Eki 13 2019

'Erdoğan ve Trump'ın Suriye'deki pervasızlıkları IŞİD'in yeniden dirilmesi riskini doğuruyor'

Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyine yönelik başlattığı saldırı dış basının da gündeminde. Guardian'da Hassan Hassan imzalı yer alan yazı şöyle:

ABD Başkanı Donald Trump'ın Suriye'den aniden askerleri çekme kararı iç savaşın yeniden başlaması da dahil pek çok sonuçlar doğuracaktır.

Gelecekteki tarihçiler, Erdoğan'ın Suriye'ye girerek bilerek ya da bilmeyerek IŞİD'e ikinci kez cankurtaran olduğunu yazacaklar.

Birincisi, 2014'te Türkiye'nin sınırlarını yabancı cihatçılara açmasıyla IŞİD'in İngiltere büyüklüğünde bir halifelik ilan etmesiydi.

Hem zamanlama ve hem de müdahalenin mantığı, Türkiye'nin ülkenin kuzeyinde kurmak istediği güvenli bölge fikrinden çok daha büyük riskleri beraberinde getirmektedir. Bu durum radikal güçlere baskı yapacak ve bölgede yaklaşık iki yıldır sağlanan göreceli sükunet ve hassas dengeyi bozacaktır.

Müdahale, IŞİD ile mücadelenin devam ettiği kritik bir zamanda geldi. IŞİD'in resmen bitirildiğinin ilan edildiği bu yedi aylık süreçte bölgede iyileşme ve istikrarlaştırma sürecinin başında bulunuluyordu.

Geçtiğimiz aylarda ABD, IŞİD ile bağlantılı hücrelerin tespiti ve izale edilmesi için yerel güçlerin kabiliyetlerini artırma çabasında bulunuyordu. Bu gelişmelerden sonra örgütün yeniden büyük bir kalkışma içine girebileceği görülüyor.

Trump'ın, daha önce ABD ve Kürtlerin öncülüğündeki Suriye Demokratik Güçleri'nce (SDG) korunan bölgelere Türkiye'nin girmesine izin vermesi, Suriye krizinde taraf olan herkes tarafından büyük bir sürprizle karşılandı; Wall Street Journal gazetesinin haberine göre IŞİD ile mücadelede yer alan önemli Kürt komutanlardan biri Amerikalılarla yapılan bir toplantıda, 'Bizi sattınız' diye bağırdı.

Kürtlerin öncülüğündeki yerel güçler hala, ABD'nin Irak'ı işgalinden sonra ortaya çıkan örgütlerin ve daha sonra da IŞİD'in yürüttüğü yeraltı isyanları ile nasıl mücadele edileceğini yeterince bilmiyorlar.

İsyanlarla mücadele çabaları, SDF'nin son beş yıldır gerçekleştirdiği sokak sokağa çatışmalardan çok farklıdır.

Askeri müdahale hem Suriye'deki bu süreci sekteye uğrattı hem de IŞİD'in daha önce faal olduğu bölgeleri kontrol eden milis güçlerin dikkatini dağıtacaktır.

Bazı kusurlara rağmen Kürtlerin öncülüğündeki yerel güçler kasaba kasaba, köy köy IŞİD'le mücadele ettiler. Bu operasyonlar kompleks bir enformasyon ve istihbarat çabalarını da içeriyor. Bu güçler IŞİD'in nasıl faaliyet gösterdiğini, yerel aşiretlerle nasıl bağlantıya geçtiklerini öğrendiler.

Sadece kuzeydeki bu el değişimi, IŞİD'in yeniden faaliyet göstermesi için alan açacaktır. Benzer bir senaryo da Irak için yürürlüğe konmuş, iki yıl önce İran destekli milis güçler Kerkük'ü Kürt güçlerden almıştı.

Şablonun aynı olduğu tartışılmaz: IŞİD o bölgede uzun nefesli yeni bir isyan hareketi başlatmak için fırsat yakaladı. Kerkük saldırısı IŞİD'in Irak'ta Suriye'den daha hızlı toparlanabileceği şartlardan sadece birini oluşturuyor. Kerkük bir açılıştı ve IŞİD de onu yaptı.

Benzeri şu anda Suriye'nin kuzeyinde yaşanıyor. Türklerin IŞİD'le mücadele kapasitesinin ne olduğu önemli değil.

Oturmuş bir güvenlik yapısının yıkılması, toparlanma ve saldırı için fırsat kollayan radikal bir grup için çatlaklar meydana getirir. Önce saldırılar sıradanlaşır, sonra bu saldırılar diğer alanlara sıçrar. Bu tür bir senaryonun ihtimal dahilinde olması Trump'ın takımına veya en azından sahadaki ortaklarına danışmadan Türkiye'ye izin vermesidir.

Ankara'nın kafasında sadece bu durum yok. Türkiye'nin zihni arka planında sınırının hemen yanı başında bir Kürt devletine gebe bir yapıyı yok etmek de bulunuyor. İşgal, maliyeti düşünülmeden bu ulusal öncelik göz önünde bulundurularak başlatıldı. Fakat bu hesaplamaların da ötesinde, Türkiye'nin bir çıkış stratejisi de bulunmuyor. Aslında Türkiye gibi ABD'nin de bir çıkış stratejisinin olmaması radikal grupların yeniden ortaya çıkması ve yeni bir kaosa yol açmak gibi bir güvenlik vakumu riskine sebebiyet veriyor.

Diğer bir nokta ise Türkiye'nin işgalden önce Rusya'dan da bir boşluk bulması. İyi haber alan Suriye kaynaklarına göre Türkiye'nin Kürt bölgelerini işgali, Rusya ve Türkiye arasında İdlib konusunda varılan bir anlaşma ile de ilgili. Bu kaynaklara göre Amerikalılara da verilen güvencelere göre işgalden sonra İdlib açmazı konusunda arka arkaya atılacak adımlar takip edecek. Buna göre Rusya İdlib'de operasyonlar başlatacak ve muhtemel göçler ise Türkiye'ye değil, Türkiye tarafından oluşturulan bu bölgelere yönlendirilecek.

Şu ana kadar Türkiye ve ABD, Suriye ve doğusunda iki farklı bölgeyi kontrol altında tutuyor. Her iki bölgede de durumun kontrolden çıkması durumunda aşırı grupların yeniden ortaya çıkma riski bulunuyor.

ABD ve Batılı güçler bu tür yıkıcı ve öngörülemez senaryoları engellemelidir. Çünkü aksi halde Türkiye'nin attığı adım Suriye'deki iç savaşı yeniden ısıtabilir ve cihatçı aşırı grupların yeniden ortaya çıkmasını sebebiyet verebilir.