Tiny Url
http://tinyurl.com/y75ff22d
Yavuz Baydar
Eki 31 2018

Ahval bir yaşında: Hakikatin peşinde, gökkuşağına doğru doludizgin

Ve Ahval bir yaşında.

Heyecan içinde geçti 365 gün.

Güvence altına alınmış editoryal bağımsızlık altında sadece ve sadece düzgün habercilik yapmak, her düşüncenin sansürsüz yayınına açık özgür kamusal tartışma platformunu kurmak adına birbirine tutunmuş tecrübeli ve meslek tutkusuyla dolu bir ekip olarak yola koyulmuştuk bir yıl önce.

Çoğumuz gazeteciliği ve kamusal tartışmayı boğan baskıcı Türkiye koşulları yüzünden yurtdışına savrulmuştuk.

Kimimiz hakkında sadece ve sadece mesleki icraatımız nedeniyle - yani ifade ve halkı bilgilendirme özgürlüklerini inatla kullandığımız için - soruşturmalar açılmış, yakalama kararları çıkartılmış, kimimiz ise hükümet ve medya patronu eksenli kirli işbirlikleri sonucunda işsiz kalmıştı.  

Bizi bir araya getiren önceliğimiz, varlık nedenimiz olan, canımız gibi sevdiğimiz mesleğimizi, ideolojisi sabitlenmiş bir siyasi muhalefet misyonu üzerinden değil, etik ve evrensel standartlar ışığında icra ederek dik durma ve işimizi iyi yaparak baskıcı iktidara karşı direnme tutkusuydu.

Biliyorduk ki bağımsız, özgür habercilik ve çoğulculuğa saygılı yorumculuk, her demokrasinin nefes borusu olan Dördüncü Kuvvet'in, yani medyanın, halk adına en değerli ve anlamlı eylemidir.

1 Kasım 2017'den beri sadece o eylemin içindeyiz.

Özgürlükçülük, etik ve evrensel standartlara bağlılık dışında eğer bir Kuzey Yıldızı'mızdan daha bahsetmek gerekiyorsa, o da 'hukukun üstün, herkesin bağımsız yargı karşısında eşit olduğu' bir devlet için mücadeledir.

Kuvvetler ayrılığının çöktüğü; yargının şahsileşmiş ve tekçi ideolojide kümelenmiş bir siyasi yapının baskı aracına dönüştüğü; temel yurttaşlık haklarının ayaklar altına alındığı, iktidar odakları için cezai muafiyetin norm haline geldiği; toplumun kimlikler ekseninde kutuplaştığı, sosyal gruplar arasında yoğun bir 'soğuk iç savaş'ın nefret söylemi ve eylemleriyle su yüzüne Türkiye'de, iyice cılızlaştırılmış olan bağımsız medyanın üzerine binen yük, düşen rol, sanılandan çok daha yüksek ve olağanüstü riskler barındırıyor.

1 Kasım 2017 sabahından itibaren ne kadar tahripkar bir mayın tarlasına adım attığımızın da bilincindeydik hepimiz. O günlerde, ekibimizdeki değerli editör arkadaşlarımıza tek tek söylediğim gibi, 'hamama giren terler'di.

Kendi varlığını ve bekasını sürekli olarak 'iç düşman' üreterek ve kendi kontrolü dışındaki her kesime ve meslek grubunun mensuplarını şeytanlaştırarak sürdürme ezberindeki rejim, editoryal bağımsızlık içinde, her türlü sansür ve oto sansüre meydan okuyarak, halkın bilmesi gereken - doğruluğu denetlenmiş, hakkaniyeti yerinde - her haberi verme kararlığındaki Ahval'i susturmak, sesini kısmak için elinden geleni yapacaktı.

Çok geçmeden erişime engelleme kararları ile karşılaştık. Gerekçesiz, keyfi kararlar bizi şaşırtmadı.

Rejimin kurumlarının, dalkavuk yazarlarının ve karanlık işbirlikçilerinin Ahval'e karşı başlattığı iftira ve çamur kampanyasını da umursamadık.

