Hayko Bağdat
Ağu 11 2019

Ey Davutoğlu, cevap ver!

Bugünlerde eski başbakanlardan Ahmet Davutoğlu’nun yeni bir parti kurma çabası içerisinde olduğunu izliyoruz.

Erdoğan’ın yıllar süren baskıcı tek adamlığından kurtulmak için Ahmet Bey’den hala medet uman kesimler varmış demek ki.

Erdoğan Cumhurbaşkanı olunca AKP’nin dümenine geçen, daha öncesinde “uluslararası siyasette çılgın fikirler” üreterek, bakanlıklar, danışmanlıklar vs yaparak sürecin belirlemesinde büyük rol oynayan, canımıza ot tıkayan pek çok yasa ve uygulamada bilfiil imzası bulunan Ahmet Bey, şimdilerde, yaralarımızın sarılması için kendini atmış meydana yani?

Vay ki ne vay...

Ortalıkta, hiçbir net özeleştiri yapmak gereği bile duymadan dolaşan, halkın onu bağrına basacağını düşünen, bana sorarsanız defalarca yargılanması gereken bir karikatür ile karşı karşıyayız sayın seyirciler...

“Uluslararası siyasette çılgın fikirler” meselesindeki saçmalıkları, sevgili Ümit Kıvanç, kitabında çok net anlatmıştı. Köhnemiş şoven saçmalıklarıyla koca bir ülkeyi uçurumun kenarına getirmekle kalmamış, komşu halkların da vahşice katledilmesine, evlerinden sürülmesine, çetelerin bölgelere hakim olmasına katkı sunmuş devrik bir zavallıdır Davutoğlu...

Hendek adı verilen sürecin, eli kanlı yürütücüsüdür Davutoğlu...

Başbakanlık koltuğuna oturmuş bir kukladır kendileri...

Basiretsiz, baskı altında yamulan, korkak, girdiği seçimlerde polisi ve askeri arkasına alınca meydanlarda en ırkçı, bölücü kampanyaları gerçekleştirmiş basit bir insandır...

2015 yılında, iki seçim arasındaki kanlı günlerde, yazdığım bir yazıda, Davutoğlu’na çok net sormuştum:

“1 Kasım’da (2015 seçimleri) tek başına iktidar olabilmek için elini tabutun üstüne koyup nutuk çekenlerin, devlet kurşunuyla öldürülmüş bir bebeğin cesedini derin dondurucuya hapsedenlerin mutlak kötülüğü karşısında ne denebilir ki?

Cize’de 120.000 insanı dokuz gündür açlığa, susuzluğa mahkûm ettiler.

O evlerde sütü bitmiş bebekler var.

O evlerde ilacı bitmiş hastalar var.

İlçede ekmek, su, elektrik, yok.

Keskin nişancılar hareket eden her şeye mermi sıkıyorlar.

Bu ülkenin başbakanı bütün bu olanlar karşısında ekranlara çıkıyor ve kendisine soruluyor:

“Sokağa çıkma yasağı olduğuna göre güvenlik güçleri ev ev dolaşıp ekmek mi dağıtıyor, nasıl oluyor?”

Başbakan cevap veriyor:

“Fırınlar açılıyor. Fırınlar koruma altında. Çok güvenlik birimleri de ekmek. Yani ihtiyaç. Hiçbir anlamda gıda eksikliği yaşanmaması için gerekli yaşanmaması için gerekli tedbirler alınıyor. Metre metre dediğim gibi yavaş ilerlemek lazım, bu anlamda sivil kayıp olmadı.”

Ne diyorsun Başbakan?

Ne geveliyorsun?

Seçim meydanlarında dilinden dini, kitabı düşürmeyen sen şimdi gözümüzün içine bakarak ne mırıldanıyorsun?

Cizre’deki bebeğin, yetimin, yaşlının, hastanın ekmeği var mı yok mu, cevap ver!

Cizre’de yedi çocuk annesi Meryem Süne polis kurşunlarıyla katledildi mi katledilmedi mi, cevap ver! O kadının cesedi tavukçunun soğuk hava deposunda iki gün bekletildi mi bekletilmedi mi, cevap ver!

