Kas 26 2017

Otoriter yönetimler, trol ordularıyla muhalif sesleri bastırıyor

Gezi Parkı olayları sırasında ve 17-25 Aralık yolsuzluk operasyonunu takiben özellikle Twitter’da tanıştı ‘trol’ kelimesiyle Türkiye. Ardından yoğun olarak 2014 yerel seçimleri, 7 Haziran ve 1 Kasım 2015 Genel Seçimi ‘AK Troller’ adıyla bilinen AKP propagandası yapan Twitter hesapları ile fenomen oldu bu kelime.

Freedom House tarafından yayımlanan, “Demokrasiyi Kötüye Kullanan Sosyal Medyanın Düzenlenmesi” başlıklı rapor, tam da trollerin yarattığı karanlık sonuca işaret ediyor. Rapora göre, son bir yıldır özellikle de otoriter yönetimler internet üzerinde binlerce kişilik trol orduları kurarak muhalif sesleri bastırıyor ve toplumsal ayrışmaları körüklüyor. Bu durum en çok demokrasiye zarar veriyor. 

“Hükümetler son bir yıldır sosyal medyadaki bilgileri manipüle etme faaliyetlerini büyük ölçüde arttırdı” diyor rapor ve bahse konu 65 ülkenin en az yarısı bu alanda hızla öne çıkıyor. 

Dünya genelindeki 3,4 milyar internet kullanıcısının yüzde 42’si “hükümetin görüşlerini yaygınlaştırmak ve sosyal medyadaki karşıtları cezalandırmak için bir ‘fikir biçiciler’ ordusu kullandığı ülkelerde hayatını sürdürüyor. Kayda değer bir şekilde, yüzde 63’lük bir kesim, sosyal medya kullanıcılarının “siyasî, sosyal ve dinî konularda muhteva yayınladığı için tutuklandığı ya da hapsedildiği” ülkelerde yaşıyor.

Rapor, “Bu tehditle başa çıkmak için kapsamlı bir kampanyanın olmadığı bir durumda, manipülasyon ve dezenformasyon teknikleri çağdaş otoriter rejimlerin güçlerini ve etkilerini genişletmelerini sağlayarak, çevrimiçi medyaya ve internetin bütününe olan kullanıcı güveninde kalıcı olarak aşınmaya yol açabilir” diyor. 

Psychology Today’de yayımlanan ve Gazete Duvar’ın çevirdiği makalesinde raporu değerlendiren Christopher Lane, “Yetersiz siyasi kararlılık ve ticari irade, reform umutlarını zora sokuyor. Ayrışma, anlaşmazlık ve aşırı partizanlık, artan güvensizlik dönemlerinde ortaya çıkıyor ve hepsi de otokratik bir yönetime güç sağlıyor” yorumunu yapıyor ve ekliyor:

“İnternetin eşitlikçi ve yeni bir çağın kapısını aralayıp aralamayacağı tartışmasını yaptığımız günler, maalesef geride kaldı. Demokrasi kalıntılarının korunmasına yardımcı olma sorumluluğu, teknoloji endüstrisinin yanı sıra dünyanın her yerindeki vatandaşlar ve hükümetlerin omuzlarında duruyor.”

 

 

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar