Binali Yıldırım’la olmuyor, Erdoğan sahaya iniyor

2019 yılı ilk çeyrek büyüme verisi yüzde -2,6 “küçülme” olarak açıklandı. 2018’in son çeyreğinde başlayan ekonomik küçülme ve daralma süreci, altı aydır kesintisiz şekilde ve artarak devam ediyor.

Ne Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’tan ne de AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’dan, Ocak-Mart 2019 dönemine ait eksi büyümeyle ilgili herhangi bir açıklama ya da yorum gelmedi.

Bakan Albayrak’ın resmi twitter sayfasında TÜİK’in büyüme verilerini açıkladığı 31 Mayıs günündeki son mesajı Kadir Gecesi kutlamasıyla ilgili. Bunun yanı sıra Hazine ve Maliye Bakanlığı personeline kurum içi sınav, terfilerle ilgili düzenlemelere yönelik müjde mesajları yer alıyor. Ayrıca aklı hâlâ Enerji Bakanlığı dönemindeki milli enerji planlarında kaldığı için olsa gerek, Yenilenebilir Enerji Kaynakları (YEKA) projeleriyle ilgili infografik mesajlar twitter mesajlarında ön sıralarda.

Albayrak ve Erdoğan’ın eksi büyüme konusunda suskun kalmaları yanında, İstanbul seçimleri öncesinde bir diğer kritik veri olan Mayıs ayı enflasyon rakamları 3 Haziran’da yayınlandığında, muhtemelen ikinci bir suskunluk dönemi söz konusu olacak.

Halen yıllık yüzde 19,5 seviyesindeki enflasyonun Mayıs’ta yüzde 20 düzeyine yükselmesi, hatta aşması beklentisi ön planda. Nisan ayında nispeten düşük kalan enflasyon artışına geçen ay yapılan et ve süt ürünlerine yönelik yüzde 20’ye varan zamlarla, tütün mamulleri ve sigaradaki fiyat artışları yansımamıştı.

İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO), TÜİK’ten önce her ayın son günü açıkladığı İstanbul enflasyonu verileri, Mayıs ayında İstanbul’da yıllık enflasyonun yüzde 23,56’ya yükseldiğini gösterdi. İTO endeksine göre, özellikle gıdada ve tütün mamullerinde, sigarada Mayıs ayı fiyat artışları rekor kırdı ve enflasyon artışında etkili oldu.

23 Haziran’da yenilenecek İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimleri öncesinde, ekonomideki baş aşağı gidişin hızlanması, büyüme, enflasyon ve 15 Haziran’da açıklanacak işsizlik rakamları, pazardaki ve mutfaktaki, yükselen yangın, AKP’nin seçmen nezdindeki işini daha da zorlaştıracak.

Şu ana kadar açıklanan hemen tüm anketler, Millet İttifakı’nın CHP’li adayı Ekrem İmamoğlu’nun önde olduğunu, Cumhur İttifakı’nın AKP adayı Binali Yıldırım’a 2-4 puan arasında fark attığını sergiliyor.

O nedenle, AKP cephesinden İmamoğlu’na karşı etnik ve terör içerikli sözlü-yazılı saldırılar artarken, sosyal medya üzerinden de yazılı ve görsel montajlı trol kampanyalarına hız verilmiş durumda.

Son olarak İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun bakan yardımcısı, AKP eski Sinop Milletvekili Mehmet Ersoy, İmamoğlu’nun etnik kökeninin Rum olduğu imasında bulunarak, “Bir Yunan’ın İstanbul’a başkan olmasıyla ekonomi düzelmez” paylaşımında bulunurken, yine ‘FETÖ’nün, PKK’nin Ekrem İmamoğlu’na destek verdiklerini iddia etti.

31 Mart seçimlerinde Saadet Partisi’ni (SP) terör örgütleriyle işbirliği yapmak, PKK’den talimat almak ve Kandil ile mutabakat imzalamakla itham eden İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, şimdi “Saadet Partili kardeşlerimiz” demeye başlaması ve “Saadet’li kardeşlerimiz Binali Bey’e yakındır” açıklamalarında bulunması, SP’den çok sert tepki aldı.

YSK’nin İstanbul seçimlerini iptal edip yenilenmesine karar vermesinden sonra, MHP’nin tüm örgütüyle İstanbul’da Binali Yıldırım için çalışacağını, kendisinin de “mitili İstanbul’a atıp, karargâh kuracağını” ilan eden Devlet Bahçeli ise ortalıkta görünmüyor.

AKP tabanının 31 Mart’ta ittifaktan MHP’nin kârlı çıktığı yönündeki tepkisi ve rahatsızlığı yanında, AKP’nin büyük oy kaybı yaşadığı Kürt seçmeni 23 Haziran’da yanına çekebilmek için de Bahçeli ve MHP’nin “fazla ortalıkta görünmemesini” istediği, bu yöndeki mesajın bizzat Erdoğan tarafından Bahçeli’ye iletildiği iddiaları dile getiriliyor.

Erdoğan ve Bahçeli’nin 31 Mart’taki “beka” söylemini terk etmenin yanında, şoven çıkışları geri plana ittikleri, muhalefeti teröristlikle suçlayan ifadeleri kullanmamaya özen gösterdikleri dikkat çekiyor.

