May 12 2018

Etyen Mahçupyan: İktidarın dili gizlenen korkunun ifadesi

Bir yanda Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, öte yanda MHP lideri Devlet Bahçeli. İkisinin de ortak özelliği, 24 Haziran'ı ortak bir kararla erken seçim tarihi olarak belirledikten sonra, keskin bir ötekileştirme, düşmanlaştırma ve ayrıştırma dili benimsemiş olmaları. 

Kimilerine göre, yaklaşan seçimler öncesi söylemin bu kadar keskinleşmesi, her iki siyasi partinin duyduğu gizli korkunun açık bir göstergesi. 

Karar Gazetesi köşe yazarı Etyen Mahçupyan da böyle düşünenlerden. Mahçupyan, 12 Mayıs tarihli yazısında, muhalefet cephesinin Meclis'te hatırı sayılır bir ağırlık oluşturması ihtimalinin iktidarı tepkisel davranmaya ittiği görüşünü dillendiriyor.

Erdoğan'ın, muhalefetin kendisini iktidardan etme çabasını, 'fesatlığın delili' olarak sunmasına hayret eden Mahçupyan, "Bazı rakiplerini kurallara yaslanarak yarış dışı bırakmak ister gözüken iktidarın, sandık üzerinden yönetime talip muhalefeti gayrı meşru davranmakla suçlaması garipti. Oysa Erdoğan’ın başkan olma arzusu ne denli meşru ise, rakiplerinin onun yerine başkasını seçme, ya da parlamento çoğunluğunu elde etme isteği de o denli meşru" yorumunu yapıyor.

Bahçeli'nin bu söylemi çok daha ileri taşıdığına değinen Mahçupyan, muhalefeti 'FETÖ' ve PKK laf kalabalığı ile 'milli davaya ihanet' çerçevesine oturtmasını eleştirdiği Bahçeli hakkında şu değerlendirmelerde bulunuyor:

"Oysa ülkeyi seçime götüren bizzat kendisiydi ve böyle bir tehlike var idiyse, bir buçuk yıl sonra tehlikeyi bertaraf ederek seçime gidebilirdi…

Bahçeli’nin mesajı siyasi tepkiselliğin siyasetçileri ne denli zora sokabileceğinin de örneğiydi. Gül’ün muhtemel adaylığını ‘Türkiye düşmanlarının’ sinsi hesapları ile bağdaştırmak gibi akla ziyan önermeler bir yana, sanki kendisine düşermiş gibi, Gül’ü kardeşliğin gereğini yapmaya davet etti. Böylece AK Parti içindeki kişisel ilişki hukukunun bile kendi uhdesinde olduğu mesajını vermekten çekinmedi.

Bahçeli’nin çelişkilerle dolu, yarışma ahlakını sindirme zorluğu yansıtan ve neredeyse siyasi görgüsüzlük olarak adlandırılabilecek paylaşımı, aslında bizzat söylediği ‘freni patlamış yük kamyonu’ benzetmesine cuk oturmaktaydı. Bu ‘deneyimin’ ardından iktidar kanadının yapacağı en akıllıca iş, ağızları bir süre kapamaktı belki, çünkü söylenen her laf pek de makbul sayılamayacak bir yönetim anlayışına muhatap olduğumuzu düşündürtüyordu."

Bahçeli'nin, muhalefetin ittifakını, 'sanal ve sahte' ilan etmesini garipseyen Mahçupyan, Bahçeli tarafından kullanılan, 'hain, tabansız, temelsiz, meymenetsiz' ifadelerinin, Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu atmosfere hizmet etmekten çok uzak olduğunu dile getiriyor. 

Mahçupyan, tespitlerine şöyle devam ediyor:

"İktidarın kendi ittifakına güzellemeler yapıp, oyunun kuralına uyarak bir araya gelen muhalefet ittifakına bu tavır ve kelimelerle saldırması, herhalde “Türkiye’nin ihtiyacı” olduğu söylenen sağlıklı siyasi ortamın oluşmasına hizmet etmiyor… Belki iktidar ortakları seçimi kazanmak açısından muhalefeti gayrı meşru ilan etmenin yararlı olduğunu düşünüyorlar ama siyasi tarihimiz bunun çoğu zaman ters teptiğini söylüyor.

Belki de bu bir siyasi strateji değil, sadece duygu hezeyanı, gizlenen korkunun açığa çıkmasıdır. Ancak sebebi her ne ise, iktidar kanadının kullandığı dil ve sergilediği tavır bile, bu zihniyetin niçin ülkeyi yönetmekte zora düştüğüne, her alanda tam yetkiye sahip olmasına rağmen tıkandığına ve sonuçta erken seçime mahkum hale geldiğine ilişkin işaretler taşıyor."

http://www.karar.com/yazarlar/etyen-mahcupyan/iktidarin-dili-6962