Ahval’e giden yol…

Medya dediğimiz aygıtın (işitsel, görsel ve yazılı yayın organları) işlevinin uzun mücadeleler sonucu insanlığın kazanımı haline gelmiş, evrensel boyutta kabul gören insan hak ve özgürlükleri ile yakından ilgisi bulunuyor.

İnsanların haber alma hakkının gerçekleşebilmesinin en önemli koşulu, medya özgürlüğünün hukuken güvenceye alınmasıdır. Bu özgürlük alanına getirilen her formalite, koşul, yasak ve yaptırım AİHM içtihatlarında belirtildiği gibi ‘demokratik bir toplumda gerekli’ ve bu alanda ‘izlenen meşru amaçla orantılı’ olmak zorunda.

Şiddete teşvik ve tahrik, nefret söylemi ve iftira oluşturmayan yayınlarda içeriğinde ne dendiği önemli değildir. Bu içerik şok edici, rahatsız edici ve sarsıcı olabilir. Önemli olan haber ve düşünceleri elde etme ve bunları ulaştırma özgürlüğünün korunmasıdır.

Türkiye’nin bu alandaki durumu, sürekli bir gerilemeyi gösteriyor. Medyanın iktidar lehine tekelleşmesi objektif ve tarafsız haberciliği ve özgür düşünceyi yok etmiş durumda. Çok sayıda gazetecinin mesleki faaliyetleri nedeniyle suçlanarak tutuklanması, bir kısmının da ağır mahkûmiyetlere uğratılması durumun vahametini gösteriyor.

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün (RSF) her yıl yayınladığı Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’ne göre, Türkiye 2018’de bir önceki yıla göre iki basamak daha gerileyerek 180 ülke arasında 157. sırada yer aldı.

Bu ay içinde yayımlanan raporda Türkiye ‘gazeteciler için dünyanın en büyük hapishanesi’ olarak nitelendiriliyor ve çok sayıda gazetecinin tutuklu olarak toplu davalarda yargılandığı belirtiliyor.

Türkiye’de dönem itibariyle gazeteciliği mesleğin etiğine uygun bir şekilde yapamayacağını ve demokrasiye dönüş konusunda işlevsiz kalacağını düşünen, bu nedenle de yurt dışına giden bir avuç idealist gazeteci Ahval’i kapsamlı haber analiz, araştırma-haber ve çoğulcu yorum sitesi olarak kurdu.

Ahval, 1 Kasım 2017 tarihinde İngilizce, Türkçe ve Arapça olarak üç dilde yayına başladı.

Yayımlanmaya başlandıktan sonra standardının çoğulcu, seküler, paylaşımcı ve insan haklarını esas alan bir habercilik olduğu görüldü.

Gazetecinin görevi makro ya da mikro, her türlü iktidar yapısını sorgulamak, haberleştirmek ve eleştirmektir. Bunun yanında bir gazete katılımcı ve çoğulcu bir demokrasinin en önemli unsurlarından biri olan kamusal tartışma alanının vasatını da oluşturmalıdır. Yine gazetecilik kültürel, bilimsel ve sosyal olguları haberleştirme ve değerlendirme işidir.

Gazetecilikte ‘haberde doğruluk ve tarafsızlık, görüşlere eşit mesafede durmak ve daima insanın yanında olmak’ temel ilke olmalı.

Demokrasi, hukukun üstünlüğü, hak ve özgürlükler ve ekonomik büyüme açısından geri kalmış ülkelerde; yeni düşünceleri toplumla paylaşma konusundaki sıkışmışlığı, küresel düzeyde doğru, tarafsız, insanı ve doğayı temel alarak yayın yapan bir medya çözebilir.

Ahval bir yıl içinde yukarıda belirttiğim standartlar açısından büyük bir başarı göstermiş durumda.

Bu başarıda başta gazeteyi yönetenler olmak üzere bağımsız, cesur ve özgür gazeteciliği ilke edinmiş tüm gazetecilerin rolü var.

Kutuplaşmanın, partizanlığın ve ideolojinin Türkiye medyasını  araçsallaştırarak hakikati aramaktan ve objektif habercilikten uzaklaştırdığı görülüyor. Kullanılan militan ve kavgacı dilin ise uzlaşmayı ve barışı dinamitlediği açık.

Medyanın parsellenmiş ve biçimlenmiş olması, demokrasi ve insan hak ve özgürlükleri açısından en büyük tehlike.

Türk medyasının perişan hali demokrasimizin kalitesini de gösteriyor.

Ahval’in önemi de burada yatıyor. Ahval varlığıyla bütün bu olumsuz tablo içinde ilkeleri, standartları ve çoğulcu, katılımcı, özgürlükçü bir demokrasiye inancıyla bir umut ışığı olarak duruyor.

Ahval’e büyük bir boşluğu doldurduğu için teşekkürler, nice yıllara.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar