AİHM eski yargıcı Türmen'den Başkan Spano'ya: 'Bu soruları sorabilecek misiniz?'

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Başkanı (AİHM) Robert Spano 3-4 Eylül tarihleri arasında Türkiye'yi ziyaret edecek ve darbe girişiminden bu yana 192 akademisyenin işine son veren İstanbul Üniversitesi'nden fahri doktora ünvanı alacak.

Ancak akademisyen-yazar Mehmet Altan gibi İstanbul Üniversitesi'nden ihraç edilen akademisyenlerin yanı sıra, bir dönem AİHM yargıcı olarak görev yapan Rıza Türmen de Spano'ya seslendi ve, "AİHM’in yeni başkanı, Türkiye’deki insan hakları ihlallerini, keyfi ve siyasi tutuklamaları, yargı bağımsızlığı sorunlarını söz konusu edecek mi, AİHM kararlarının neden uygulanmadığını sorgulayarak 'Bu ne biçim hukuk devleti' diyecek mi" sorusunu yöneltti. 

Türmen, "Spano daha önce, Türkiye’ye karşı açılan davaların görüşüldüğü 2. Daire Başkanı’ydı. O nedenle Türkiye’deki insan hakları sorunları hakkında bilgi sahibi" hatırlatmasında bulunduktan sonra, "Spano’nun programını bilmiyorum. Ama umut ederim ki Türkiye’deki insan hakları örgütlerinin temsilcileriyle, baro başkanlarıyla görüşme fırsatı bulur" çağrısında bulundu.

Spano'nun Türkiye'deki insan hakları ihlallerini es geçmemesi gerektiğine işaret eden Türmen, yazısını şu ifadelerle sürdürdü:

"Spano, bir avukatın, Ebru Timtik’in, adil yargılanmak için açlık grevine girerek yaşamına son vermesinin hemen ertesinde Türkiye’ye geliyor. Başka bir avukatın, Aytaç Ünsal’ın açlık grevi ise sürmekte. Spano, görüşeceği yetkililere bu konuyu açıp, 'Ülkenizde hukukçular adil yargılanma hakkına sahip olmak için yaşamlarına son veriyorlar. Adil yargılanma konusunda böylesine ağır bir sorun var demek ki. Sorun yargının bağımsız olmamasından mı kaynaklanıyor acaba” diye sorabilecek mi? Yoksa, “Bunlar netameli konular, ziyaretin havasını bozar. Hiç girmeyeyim daha iyi' diye mi düşünecek?

Sn. Spano 'Osman Kavala, yaklaşık üç yıldır tutuklu. Kendisini susturmak için keyfi ve siyasal nedenlerle tutuklandığını ve derhal serbest bırakılmasını öngören AİHM’in kesinleşmiş kararı var. Ama uygulamıyorsunuz. Uygulamamak için yeni suçlar icat edip tutuklamayı sürdürüyorsunuz. Bu ne biçim hukuk devleti? Aynı şekilde Selahattin Demirtaş kararı. Daire kararı Demirtaş’ın siyasal nedenlerle tutuklandığını ve derhal serbest bırakılması gerektiği yönünde. Bu karar da uygulanmadı. Şimdi Büyük Daire kararını bekliyoruz. Büyük Daire’den de aynı yönde karar çıkarsa uygulayacak mısınız? Yoksa, ‘Demirtaş başka bir suçtan mahkûm oldu, artık tutuklu değil, hükümlü’ mü diyeceksiniz? AİHM’in kişi özgürlüğüne ilişkin kararlarını uygulamamak için yeni bir yöntem bulmuşa benziyorsunuz. Hemen başka bir suçtan tutukluyor ya da mahkûm ediyorsunuz. Böylece, AİHM’in verdiği kararların arkasından dolanıyorsunuz. Bu kabul edilemez' diyecek mi?

Sn. Spano yetkililerle yaptığı görüşmelerde ifade özgürlüğüne değinecek mi? 'Türkiye’de ifade özgürlüğü AİHM standartlarına uymuyor. 76 gazeteci ve medya çalışanının cezaevinde olduğunu öğrendim. ‘Cumhurbaşkanı’na hakaret suçu’ nedeniyle dört yılda açılan dava sayısı 17 binden fazla. Oysa birçok Avrupa ülkesinde bu suç yasalardan çıkarıldı. AİHM içtihadı da bu yönde. Türkiye ile ilgili de birçok karar var. Türkiye’de Cumhurbaşkanı’nın aynı zamanda bir siyasal partinin başkanı da olmasının yarattığı dengesizlik, bunun ayrı bir suç olmaktan çıkarılmasını büsbütün gerekli kılıyor” demek ister mi? Ve “İstatistiklere göre, 2019 yılında AİHM, Türkiye ile ilgili olarak, ifade özgürlüğünün ihlal edildiği 35 karar kabul etmiş. 47 taraf devlet arasında Türkiye ifade özgürlüğünü en çok ihlal eden ülke' demeyi yeğler mi?

Arkasından, “Toplantı ve gösteri özgürlüğü hakkıyla ilgili olarak da sorun var. Türkiye’deki mevcut yasa polise barışçı bir gösteriye müdahale yetkisi veriyor. Polis de bu yetkiyi orantısız güce başvurarak kullanıyor. Buna gerekçe olarak da ‘önceden izin almamak’ gösteriliyor. Günümüzde ise Covid salgını mazereti kullanılıyor. Oysa, AİHM’in bu konudaki içtihadı açık. Oya Ataman kararından bu yana, önceden izin alınmamış ya da bildirim yapılmamış olsa bile, barışçı bir gösteriye polisin müdahalesi toplantı ve gösteri hakkının ihlalini oluşturuyor. Bu konuda AİHM içtihadına uyum sağlamak için yasanızı değiştirmeniz yararlı olur. Yoksa ihlal kararları çıkmaya devam edecek” şeklinde bir ifadeyi sözlerine ekler mi?."

Mehmet Altan, P24’te yayımlanan açık mektubunda Spano'ya şu satırlarla seslenmişti:

“...‘davalısı’ fahri doktora ünvanını alacağınız İstanbul Üniversitesi olan, ‘üniversiteden ihracımın iptali’ konulu davam hâlen Ankara 21. İdare Mahkemesinde beklemektedir.

Kesinleşmiş beraat, Anayasa Mahkemesi’nin ve AİHM’in hak ihlalleri kararlarına karşın, ben sizin fahrî doktora alacağınız üniversiteme dönebilmiş değilim. 

Doktora alacağınız üniversite, benim gibi KHK ile atılan akademisyenlerin davalarında ‘davalı kurum’ olarak yer almaktadır. 

Bu davalar hâlen devam ediyor ve pek muhtemeldir ki sizin başkanı olduğunuz AİHM önüne de gelecektir. Ancak siz o süreçte İstanbul Üniversitesi’nden fahrî doktora diploması almış bir Yargıç olacaksınız.Yüzlerce öğretim görevlisini haksız bir şekilde okuldan atarak işsizliğe ve yoksulluğa mahkûm eden bir üniversitenin fahrî üyesi olmak bilmiyorum ne kadar övünç verici.”

Ekonomist ve yazar Eser Karakaş da, Sıcak Takip'te Ahval Genel Yayın Yönetmeni Yavuz Baydar'ın konuğu oldu ve AİHM Başkanı Spano'nun ziyaretinin ve fahri doktora ünvanını kabul etmesinin neden olacağı olumsuz sonuçlara dikkat çekmişti.

Yazının kaynağına buradan ulaşabilirsiniz