Mar 20 2018

'FETÖ borsası itirafı yargı endüstrisinin ifşası'

AKP Milletvekili Şamil Tayyar, 19 Mart Pazartesi günü yaptığı açıklamada, bir 'FETÖ' borsası kurulduğunu ve milyon dolar ödeyen iş adamlarının 'FETÖ' soruşturmalarının dışında tutulduğunu ya da itirafçı adı altında serbest bırakıldığını iddia etti. 

Açıklama büyük bir yankı uyandırdı, zira yargı mekanizmasının iktidara payanda olduğu yönündeki hem içte hem de dıştaki keskin eleştirilere şimdi bir de 'yargı dolandırıcılığı' gibi bir ayak eklemlenmiş oldu. 

İtirafın AKP içinden ve bir milletvekilinden gelmesi, bu tür salıverme ya da soruşturmadan feragat ettirme yöntemlerinin yargı içinde sanılandan fazla olabileceği ihtimalini de gün yüzüne çıkartıyor.

Gazete Duvar'da bu konuda bir yazı kaleme alan Hakim Orhan Gazi Ertekin, yargı mensuplar ve avukatlar arasında 'endüstriyel ağlar'ın varlığına işaret ediyor ve bu konuda 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında ciddi bir araştırma yapılmadığına dikkat çekiyor.

Ertekin, Tayyar'ın açıklamalarının Türkiye’de “yargı endüstrisi”nin nasıl çabucak bir “yargı borsası” haline gelebildiğini içerden ifşa eden bir durum olarak değerlendiriyor.

Yargının 'ticari' bir mekanizma gibi hareket ettiği iddialarıyla ilgili, Ertekin şu yorumu yapıyor:

"Yargının sorunları, hataları ve asıl olarak yargısızlığının tartışılamadığı bir ortamda her tür yolsuzluk, rüşvet ve irtikap kendisini kolaylıkla saklayabilir hale gelir. Büyük siyasal davalar ile sahadaki küçük çıkarlar daima iç içe geçer ve örgütlü bir yolsuzluk süreci başlayıverir. Çünkü küçük çıkarlar daima kendilerini büyük davaların gölgesine saklamaya meyillidir.

Siyasi sahada gücü artan her kurum, kendi kurumsal sınırlarını aşarak ekonomik ve toplumsal mevkii kazanmanın peşine düşer. Çünkü siyasi tutumundaki dokunulmazlık onu kendi ekonomik çıkarlarını takip etmekte de dokunulmaz kılmaya başlar. Şamil Tayyar’ın ifşaatlarının ilk önemli noktası budur ve çaresi yargı mensuplarını kendi hukuki sınırlarına riayet etmeye zorlanmalarıdır."

15 Temmuz sonrası açılan davaların, Türkiye “yargı endüstrisi”nin en büyük ekonomik sıçramalarından birisini beraberinde getirdiğini savunan Ertekin, Türkiye'nin henüz “yargı endüstrisi” kavramından yoksun olduğunu belirtiyor ve bu nedenle hukuk ve yargı alanındaki ekonomik gelişmeleri ve yolsuzlukları tam olarak belirleyebilecek durumda olmadığını aktarıyor.

15 Temmuz sonrası açılan davaların ekonomik büyüklüğünün doğrudan el konulan 40 milyar dolarlık mal varlığından başlayarak genel toplamda tahminen 500 milyar dolara kadar uzandığına dikkat çeken Ertekin, avukatlık piyasasında 10 milyar dolara kadar varan bir paylaşım alanı oluştuğunun altını çiziyor.

Bu ekonomik büyüklüğün sorgulanması gerektiğini ifade eden Ertekin, bu ekonomik büyüklüğün avukatlar kadar hakim ve savcılar alanındaki karşılıklarının ne olduğu konusunda neredeyse hiç bilgi bulunmadığına değiniyor.