Şub 08 2018

Gergerlioğlu anlatıyor: İslami hareketlerin demokrasiye getirdiği ve götürdüğü -1- 

Türkiye'nin önde gelen insan hakları lideri, uzmanı ve MAZLUMDER'in eski başkanı Ömer Faruk Gergerlioğlu ile İslami cemaatlerin Türkiye'deki insan hakları ve demokrasi mücadelesine getirdiklerini ve götürdüklerini konuştuk. 

Gergerlioğlu ile yapılan mülakatın bu ilk bölümünde İslamcı hareketlerin Cumhuriyet kuruluşundan sonraki dönemlerde demokrasi, insani hakları kavramları ile tanışması, yakınlaşması ve 2000li yıllarda iktidara bir muhafazakar, islamcı partinin gelmesiyle tabanda da yaşanan değişimleri konuştuk. 

Gergerlioğlu, 1990lı yıllarda İslamcı partilerin insan hakları, demokrasi gibi kavramları kullanmasına rağmen, muhafazakar tabanın ise halen bu kavramlara uzak durduğunu, İslam ile bağlantısını kurmakta zorluk çektiğini söyledi. Gergerlioğlu'na göre taban, kendisini temsil eden partisinin insan hakları ve demokrasi gibi kavramları bayraklaştırmasını ise 'işte.. bu zamanda böyle gerekiyor, başka ne söylenebilir ki'' şeklinde geçiştiren bir tavırla izledi.

Bu esnada bazı İslamcı entelektüeller de bu kavramları tabanı tanıtmakta zorluk çekiyordu Gergerlioğlu'na göre. Ali Bulaç gibi İslamcı isimlerin Medine Vesikası gibi çalışmaları ile insan hakları, demokratik değerlerin İslam ile çelişmediği yolunda bazı önemli çalışmalar yapsa da bu alanda çalışan İslamcı entelektüellerin önüne de (devlet veya iktidar tarafında da) bazı zorlukların çıkartıldığının altını çizdi. 

Gergerlioğlu, birçok çevrede tartışılan bir başka konu olan şu anki İslamcı iktidarın kendi iktidarının başladığı 2000li yılların başındaki 'gizli ajandası' olduğu fikrine katılmadığını, o ekibin gerçekten Türkiye'de ilerleme yapmak amacında olduğunu düşündüğünü kaybetti. 

Gergerlioğlu, yolda devam ederken yaşanan bazı siyasi çatışmaların Erdoğan ve partisini şimdiki duruma getirdiğini düşündüğünü kaydetti. 

Çözüm süreci, Alevi açılımı veya diğer büyük adımların dindar ve muhafazakar kesimler tarafından daha kolay kabul edilmesinde Erdoğan'ın karizmatik ve güçlü liderliğinin büyük etkisi olduğunu hatırlatan Gergerlioğlu, daha sonra ise Erdoğan'ın daha çok gücü elinde toplaması ve demokrasiden uzaklaşması ile birlikte demokratik kazanımları da kendi eli ile harcamaya başladığını vurguladı.  

Mülakatın ikinci bölümünde ise Gergerlioğlu ile Gülen Cemaatinin özellikle 2000li yıllarla birlikte insan hakları ve demokrasi alanlarında yaptığı çalışmaları, getirdikleri veya götürdüklerini tartışacağız. Gülencilerin tekrar Türkiye'ye dönüp, dönemeyeceği yolundaki sorular ile Gülencilerin nerede yanlış yaptığı konuları bir sonraki mülakatın merkezi olacak.