Sadece, kendisini 'muhalif medya' içinde konumlanmış meslektaşların, bu kasıtlı iftira dalgasına sessiz kalmasına (kimileri aynı devlet dilini kullanarak o koroya katıldı) üzüldük. Bu, bizim gözümüzde, AKP'nin temsil ettiği yalan düzeniyle işbirlikçilik yapmaktan farksızdı. Nefret ve korkuya karşı tavır alacakları yerde, onu meşrulaştırmaya yöneldiler ne yazık ki.

Bir yaşlı meslektaşımızın attığı notta dediği gibi, 'karşılaştığınız her baskı ve şeytanlaştırma sizler için bir onur vesilesidir...'

Haklarında eleştirel haber ve görüşler yayınlandığı için aralarında dinci, aşırı milliyetçi, militarist ve cemaatçilerin de olduğu kimi kesimlerin hakaret ve boykot girişimlerine de maruz kaldık. Farklı cenahlardan gelen her sert tepki bizi durduğumuz yerin doğru olduğuna daha çok inandırdı.

Yılmadık, tam tersine mesleğimiz lehine daha çok bilendik.

Bir yıldır sadık kaldığımız şiar, bundan sonra da asla sapmayacağımız yolumuz nettir: Susturma veya itibar suikasti amaçlı tüm rüzgarlara karşı cevabımızı siz okurlarımıza, izleyici ve dinleyicilerimize sunduğumuz kaliteli içerikle veriyoruz, vermeye devam edeceğiz.

Ziya Paşa'nın dediği gibi, ''Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz / Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde...''

Ahval için bağımsızlık, bu mesleği hiçbir iktidar odağının, herhangi bir dini cemaatin, bir siyasi partinin, bir şirketin, etnik kimliğin, sosyal baskı veya çıkar grubunun hizmetine sunmamak demek.

Bu Ahval açısından şu demek:

Sunduğumuz haber içeriğinde herhangi bir propaganda, veya manipülasyon amaçlı 'sahte haber' (fake news) bulamazsınız. Bundan sonra da olmayacak. Sunduğumuz analiz - yorum içeriğinde nefret söylemi, ırkçılık, cinsiyetçilik, şiddet kışkırtıcılığı ve iftira bulamazsınız. Bundan sonra da olmayacak.

Ahval haberciliği, tüm iktidar yapılarına eleştirel yaklaşmak demek (eğer bu editoryal eleştirel süzgeci bir iktidar yapısının kamu yararına ve demokrasi ilkelerine uygun icraat da tespit ederse, elbette ki hakkını teslim etmek demek). Bu yüzden bizde kendisini nefretle körleştirmiş bir muhalefet çizgisi değil, akla dayalı bir analitik sorgulama, eleştiri yaklaşımı görmektesiniz.

Ahval haberciliği, kimliğine bakılmaksızın, tüm sessizlerin sesi, mazlum ve mağdurların durum ve taleplerin, hak hukuk arayışlarını kamuyla paylaşmak, haksızlık ve zulme dikkat çekmek demek. Ahval, bazı rakipleri gibi, 'aidiyet sempatisi' üzerinden bazı mağdur kesimlerin haberlerini verirken, diğerlerinin acısına gözlerini kapatmıyor. Kim mağdur ve mazlum ise, nezdimizde eşit.

Ahval haberciliği, halkın huzur ve güveninde esas teşkil eden ekonomi alanındaki gelişmeleri uzman haberci, yorumcu ve editörlerin sürekli takibiyle, 'gerçek veri'lerle yurttaşları ve 'karar verici'leri doğru bilgilendirmek demek.

Başta ekonomi ve siyaset, ayrıca çevre, eğitim, sağlık, bilim, teknoloji, kültür, sanat, tarih ve spor, tüm alanlarda bir yıl boyunca haber ve analizlerle sizlere ulaşmayı görev bildik.

Bir yıl önce, üç dilde birden yayıncılığa başladık.

Türkçe'nin yanı sıra, İngilizce içerikte 'gerçek Türkiye gündemi'ni (rejimin denetimindeki iki İngilizce yayının yaptığı gibi propaganda ve resmi bülten söylemi ile ile cilalamadan) tüm dünyaya yansıtıyoruz. Arapça içeriğimizle milyonlarca okuru olan büyük bir coğrafyaya ulaşıyoruz.

