Karmaşık Suriye ve Afrin meselesinde son durum

ERBIL – Suriye meselesi, bu konudaki en deneyimli gözlemciler için bile anlaşılması güç ve karmaşık bir hal almaya başladı. Afrin'e yönelik Türk saldırıları devam ederken, ABD Çarşamba günü Kürtler liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDF) ait bir üsse saldırmaya teşebbüs eden Suriye güçlerini vurdu.

Bu arada Kürtler, Afrin'e takviye güç göndermek için Manbij'ten Halep'e kadar olan Rejim’in denetimindeki yolu kullanıyorlar.

Türklerin Afrin'e saldırıları Türk destekli isyancılar ve Türk ordusu tarafından sürdürülse de, yetkililer Türk hava saldırılarının sayısının azaldığını teyit ediyorlar.

Türkiye’nin Zeytin Dalı adı verilen operasyona başladığı duyurulan 20 Ocak'tan bu yana geçen üç haftalık süreçte Afrin'deki yetkililere göre 140'tan fazla sivil hayatını kaybetti. Öte yandan Türk yetkililer saldırılarda hiçbir sivilin öldürülmediğini belirtiyor.

Putin’le görüşme sonrası Türkiye hava saldırılarına yeniden başladı.

3 Şubatta Türkiye destekli isyancıların bir Rus uçağını düşürmesinden bir gün sonra 4 Şubat’ta duran Türk hava saldırıları Perşembe akşamı geç saatlerde yeniden başladı.

Devam edegelen Rus-Türk ortaklığının bir işareti olarak Rus pilotun cesedi Rus yetkililere teslim edildi ve Perşembe günü Rusya’da toprağa verildi.

Ankara, geçtiğimiz ay Kürt Halk Koruma Birimlerine (YPG) karşı hava ve yer saldırıları düzenledi. Kürt yanlısı Hawar Haber Ajansı, Cuma günü geç saatlerde Afrin’e yönelik bir hava saldırısında Amina Shahin'in (50) öldürülmesi ile sürmekte olan hava saldırıları nedeniyle ölen sivillerin sayısının 149'a yükseldiğini bildirdi.

Her ne kadar Türk yetkililer hiçbir sivilin zarar görmediğini iddia etse de Sadık Muhammed Bâcru isimli vatandaş da yaralandı.

Afrin'deki gazeteci Muhammed Bilo “Afrin'in farklı bölgelerinde Türk savaş uçakları tarafından hava saldırıları devam ediyor” dedi. Afrin'deki bir başka gazeteci Cihad Abdo da gece geç saatlerde saldırıların sürdüğünü doğruladı. “Saldırılar devam ediyor ve kent merkezini vuruyorlar” diye ekledi.

Perşembe günü Türkiye’deki muhalif gazete Cumhuriyet, 3 Şubat’ta bir Rus uçağının İdlib bölgesinde Suriyeli isyancılar tarafından vurulmasının hemen ardından, 4 Şubat tarihinden bu yana Suriye hava sahasına hiçbir Türk Silahlı Kuvvetleri helikopterinin veya savaş uçağının girmediğini yazdı.

Çarşamba günü yetkililer ve siviller hava saldırılarının geçici olarak durduğunu doğruladı. Suriye Demokratik Güçlerinden bir yetkili Çarşamba günü Ahval'a; “Evet, hava saldırılarının azaldığını söylediler” dedi.

Gazeteci Jihad Abdo Ahval’e yaptığı açıklamada “Sınır köyleri bombardıman altında ancak protesto gösterileri için Afrin’e gelen Cizre ve Kobani halkı bugün sabah kentten ayrıldı. Kent merkezinde yaşam normal, insanlar işlerine gidiyorlar, her zamanki işlerini yapıyorlar” dedi.

Adının gizli kalmasını isteyen Afrin’li bir vatandaş da aynısını söyledi. “Suriye basını cephedeydi ve hava saldırıları üç gün önce durdu. Suriye Yönetimi Türk saldırılarına karşılık vereceğini ve Türk uçaklarının Suriye'ye geçmesine izin verilmeyeceğini belirtti.

Suriye Yönetiminin, Türk uçaklarının Suriye hava sahasına girmesini engellemek için Nubl ve Zahra'da bir füze üssü kurduğuna tanık olduk” dedi.

“Suriye rejiminin hava savunma sistemlerini çalıştırmaya başladığını ve bu nedenle Türk jetlerinin son birkaç gündür ortaya çıkmadığını söylüyorlar. Hatta Suriye Kızıl Haçı Şam'dan Afrin'e geldi ve tüm cepheye ve hastanelere yerleşti. Rejim şimdi Afrin'de önemli bir rol oynuyor” diye ekledi.