Yaralı insanlar hastaneye gidemediği için kan kaybından öldü mü ölmedi mi, cevap ver!

Mitinglerde havaya salladığınız kutsal kitabın üzerine yemin et ve mertçe cevap ver!

HDP binalarının yakılacağını twitter kullanan herkesin sabahtan itibaren bildiği bilgi sende yok muydu, cevap ver!

İsteseydin rakip partinin “Genel Merkezi”nin yakılmasına mani olabilir miydin olamaz mıydın, cevap ver!

Bedelli Rambo milletvekilin yanına topladığı vandallarla Hürriyet Gazetesi’ni yağmalarken, gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Sedat Ergin “Hayatımda ilk defa can kaygısıyla üst katlara doğru kaçtım” derken sen ne yapıyordun, cevap ver!

Mevsimlik işçilerin çadırları yakılırken, sadece Kürt olduğu için ağzı burnu kırılıp Atatürk büstünü öpmeye zorlanan insanlar varken, Kırşehir’de kitapçı dükkânı tekbir sesleriyle ateşe verilirken yönettiğin devlet eylemcilerle niye selfi çektiriyordu, cevap ver!

Meczup profesör Burhan Kuzu “Şu ana kadar binlerce terörist gebertildi. Devam edecek. Gebertilen teröristlerin muayenesi mutlaka yapılmalıdır. Görülecektir ki, önemli bir bölümü sünnetsiz. Uyan Kürt kardeşim ne olur uyan artık” diye çemkirdikten bir gün sonra Cizre’de polis “Hepiniz Ermenisiniz. Ermeniler sevsin sizi” diye ilçeye anons geçerken, Kurtuluş sokaklarında kalabalıklar “Cizre Kürtlere, Kurtuluş Ermenilere mezar olacak” diye haykırırken hangi stratejik derinliklere dalmıştın yine, cevap ver!

Hiç olmazsa koltuğunu işgal ettiğin Erdoğan kadar mert ol ve konuş.

“Emri ben verdim” de…

“Kadın da olsa çocuk da olsa gereken yapılacaktır” de…

“Polisimizin sabrına şaşırıyorum” de…

Bir daha asla lafı eveleyip geveleme.

Yönettiğin devletin, bulunduğun makamın hakkını ver.

Bize cevap ver...”

Yıl oldu 2019...

Dönemin ağır suçları hakkında, sayfalarca sormaya devam edebileceğim bu soruların bir tekine bile cevap alabildik mi? Pısırık bir yüz ifadesiyle kameralara dönüp “Erdoğan bana Başbakanlık yaptırmadı” itirafından başka bu halka ne vaat ediyorsun? 

Adil yargılama mı? 

Hukukun üstünlüğü mü? 

Yaşam hakkının korunacağı mı? 

Basın özgürlüğü mü?

Siyasi tutsaklara özgürlük mü? 

Yakın tarihte devletin uyguladığı vahşiliğe bulaşan kadroların yargılanması mı? 

Davutoğlu, sen bu toplumun karşısına hangi yüzle çıkıyorsun?

Çıkma...

Bizlere bundan sonra bir tek faydan olabilir. Asla tekrar oturamayacağın başbakanlık rüyalarından vazgeç. Bizler eşit, onurlu, özgür bir gelecek için didinirken gel sen itirafçı ol.

Erdoğan gibi bir zalimin içerden şahidi olduğun suçlarını deşifre et. Bildiğimiz, bilmediğimiz bütün yolsuzlukların, cinayetlerin perde arkasını anlat. 

Bu ülkeyi nasıl ele geçirdiniz, devleti nasıl iğdiş ettiniz, kimlere neleri peşkeş çektiniz, hangi cinayetlere bulaştınız, hangi cinayetleri örtbas ettiniz, hangi gazetelere nasıl çöktünüz, kimleri niye haksız yere tutsak ettiniz birer birer anlat.

Adil bir düzende yargılanman kaçınılmaz olacak.

Hiç olmazsa şimdi göster cesaretini. Daha önceki korkaklığını yen. 

Konuş Davutoğlu...

Bence itirafçı ol...


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.