Bildiğiniz gibi sizlere her gün özgün haberlerimiz ve 'köşe yazıları'mızla Türkiye'den pencereler açıyoruz. Bu pencerelerin ne kadar acı da olsa hakikati göstermesi, bizim için önemli. Aynı kulvarda bizimle yarışan rakiplerimizin pek çoğunun aksine, Ahval'e yapılan katkıların, emeğin karşılığını eksiksiz ödüyoruz.

Bunun yanı sıra, Türkiye medyasında ve dışarıdan Türkiye'yi izleyen medya kurumlarında çıkan önemli haber ve yorumları da sizlere iletiyoruz. Ama rastgele değil. Hangi haber kamu yararı adına 'değer' taşıyorsa, bizim için öncelikli.

Köşe yazılarına gelince, Türkiye'de birtakım yüzeysel köşe sahiplerinin veritabanı boş, dayanaksız sert söylemlerine veya 'kayıkçı kavgası' kabilinden gelir geçer, halkı boşa meşgul edici bağırtılarına, atışmalarına itibar etmiyoruz.

Bizi, hangi siyasi renkten gelirse gelsin, iktidar veya muhalefeti temsil etsin, akılcı ve bilgilendirici köşe yazıları ilgilendiriyor.

Kimileri başka mecralarda çıkan haber ve yazıların 'tekrar yayını'na karşı, ama biz buna katılmıyoruz.

Yeni çağda, bilgi ve kanaat içeriği eğer tecrübeli editörler tarafından sıkı kriterlere dayalı olarak taranıp tekrar yayına veriliyorsa, bu sadece kitlesel bilgilenmeye katkı sağlar. Tabii, bu içerik, Ahval'in yaptığı gibi, özetlenerek ve oriijinal kaynağa saygı adına link verilerek yapılıyorsa.

Birinci yılımızda öndeyiz, öncüyüz, hep birkaç adım ilerideyiz. Okurlarımıza sadece metinlerle değil, video kayıtlarıyla da ulaşıyoruz. Kısa bir süre önce podcast yayınlarına da başladık. Hem de dört koldan; tüm podcast mecralarında varız, farklı alanlarda, farklı seslerle, farklı dillerde, Ahval takipçilerine ulaşıyor, onların ufkunu sesli alanda da genişletiyoruz.

Podcast'lerimiz binlercenize ulaşıyor. Özellikle gençlere, eğitimi önemseyenlere, şehirlere. Mobil telefon uygulamalarımız, yasaklama ve sansüre karşı en dayanıklı şekilde, büyük beğeni toplayan sunumuyla, güvenli kullanımınıza açık.

Bir yıllık zaman dilimi içinde 20 milyondan fazla ziyaretçi Ahval'le tanıştı. 5 milyona yakın kişi Ahval etkileşime geçti. Şu anda günlük tekil ziyaretçi sayımız 120 bine yakın. Bu ayda en az 3 milyon ziyaretçi demek. İzleyicilerimizin üçte ikisine yakını bize sosyal medya üzerinden ulaşıyor.

Hem İngilizce, hem Arapça'da en güvenilir haber ve yorum kaynağıyız. Sadece ABD ve Almanya'dan 1 milyona yakın izleyicimiz olması, bu gerçeği yansıtan verilerden biri. Sansürlü ve çarpıtılmış bilgilerin yandaş medyaya boca edildiği günümüz Türkiye'sinde bağımsızlık ve özgürlüğe verilen değerin farkındayız.

Bir yaşında hızla olgunlaşmış bir Ahval var. Farklı seslerin susturulduğu, yazılı basının bitkisel hayata girmekte olduğu, sansürün ayyuka çıkığı boğuntu ortamında çoğulcu düşünce alışverişinin buluşma, ayrılan fikirlerin çatışma noktasıyız.

İktidar başta, hiçbir kesimin 'sahibinin sesi' değiliz.

Hiçbir menfaat grubunun şoförü değiliz.

Sadece ve sadece hakikatin yılmaz takipçisiyiz.

Demokrasi içinde yer bulmayı hak eden her düşünceye saygılı; özgür ve cesur kamusal tartışmanın koruyucusuyuz.

Diğer yıllara doğru yelken açarken sizlere bu taahhüdümüzü hatırlatmak isterim.

Bu yoldan sapma görürseniz, görüş, öneri ve eleştirilerinizi şu adrese yazın:

editor@ahvalnews.com

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar