere yerleştiriyor. Böylece hem Suriye-Esad rejiminin güvenliğini sağlıyor ve hem de Türkiye’yi ve Suriye’nin kuzeyine yerleştirilen cihatçı grupları ABD’nin planlarını bozmak ve ABD ile iş birliği halindeki Kürtleri tehdit etmek için kullanıyor. İktidar ve borazanı medya istediği kadar “büyük Türkiye” nutukları atsın, burada asıl ‘oyun kurucu’ olan Rusya’dır ve dolayısıyla Türkiye’deki iktidar ancak Rusya’nın hesabına geldiği kadar adım atabilmektedir. Doğu Gutalıların Afrin’e yerleştirilmesi, Türkiye’nin operasyonunun Rus planının bir parçası olduğunu bütün açıklığı ile gözler önüne seriyor."

Sınıra yerleştirilen bu radikal İslamcı grupların, kontrolden çıkma riski bulunduğuna ve Türkiye'nin başına bela olma potansiyeli taşıdığına dikkat çeken Karataş, bu yer değiştirme politikasının aynı zamanda Türkiye'nin kendi içindeki Kürt sorununun çözümünü de zorlaştırdığına vurgu yapıyor.

"Bu durum sorunun şiddet sarmalından çıkmasını zorlaştırmakta ve yine halkların birlikte yaşama zeminini de tahrip edici bir rol oynamaktadır. Oysa Türkiye’yi yönetenler ister sınıra cihatçı grupları yerleştirsinler, ister binlerce kilometre duvar örsünler, ne yaparlarsa yapsınlar kendi Kürt sorunu gerçekliğinden kaçamazlar. Çünkü asıl sorun sınırların ötesinde değil, ülke içindeki Kürt sorununun nasıl çözüleceğinde düğümleniyor" değerlendirmesinde bulunan Karataş, mevcut durumda, Rusya gibi emperyalist devletlerin Türkiye hassasiyetlerini kendi lehlerine kullandıklarını belirtiyor. 

Karataş yazısını, "Siz hala Afrin'de kazananın Türkiye olduğuna mı inanıyorsunuz" sorusuyla noktalıyor.

 

https://www.evrensel.net/yazi/81582/afrin-zaferine-bir-de-simdi-bakin