Oca 08 2018

'Boğaziçi'nde bugün 28 Şubat'tan daha yasakçı bir dönem yaşanıyor'

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, önceki günlerde Boğaziçi Üniversiteliler Derneğinin 14. Genel Kuruluna katıldı. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaptığı konuşmasında, "Bu üniversitemiz açıkçası biraz zayıf kalmıştır. Bu ülke ve bu milletin değerlerine yaslanamadığı için küresel bir marka haline gelme çabalarında hedeflerine tam manasıyla ulaşamamıştır" diyerek üniversiteyi eleştirdi.

"Çok seslilikle, kendi ülkesine ve milletine yabancılık arasındaki çizgi doğru çizilmeden bunu başaramayız. Dünyanın en iyi üniversitelerinde eğitim görmekle yerli ve milli duruş sahibi olmak asla birbirinin zıttı değildir." dedi ve ekledi:

"Bununla birlikte Boğaziçi Üniversitemizin bizim gönlümüzden geçen konuma ulaşamadığını da belirtmek durumdayım."

Cumhurbaşkanı'nın açıklamalarının ardından Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Mehmed Özkan da açık olarak bir mesaj vermedi ama yaptığı paylaşımlar Erdoğan'ın açıklamalarına göndermede bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Boğaziçi Üniversitesi'ni hedef alan açıklamaları tartışma yarattı.

Artı Gerçek yazarı Mehveş Evin de "Boğaziçi’yle uğraşmaya doyamadı, acaba neden?" başlıklı yazısıyla tartışmaya katılan isimlerden.

Evin, "siyasi iktidar, ‘kendi kültürü’nü yaratmanın eksikliğini hissederken zaten elde kalan bir avuç değeri, sırf canının istediği gibi ele geçiremiyor diye avucunun içinde parçalamaya çalışıyor" diyerek başlıyor yazısına. Ve kendisi de Boğaziçili olduğu için kendisini çok şanslı hissettiğini ifade ediyor.

Okulun en iyi üniversite olmasının nedeninin sadece yüksek puan ile giriş yapılabilmesi, üreten, düşünen, parlak hocaların varlığının olmadığını belirterek, okulun sosyal, sportif olanakları ve özgür düşünceyi besleyen ortamına değiniyor. Bu özellikleriyle diğer okullardan ayrılıyordu Boğaziçi.

"Pek çok üniversitede şiddete varan çatışmalar yaşanırken, Boğaziçi kurtarılmış, özerk bölge gibiydi ve bu nedenle hep ‘en özgürlükçü’ üniversite olarak adlandırıldı" diyor Evin.

28 Şubat döneminin en ok tartışılan başörtü yasağının Boğaziçi'nde de uygulandığını hatırlatıyor. Kapıda okula alınmayan öğrencilerin yaptığı protestolar gerçekleşmişti ancak 'ikna odaları' gibi uygulamalar görülmüyordu.

Evin, üniversitenin bugün 28 Şubat'tan bu yana en yasakçı ve hatta 28 şubat döneminin de ötesine geçtiğini söylüyor bugünkü yasaklarla. Okulun yasaklarını da sıralayarak:

2016’da Feminist ‘Kampus Cadıları’nın düzenleyeceği konferans, son dakikada yasaklandı. Gerekçe? Kimbilir!

2017’de rektörlük (Saray mı desek?) CHP’li kadın liderlerinin konuşmalarını engelledi:

CHP PM üyesi Serra Kadıgil’in referandum öncesi planlanan konuşması ve yaz ayında CHP Genel Başkan Yardımcısı Selin Sayek Böke’nin “Boğaziçi Liderler Zirvesi”ndeki konuşması son anda iptal edildi.

Geçen Kasım’da, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın işaret etmesiyle başlayan LGBTİ etkinliklerine yasak getirilmesi, Boğaziçi’ne de yansıdı. Üniversite yönetimi LGBTİ kulübünün etkinliklerini ‘güvenlik’ bahanesiyle kısıtladı.

Muhalefetin, kadın ve LGBTi faaliyetlerinin peş peşe kısıtlanması tesadüf değil. Hepsi, demokrasiden ne kadar uzaklaşıldığının kanıtı.

Kimbilir üniversitede başka hangi etkinlikler, basına yansıyamadan, oto sansürle ‘aman ha başımıza iş almayalım’ diye engellendi.

Kısacası “özgürlükçü” üniversitem, kadın siyasetçileri konuşturamayacak, feminist ve LGBTİ bireylerin etkinliklerini yasaklayacak kadar akıl almaz baskıcı bir dönemden geçiyor.

Utanç verici uygulamalara, başörtüsü yasaklarını eleştirenler, tabii ki ses çıkarmıyor.

Çünkü özgürlükten tek anladıkları, kendi özgürlükleri, inançları...