Özellikle Kürtlere yönelik “defolun Kürdistan’a gidin” çıkışıyla tepki çeken Erdoğan’ın bu tutumundaki değişiklik ve Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’ın avukatlarıyla görüşme yasağının kaldırılmasına destek veren açıklamaları öne çıkıyor. Ayrıca, açlık grevlerinin Öcalan’ın çağrısıyla sonlanması üzerine Bahçeli’nin Leyla Güven’den “Bayan vekil” diye söz etmesi, Cumhur İttifakı’nın muhafazakâr Kürt seçmeni sandığa çekerek bağ kurma, yeniden kazanma çabası olarak belirginleşiyor.

Yargı neformu hamlesiyle yeni bir çıkış yakalamak isteyen Erdoğan’ın açıkladığı strateji belgesi ise fazla yankı yaratmadı. Af beklentileri, siyasi tutukluların serbest kalması, terör suçlarıyla ilgili düzenlemeler konusunda umut vermeyen paket, “zaten olması gerekenlerin, temel insani ve anayasal hakların, lütufmuş gibi makyajlanmış bir vaatler listesine dönüştürülmesi” şeklinde yorumlandı.

Erdoğan’ın örtülü bir kısmi af sinyali verdiği açıklamalarıyla, bayram sonrası bazı düzenlemelerin TBMM gündemine geleceği anlaşılıyor. Bunların başında da Cezaların İnfazı Kanunu’nda (CİK) yapılacak bazı değişikliklerle özellikle adli suçlarda infaz sürelerinin kısaltılması, bunun geriye doğru işletilerek bazı tahliyelerin yolunun açılması bekleniyor. Ancak “terör suçları”nın kapsam dışı tutulacağı belirtiliyor.

İstanbul seçimlerinin ikinci kez kaybedilmesi durumunda AKP’deki çözülme ve kopuşların hızlanması gündeme gelirken, Binali Yıldırım’ın sahadaki performansının seçimi kazanmak için yeterli olmadığını değerlendiren Erdoğan ve AKP kurmayları bayram sonrası için yoğun bir kampanya başlatılmasını ve Erdoğan’ın doğrudan sahaya inmesini öngören bir stratejiyi devreye koyacaklar.

31 Mart’ta son iki günde İstanbul’da 16 ilçede miting düzenleyen Erdoğan’ın bu hamlesiyle farkın açılmasının önlendiğini değerlendiren AKP üst yönetimi, bu çerçevede 10 Haziran’dan sonra 23 Haziran’daki oy verme gününe kadar, Erdoğan’ın katılımıyla 39 ilçenin tamamını kapsayan ilçe mitingleri, mahalle turları planlıyor.

Öte yandan, AKP ve Erdoğan’ın Kürt seçmeni kuşatma ve ikna çabalarına ağırlık vermesine karşılık, HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ın HDP’nin 31 Mart’taki gibi demokrasi güçleriyle aynı yerde durduğunu açıklaması önemli bir mesajdı.

Buldan’ın, 23 Haziran’da aynı tavrı sürdüreceklerini, HDP seçmeninin çok net olduğunu vurgulaması ve oy farkının 250 bin olması için sahada birebir çalışacaklarını ifade etmesi, İstanbul seçimleri açısından oldukça kritik bir çıkış olarak değerlendirildi.

Buna karşılık ortaya atılan ve Öcalan’ın seçimler öncesi Kürt seçmene boykot çağrısı yapacağı iddiaları ise avukatları tarafından doğrulanmadı. Ancak 23 Haziran’a kadar Öcalan ile avukatları arasında yeni bir görüşme olup olmayacağı ya da Öcalan’ın İstanbul seçimiyle ilgili bir mesaj verip vermeyeceğine ilişkin tartışmalar, siyasi kulislerde devam ediyor.

Millet İttifakı ve CHP’de ise kampanya tamamıyla İmamoğlu üzerine inşa edilmiş durumda. İttifak partileri, parti simgeleri ve Genel Başkanlar Kılıçdaroğlu ile Akşener geri planda kalacak.

Sadece bazı salon toplantıları ve semt ziyaretleri yapacak. 15 Haziran haftasından sonra ise son bir haftada Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da İstanbul’a giderek İmamoğlu’nun kampanyasında yer alacak. Son üç günde ise İzmir, Antalya ve Adana Büyükşehir Belediye Başkanları, Tunç Soyer, Muhittin Böcek ve Zeydan Karalar da İmamoğlu ile birlikte kampanyada olacak.    

Merak edilen bir konu, İmamoğlu ile Yıldırım’ın ekranlarda, canlı yayında karşı karşıya gelip gelmeyeceği. İmamoğlu kanadı bu konuda koşulsuz “hazırız” açıklaması yaparken Binali Yıldırım önce “tek başıma karar veremem” dedi. Daha sonra “sadece İstanbul’u konuşmak şartıyla katılabilirim” diyen Yıldırım’a İmamoğlu’ndan yine “hazırım” yanıtı geldi.

Siyasi kulislerdeki son bilgiler, AKP kurmaylarının böyle bir buluşmanın AKP oylarına getirisi-götürüsü üzerinde yoğun anket ve çalışma yaptırdığı, ortaya çıkacak duruma göre TRT’de canlı yayına çıkma ya da ekran tartışmasını tümüyle gündemden çıkartma konusunda karar vermeye çalıştığı yönünde.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.