Tem 15 2019

Arap medyası: Türkiye'ye S-400 yaptırımı iki ucu keskin bir kılıç gibi...

Türkiye'nin Rusya'dan S-400 füze savunma sistemlerini alması Arap medyasının en önemli gündem maddesi olmaya devam ediyor. Londra'da yayınlanan El Kuds el Arabi gazetesinin başyazısında, Türkiye'ye uygulanabilecek bir yaptırımı her iki ucu keskin bir kılıca benzetti. 

Başyazıda Batı'nın 'ya Türkiye'yi Rusya'nın kucağına bırakmak ya da uygun bir çözüm yolu bulmak' arasında kaldığı belirtiliyor:

“Türk Rus savaşları tarihteki en uzun savaşlardandır, 1568'de başlayan bu savaşlar, aralıklarla yüzyıllar boyunca devam etti. Pratikte bu savaşlar Birinci Dünya Savaşı ile sona erdi. 

Bu savaştan sonra komünizm pankartını taşıyan Sovyetler Birliği ile Mustafa Kemal Atatürk'ün laik cumhuriyeti arasında kronik bir ideolojik savaş yaşanmaya başladı. 

Ankara'nın 1951'de NATO'ya girmesiyle birlikte, Sovyetler Birliği'nin genişleme stratejisinin önüne set çekildi. Sloganlar ve pankartlar değişse de karada, denizde, siyasi, ekonomik ve kültürel alanlarda Türkiye'nin Rusya korkusu hiçbir zaman bitmedi. 

2011 yılında Suriye'de başlayan ayaklanmalar iki ülkeyi zıt konumlara oturttu. Suriye krizi, Rusya'nın sıcak denizlere inme hayalinin gerçekleşmesine fırsat verdi. 

2015'te bir Rus Sukhoi 24 savaş uçağının düşürülmesi ile iki ülke ilişkilerinde kriz zirve yaptı. Siyasi gerilimin yanı sıra Rusya'nın uyguladığı turizm ambargosu Türk ekonomisi için ciddi kayıplara yol açtı. 

Bu kriz sırasında ABD, NATO ve Avrupa Birliği Türkiye'ye destek verdi. Ancak ABD'nin Suriye'de Kürt yanlısı bir politika izlemesi, Suriye topraklarında bir güvenli bölge oluşturma fikri Ankara'nın tepkisini çekti. 

İki ülkeyi yakınlaştıran ise 2016'daki darbe girişimi oldu. ABD ve Batılı ülkelerin darbeyi hızlı bir şekilde kınamaması, tam tersine Rus istihbaratının darbe hakkında önceden Türk istihbaratını bilgilendirmesi, akabinde Türkiye'nin S-400 füze savunma sistemlerini almaya karar vermesi birbiriyle ilgili konulardır. 

ABD'nin Türkiye'ye yaptırım uygulaması iki ucu keskin bir kılıç gibidir. Böyle bir durum Ankara ve Washington'ın siyasi ve askeri alanda daha fazla ayrışmasını beraberinde getirecek. Bu ise Rusya ve Türkiye'yi daha fazla yakınlaştıracaktır. Ve Türkiye, Rusya'nın askeri işbirliğine daha bağımlı hale gelecektir.

Bu ise Batı'yı zor bir denklemin içine sokacaktır: Ya Türkiye, Asya ve Avrupa arasında büyük bir güç dengesizliğini beraberinde getirecek şekilde Rusya'ya terkedilecek ya da sorunun sakin bir şekilde çözülmesine sağlayacak yollar araştırılacak.”

Şarkul Avsat gazetesi yazarlarından Salman el Dossary ise 'Yeni bir parti Erdoğan'ı daha da izole edecek mi? başlığıyla yayınladığı makalesinde Erdoğan'ın iktidarda ilk kez bu kadar zayıf duruma geldiğini belirtiyor. 

“Her ne kadar o kendini güçlü göstermeye çalışsa da, şartlar onun zayıflığını, gittikçe izole olduğunu ve arkadaşlarından koptuğunu gösteriyor” diyen yazar şu görüşleri dile getiriyor: Sultanın, gücünün yıprandığını ve popülerliğinin ortadan kalktığını ne zaman fark edeceğini kimse bilmiyor, fakat o an şüphesiz ki gelecek çünkü Erdoğan'ın nasıl saldırgan bir politika izlediğini görenler için aslında tüm emareler ortaya çıkmış durumda.