Altta kalanın canı çıksın: Kurumsal çürümenin odak noktası olarak AKP

Türkiye AKP ile birlikte lüks, şaşaa ve şatafata aşina hâle geldi. 

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 1150 odalı sarayı için 8 Temmuz 2015‘de, “Yabancılar burayı (Saray'ı) görünce, 'Haa, burası büyük bir devlet' diyor!" sözleriyle savunduğu gösteriş, israf, konfor, ihtiras tepeden tırnağa tüm AKP kadrolarına sirayet etti. 

Sosyal medyada neredeyse her gün çöpte ekmek toplayan veya işsizlikten dolayı intihar edenlerin hemen yanıbaşında çocuğunun doğum günü için lüks mevlit törenleri düzenleyen, son model araçlara binen, özel banyolu beş yıldızlı makam odaları yapan AKP’lilerin haberlerine tanıklık ediyoruz.

Her ne kadar Türkiye 2013 sonlarında Erdoğan ve oğlu Bilal’in meşhur “babacığım“ videosu ile yolsuzluğun boyutuna ilk kez tanıklık ettiyse de, AKP sisteme hâkim oldukça benzer görüntüler neredeyse sıradan AKP’lilerin yaşam tarzı hâline geldiğini gösteriyor.

Bunun son örneği AKP Şanlıurfa İl Gençlik Kolları Başkanı Mehmet Salih Saraç’ın jakuzide çektiği görüntülerde “Lan Fakirler! Oğlum beni rahatsız etmeyin. Tamam mı? Biraz keyif ediyorum” videosu oldu. Videoyu iki yıl önce kendi WhatsApp grubunda paylaştığını söyleyerek kendini savunan Saraç istifa etti. 

Suriye rejiminin mallarına el koyduğu, ülkenin en zengin iş insanı Rami Mahluf’un çocukları ve akrabalarının lüks yaşamlarını sosyal medyadan paylaşması örneğinde görüldüğü gibi AKP’lilerde de benzer bir gösteriş eğilimi var.

Öyle ki, “AKP çocukları“ adlı bir sosyal medya hesabı, yeni nesil AKP’lilerin lüks yatlarda, konutlarda, araçlarda çektikleri görüntüleri toparlayarak yayınlıyor.

Son birkaç yılda zihinlerde derin izler bırakan birkaç örnek verelim AKP Türkiye’sine…

Erdoğan ve ailesinin dillere destan lüks hayatı herkesin malumu. Eşi Emine Erdoğan sadece 50 bin dolarlık çantası ile değil, gittiği bazı ülkelerde alışveriş yaptığı lüks dükkanları kapattırması ile de gündeme gelmişti. 

Oğlu Burak’ın ünlü Malta ve Man Adası belgeleriyle ortaya çıkan “gemicikleri“, kardeşleri ve diğer oğlu Bilal’in başka ülkelerdeki gözlerden uzak mal varlıkları, kızı Sümeyye’nin iş insanı Latif Topbaş’a lüks villa tarifi, günlerce gündem olmuştu. 

AKP’deki tek sorun lüks ve şatafat değil tabii ki. 

Mesela Erdoğan’ın başkanlık sistemini getirmesinden önceki son başbakan Binali Yıldırım’ın birkaç gemisi olan oğlu Erkan Yıldırım’ın Singapur’da rulet oynarken çekilen görüntüleri AKP 'eliti'nin Batı'nın değme zenginlerine taş çıkartır nitelikte alışkanlıklarını ortaya koyuyor.

Erdoğan ve yakın adamları kadar, atadıkları kayyımlar da lüks ve şatafat düşkünlüğünü kopyalamaktan geri durmuyor.

HDP'den Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Adnan Selçuk Mızraklı makam odasına giderken, daha önceki başkan Ahmet Türk‘ün yerine kayyım olarak atanan Cumali Atilla’nın lüks makam odasında kendine özel bir banyo yaptırdığını ortaya çıkarmıştı. 

Mızraklı’nın ilk tepkisi, "Bakın Bakın! Halkın parası ile kendilerine saraylar yapmışlar... Bütün israf ve şatafatlarını halka tek tek göstereceğiz. Yorum sizin..." olmuştu.

Fenomen ''Youtuber'' Büşra Nur Çalar'ın bebeği için Beşiktaş Ihlamur Kasrı’nda düzenlediği şaşaalı mevlit de yine sosyal medyada olay olmuştu. Mavi Marmara olayında ölen Uğur Süleyman Söylemez’in oğlu Sağlık Bakanlığı Müşaviri Ahmet Emin Söylemez ile evli olan Çalar’ın kızı için hazırladığı lüks bebek odası ve konuklara verdiği lüks ziyafet dikkat çekmişti.

Sosyal medyada günlerce olay olan bir diğer video ise, “Londra’dan gelen Tubiş’e hoş geldin sürprizi, kuzenlerle” olmuştu. 