Washington’da bulunan Yeni Amerikan Güvenliği Merkezi’nden Orta Doğu güvenlik analisti Nicholas A. Heras, Ahval'a yaptığı açıklamada, Rusya’nın, Erdoğan’nı Suriye hava sahasında Ruslarla sert bir dövüşe girmeyi göze alması durumunda Rusya’nın aynı şekilde karşılık vereceğine dair Türkiye’ye açık bir mesaj gönderdiğini söyledi.

Perşembe günü, Türkiye Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İdlib ve Afrin'deki durumu telefonda görüştü ve Reuters'in bildirdiğine göre İstanbul'da İran'ın da katılacağı üçlü bir konferans düzenlenmesi konusunda anlaştılar.

Hawar Haber Ajansı'na (ANHA) göre ilk başta Türk saldırılarına yeşil ışık yakan yakan Rusya, Kürtlerin Afrin'i Suriye Yönetimine teslim etmeyi reddetmesinden sonra Afrin konusunda yeni bir tutum alabilir. Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Oleg Syromolotov Perşembe günü Afrin'deki durumun bölgedeki istikrarı daha da bozabileceğini söyledi.

Syromolotov, “Başka şeylerin yanısıra ABD’nin eylemleri ile provoke ettiği Afrin’deki duruma ilişkin gelişmeler bu bölgede istikrarın daha da bozulmasına yol açabilir” dedi.

Reuters'in bildirdiğine göre Perşembe günü Türkiye ile Rusya'nın Afrin konusunda yeni bir anlaşmaya vardıkları görüldü. Türkiye Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İdlib ve Afrin'deki durum hakkında bir telefon görüşmesi yaptı ve İstanbul'da İran'ın da katılımıyla üçlü bir konferans düzenleneceği belirtildi.

Türkiye’nin, Suriye’de düşürülen Rus uçağının pilotu Binbaşı Roman Filipov’un cesedinin bulunması konusunda Rusya ile yaptığı işbirliği sonucunda, Rus pilot Perşembe günü memleketi Voronez'de defnedildi.

Rusya Uluslararası İlişkiler Konseyi Ankara araştırmacısı Timur Akhmetov Ahval’e verdiği demeçte, “Türkiye, çatışmanın tarafları ile işbirliği yapmadan tek başına operasyona devam edemez. Rusya ile bir kırmızı hat muhafaza etmek operasyonların güvenliği açısından yeterli değil çünkü Deir Zor saldırılarının gösterdiği gibi Suriye rejimi Rusya'nın katılımı olmaksızın hareket etmeye istekli” dedi.

Dövüşçülerin ve tıbbi malzemelerin Afrin'e ulaşmasına izin vermeye devam etmesine rağmen Çarşamba günü Suriye Yönetimi, ABD'nin 100 rejim savaşçısını öldürdüğü iddia edilen saldırılara yol açan Deir ar Zour’daki bir petrol sahasının yakınlarında bulunan SDF üssüne saldırmaya çalıştı.

Bu saldırı, Suriye Hükümetinin Türkiye’nin eylemlerine karşıçıkmasına rağmen Deir ar Zour’daki petrol sahalarında Kütrlerin denetiminden hiç de mutlu olmadığının bir işareti idi. YPG yetkilisi Polat Can, Twitter hesabında şunları yazdı “Deir ar Zour'da sınırlarını aşan rejim kuvvetleri ve müttefikleri disipline edildi.”

Turkey Scope sorumlu yazı işleri müdürü ve Moshe Dayan Merkezi'ndeki Kürt Araştırmaları Koordinatörü Ceng Sagnic Ahval'e verdiği demeçte,şöyle dedi:

“ABD, Esad rejimini Deir Ez-Zour'da tokatladı, öte yandan Manbij hakkındaki mesajını da Türkiye'ye iletti: Kürt liderliğindeki SDF bir ABD müttefiği ve ABD Suriye'deki ortaklarını savunacak.”

Sagnic, “Rejimle çatışma kaçınılmazdı, saldırılar da bunu gösteriyor” dedi. Yine Çarşamba günü, önde gelen generaller de dahil olmak üzere üst düzey bir koalisyon heyeti Manbij cephesini ziyaret ederek Türkiye'ye mesaj verdi.

ABD’li analist Heras, “Manbij'le ilgili Ankara’dan gelen tüm sert beyanlara rağmen ABD Ordusunun General Funk'ın halen gerçekleşmekte olan Manbij gezisini duyurmayı tercih etmesi ABD'nin kararlılığının güçlü bir işaretidir” dedi.

