Şub 22 2018

"Medyada okuyamadığımız, gizlenen gerçekler"

Hükümet, Afrin operasyonu başlayınca medya temsilcileriyle bir araya gelerek medyadan beklentilerini sıralamıştı. 15 maddelik liste, medyaya direktif olarak nitelendirildi.

Gazeteci Celal Başlangıç, yazısında bu toplantıyı hatırlatıyor. Ve, "‘Yerli ve milli medya’ AKP iktidarının ‘beklenti’lerini yerine getirmek için halka yalan söylüyor. Bu yüzden de dünyanın bildiğini Türkiye’nin ‘yerli ve milli ahalisi’ bilmiyor" diyor.

Yazısında Başbakan Binali Yıldırım'ın 15 maddelik listesini sıralayan Başlangıç, hükümetin bu maddelerle haber akışını kestiğini belirtiyor. "Ama bir “beklenti”si daha vardı AKP’nin medyadan: “Operasyonun Türkiye’nin yerli ve milli silah üretimi ve kabiliyetinde olduğu hatırlatılacak” "diyen Başlangıç, bu maddenin 'mili milimine' yerine getirildiğini aktarıyor. Gazetelerin sayfalarının adeta silah kataloguna dönüştüğünü söylüyor yazısında.

Ve Yıldırım'ın Almanya ziyaretini hatırlatıyor:

"Geçen hafta Almanya’ya giden Başbakan Yıldırım, Alman Haber Ajansı (DPA)’na verdiği söyleşide konu Afrin’deki harekatta Alman Leopard 2 tanklarının kullanılmasına gelince bakın ne diyor:

“Gayet tabii ki kullanacağız. Biz bunları bu günler için aldık.”

Hani Afrin’de kullanılan silahlar Türkiye’nin “yerli ve milli silah üretimi kabiliyetine dahil”diler"

Başbakan Yıldırım Almanya'da 'yerli ve milli tank' üretimiyle ilgili olarak, “Makineler Almanya’dan geliyor. Önemli aksamlar Almanya’dan geliyor. Daha basit parçalar Türkiye’de yapılıyor” sözlerini kullanmıştı. Başlangıç, bu açıklamayı "sevsinler sizin “yerli ve milli tank”ınızı" diyerek göndermede bulunuyor.

Yazısını şöyle sürdürüyor:

Ama önemli değil. AKP iktidarının havası şu: “Bizim için önemli olan Türkiye’de yaşayan insanların gerçekleri bilmemesidir. Biz onlara istediğimiz yalanı söyleyelim. Onlar bu yalanlara kansın. ‘Yerli ve milli medya’ da bu gerçekleri görüp halka anlatmasın. Çünkü bu yalanları yurt dışına söylesek dünyaya rezil oluruz. Biz dünyaya karşı zevahiri kurtaralım, ama ‘yerli ve milli seçmen’ bu gerçekleri öğrenmesin.”

İşte bunun için Afrin operasyonu başlayınca  talimat verildi “yerli ve milli medya”ya, “uluslararası haber kaynaklarının ve yabancı basının yazdıklarını Türkiye insanlarına aktarmayın” diye.

Kaç kişi okudu Türkiye’de, Başbakan Yıldırım’ın Alman DPA’ya verdiği bu demeci? Neredeyse hiç...

Başbakan Yıldırım'ın Afrin operasyonu sırasında medyayla yaptığı toplantı etkisini sürdürüyor. Başlangıç, yazısında halktan gizlenen diğer gerçekleri de aktarıyor.

Medyada neredeyse hiç yer edinmeyen haberler olarak Deniz Yücel'in tahliyesi öncesinde yaşananlara yazısında yer veren Başlangıç, Türkiye'de hiç bir gazete ve televizyon kanalının bu haberlere yer vermediğini söylüyor:

"Başbakan Yıldırım’a göre Almanya vatandaşı Deniz Yücel’in “tahliyesinde gizli pazarlık var” diyenler PKK’li. Oysa ilk önce Alman medyası yazdı bu gizli pazarlığı. Ayrıca Başbakan Yıldırım, Merkel’le görüşme yaptığı gün kiralanmıştı Deniz Yücel’i Türkiye’den Almanya’ya getirecek özel uçak. Daha ortada ne iddianame ne de tahliye varken. Siz Türkiye’de kaç televizyondan duydunuz bu gerçeği, kaç gazeteden okudunuz? Bu sorunun da yanıtı “Neredeyse hiç”

"Halka yalan söylemek suçtur" diyen Başlangıç, Afrin ile ilgili dünyanın bildiği ama Türkiye’de insanların öğrenemediği gerçekler olduğunu belirtiyor. Bunlardan biri de Esad'a bağlı konvoyların Afrin'e ulaşması. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Afrin’e doğru pikaplarla hareket ettiler. Top atışları sonucu geri dönmek zorunda kaldılar. Bu dosya da şimdilik burada kapanmış oldu” demişti. Televizyon kanalları ve gazeteler de Erdoğan'ın sözleriyle bu bilgileri paylaşıyordu. Ancak o sıralarda Esad'a bağlı güçler çoktan Afrin'e ulaşmıştı.

Başlangıç buna da değinerek, şöyle bitiriyor yazısını:

YPG ve Suriye bayraklarıyla sokaklarda gösteriler yapılıyordu. Bunun görüntüleri, haberleri, fotoğrafları “uluslararası haber kaynakları”nda da, “yabancı basın”da da fır dönüyordu. Bu gerçeği bütün dünya öğrendi ama Türkiye’nin “yerli ve milli” ahalisinin çok büyük bölümü gerçeğin bu yüzünü göremedi. Örneğin hiçbir gazete ve televizyon AKP iktidarına, “Üç saatte Afrin, diyordunuz ama 34 gündür sekiz cephenin tümünde neden ancak beş-on kilometre yol gittiniz” diye sormaya cesaret edemedi. Çünkü Türkiye’deki medya Afrin harekatı başladığı gün Başbakan Yıldırım’ın dile getirdiği “beklenti”leri karşılamakla meşguldü.

Türkiye insanlarından gerçeği saklıyor, halkın haber alma hakkını ihlal ediyorlar ve en vahimi Türkiye halklarına yalan söylüyorlardı. Halka yalan söylemek büyük bir suçtur. Ama “yerli ve milli” Türkiye medyası halka karşı suç işlemekten değil, AKP iktidarının, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “beklenti”lerini yerine getirememekten daha çok korkuyor.

Bu yüzden de hayaller “yerli ve milli” ama gerçekler de Afrin oluyor.