Video AKP İstanbul 3. Bölge aday adayı Hürrem Ahu Kalfa’ya ait. Görüntülerde, “Kuzen buluşması” adı altında lüksün, gösterişin, abartının ve ölçüsüzlüğün ne boyutlarda olduğu gözler önüne serildi.

AKP’de bir diğer yolsuzluk boyutu ise Erdoğan’a yakın isimlerin pek çok üst düzey göreve atanması. Son olarak üç ayrı yerden maaş alan milli güreşçi Hamza Yerlikaya’nın Vakıfbank Yönetim Kurulu üyeliğine atanması bu alandaki çürümüşlüğün boyutlarını da ortaya koydu.

Erdoğan’dan aldığı talimatlarla medyaya sansür uygulayan RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin de başka bir örnek. Halkbank Yönetim Kurulu üyeliğine atanması eleştirilen, daha önce Türksat Yönetim Kurulu üyeliğinden de istifa etmek zorunda kalan, aynı zamanda Basın İlan Kurumu'nda hükümet temsilcisi olarak görev yapan Şahin'in Wushu Federasyonu'nda asbaşkan olduğu ortaya çıkmıştı. 

Wushu Federasyonu, Başkan Vekili Abdurrahman Akyüz’üz kızı Elif Akyüz’ün bir turnuvada hem yarışmacı ve hem de hakem olarak katılmasıyla günlerde gündem olmuştu. Elif Akyüz, annesinin kendisine verdiği puanlarla şampiyon ilan edilmişti.

Tam bir "menfaat çiftliği" olan federasyonda dikkat çeken bir diğer isim ise SETA Genel Koordinatörü Burhanettin Duran’ın kardeşi, Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Rıdvan Duran.

Türkiye’de lüks, şatafat, kokuşmuşluğun diğer bir simge ismi önceki dönemin Maliye Bakanı Mehmet Şimşek.

Şimşek, başta Saray olmak üzere bakanlıklar ve üst düzey bürokratlar için alınan binlerce makam aracı için, "çerez parası" sözlerini kullanmıştı. Şimşek savunma olarak da bu araçlar için ödenen paraların bütçenin yüzbinde 5-6’sı olduğunu söylemişti.

AKP elitinin halka üstten bakan tavrı gitgide artan ölçüde dikkat çekiyor.

Yıllar önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaşanan sıkıntıları dile getiren bir çitftçinin “anamız ağladı“ sözüne verdiği ''ananı al da git“ tepkisinin bir benzerini İstanbul Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdür Yardımcısı Nail Noğay, koronavirüs salgını nedeniyle "Çocuklarımız aç, evde nasıl kalalım?" diyen yurttaşa "Geber!" yanıtıyla ortaya koymuştu.

Sokağa çıkma yasağının ardından marketlere giden vatandaşlara "İki günde kimse aç kalmazdı, herkesin kileri dolu" yorumu yapan, AKP kurucularından, Yeni Şafak gazetesi yazarı Ayşe Böhürler ise aldığı yüzbinlerce liralık ihalelerle gündeme gelmişti.

Erdoğan’ın İletişim Danışmanı Fahrettin Altun'un da, İstanbul Boğazı bölgesinde yer alan binasının yanıbaşındaki Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait arsayı 258 TL gibi cüzi bir ücret ile kiraladığı ortaya çıkmıştı. 

Erdoğan, Saray'da ejder meyveli smoothie (chia tohumu eşliğinde), efuli (liçi meyvesi eşliğinde), aloevera (starex meyvesi eşliğinde), orman meyveli special, bahçe naneli limonatanın yanında pataşur içerisinde çerkez tavuğu, zencefilli somonlu suşi, tartalet içerisinde Antakya usulü humus, susamlı levrek simidi, Aydın usulü kuzu çöp şişi misafirlerine ikram ederken halk ise ay sonunu nasıl getireceğinin hesaplarını yapıyor.

Yeni Türkiye'nin iktidar partisi bir zamanlar ekonomide adil dağılım, yoksulların gözetilmesi, gelir uçurumlarının ortadan kaldırılması gibi radikal vaatlerle yönetimi devralmıştı. 2002'den beri köprünün altından çok sular aktı. İktidar yavaş yavaş yozlaştırdı, şimdi mutlak iktidar mutlak şekilde yozlaştırıyor. AKP'nin kadrolarındaki çürümeye ve bir zamanların vaatlerini topyekun inkara dayalı yozlaşma, partinin dokusuna, hücrelerine kadar işlemiş durumda. Mehmet Salih Saraç örneğinde olduğu gibi, şimdi Erdoğan'ın partilileri bin odalı Saray pencerelerinden, jakuzilerden, altın kaplı banyolardan, kriz altında inleyen bir halkı seyrediyor, tebessüm içinde.


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.