Suriye hükümetinin saldırısı, Kürtlerin Manbij'e takviye göndermesine engel olabilir. Suriye hükümeti Kürtler tarafından kontrol edilen Fırat'ın doğusundaki diğer bölgelerden savaşçıların ve tıbbi malzemelerin Afrin'e girmesine izin verdi.

Bir grup yabancı savaşçı Ocak ayının sonlarında Manbij yolundan Afrin'e geldi.

Fransız gönüllü savaşçısı Tolhildan Afrin'deki bir basın toplantısında, “Dünya Afrin'i görmezden geldi. Kimse burada neler olup bittiğini bilmiyor. Fakat topraklarımızı korumaya kararlıyız, İŞİD terörüne veya Türk Devleti’nin terörüne karşı farketmez” dedi.

SDF destekli Devrimciler Ordusu basın yetkilisi Hani (32), İŞİD’den yakın zamanda alınan Rakka’da 20 Ekim'de Ahval’e verdiği demeçte, “Rakka operasyonundan önce de savaşçılar Manbij yolundan Rakka operasyonuna katılmak için geldiler. Rusya ile yollar konusunda anlaşmalar var, bu yüzden sorun yok, Afrin'e gidebiliriz” dedi.

Hatta Pazartesi günü, Kuzey Suriye'deki Kürt şehirlerinden ve dahi Irak'taki Yezidi şehri Sinjar’dan çok sayıda insan Afrin'e geldi. Hepsi de Suriye hükümetinin denetimindeki Manbij'den Halep'e kadar olan yolu kullandı ve Afrin'e yönelik Türk saldırılarını protesto ettikten sonra Çarşamba günü şehri terk ettiler.

Geçmişte Kuzey Suriye'deki diğer bölgelerde İŞİD’le savaşa katılmak için Afrin'den gelen savaşçılar hakkında bir şey söylememiş olmasına rağmen ABD liderliğindeki koalisyon bu defa savaşçıların, Türk destekli isyancılarla ve Türk ordusu ile savaşmak için Afrin’e gitmelerini onaylamadığını ve Fırat’ın doğusundaki bölgelerden savaşçıların Afrin'deki kardeşlerine katılıp katılmadıklarını gözlemlediğini duyurdu.

Inherent Resolve Operasyonu sözcüsü Çarşamba günü Military Times'a verdiği demeçte “Afrin'e hareket etmeye karar veren kuvvetler, süregelen Koalisyon desteğini alamayacaklar” dedi.

Nicholas A. Heras'a göre ABD, SDF'nin Afrin'deki savaşçılarını takviye edecek durumda değil. “ABD ordusu, SDF bölgesinden Afrin'e hareket eden grupları engelleyecek konumda değil. Bununla birlikte, SDF'nin üst düzeyde çalışmaya devam etmesi bekleniyor, bu nedenle çok sayıda kuvvet yönünden Afrin'deki SDF bölgesini terk etmek dezavantaj oluşturuyor” dedi.

Öte yandan Kürt Halkını Koruma Birimleri (YPG) sözcüsü Nuri Mahmoud, Afrin Kürtleri ile İŞİD’le savaşan SDF savaşçıları arasında arasında hiçbir fark olmadığını söyledi.

“ABD Afrin'i savunmak zorundadır, çünkü Afrin’in oğulları, Kobani’den Deir ar Zour'a kadar uzanan bölgede İŞİD ile savaşmak için ABD’nin YPG ile oluşturduğu müşterek stratejiye katıldılar. Şimdiye dek İŞİD’e karşı savaş için Deir Ar-Zour'da idiler” dedi.

Bununla birlikte ABD liderliğindeki koalisyon, çözüm bulmak için Türk ordusu ile işbirliğine devam edeceğini açıkladı. CJTF-OIR Halkla İlişkiler Sorumlusu Albay Thomas F. Veale Ocak ayı sonlarında Ahval'e verdiği demeçte, “Türkiye'nin meşru güvenlik endişelerini kabul ediyoruz ve İŞİD üzerindeki baskıyı sürdürmeyi sağlayacak bir çözüm üzerinde çalışıyoruz. NATO müttefikimizin yanındayız ve Türkiye’nin endişelerine işaret eden çözümlerin askeri yönleri üzerinde çalışmayı sürdüreceğiz” dedi.

Dolayısıyla, ABD ve Rusya saldırılarını durdurması için Türkiye'ye baskı yapmazsa, Afrin'e yönelik savaş devam edecek gibi görünüyor. Bu, muhtemelen daha fazla sivil kayba ve süregelen savaş zayiatına yol açacaktır.