'Rejimin bileşenlerinden korkması 15 Temmuz hatta 17-25 Aralık sonrası başladı' - Yektan Türkyılmaz

Gidişat programında Ahval Türkçe Haber Müdürü Ergun Babahan ile akademisyen Yektan Türkyılmaz ile Sedat Peker’in videolarının siyasete etkisi konuşuldu. Programda Yektan Türkyılmaz AKP rejiminin kendi iç birleşenlerinden korkmasının 15 Temmuz hatta 17-25 Aralık sonrasında başladığını belirtti.

Programın başında Ergun Babahan, Peker’in bir kamera ve tripod ile Türk siyasetini bu derece etkilemesini, Türkyılmaz’ın bir program önce yaptığı örnekleme üzerinden açıkladı, “Bir kumaşa güve girip her yerini yemiş ancak eline alınana kadar sorunsuz görünüyor. Ele alınca ise paramparça oluyor. Türkiye’de devletin hali ne yazık ki bu durumda” diyen Babahan, bu tablonun ne anlattığını sordu. 

Babahan 1990’larda Kürtlerle mücadele için mafyaya yanaşıldığını ve o dönem bankaların satışı ve kredilerde mafyanın rol oynadığını anımsattı. Babahan, “Bir normal dönem oluyor sonra bir daha Kürtler tehdit gelsin Mehmet Ağar, Alaattin Çakıcı temizlesin bunları deniyor, bu böyle gidecek mi?” diyerek sorusunu genişletti.

Yektan Türkyılmaz da mevcut rejimin başarılı olduğu tek konunun eski Türkiye’nin gittiği olduğunu ifade edip, “Bu rejim bir konuda haklıysa o da yıkım konusundadır” dedi.

“Yıkımda çok başarılar. Kaldı ki bu da çok zor değil. Biraz gücünüz, halk desteğiniz varsa, polisi ve yargıyı arkanıza alırsanız. Tabii yargıyı görülmedik ölçüde silaha çevirdiler. Artık o kadar paranoyaksınız ki, devlet içindeki her güçten korkuyorsunuz. Bir de bekçi kuralım, bir de SADAT kuralım diyorsunuz. Bu gittikçe gidiyor. Yıkım gücüne dönüştü AKP’nin liderliğindeki rejim, özellikle 15 Temmuz sonrası. Bu iktidar ayakta kalmasını yıkımdan aldığı enerjiye borçlu. Bu paranoyak bir iktidardı, kendi gölgesinden, devlet içindeki darbe olasılıklardan korkan bir iktidardı.”

Ergun Babahan burada söze girip, sonrasında iktidarın ağzı değiştirdiği Ergenekon ve Balyoz planlarının komuta kademesi tarafından bile inkar edilemediğini aktardı.

Türkyılmaz bu sözler üzerine kendisinin demek istediğinin bu darbe girişimleri olmadığını, oradaki kaygının AKP’nin kendisi dışındaki kesimler olduğunu aktardı. Türkyılmaz sözlerine şu şekilde devam etti:

“Oradaki unsurlar rejimin dışındaydı. Benim demek istediğim rejim içi unsurlar. 15 Temmuz hatta 2014’e çekebilirsiniz. Rejimin kendi birleşenlerinden korkması, paranoyak kısmını buraya söylüyorum. Yoksa Türkiye’de diyelim ki geleneksel siyasi yapı içerisinde başat rollere oynaması mümkün görünmeyen bir ekibin o tür kaygılarını anlayabiliyorum. Eski rejim unsurlarının, ‘Acaba biz bunlara karşı neler yapabiliriz’ diyerek yaptıkları fikir jimnastiğini de anlayabiliyorum. Burada ayırt edici nokta, bu paranoyanın kendi içlerine de girmiş olması. Erdoğan kendi yaptıklarını da yıkan bir lider. Bu kaygı bir tek kendi dışındakilerle ilgili değil. Hatta tek kendi içindekilerle ilgili. Bu Türkiye’nin son altı yedi yılını anlatan devletin iç savaş hali, rejim birleşenlerinin iç savaş hali. Bunun arkasının gelmediğini görüyoruz.”

Yektan Türkyılmaz bu yaşananlara Erdoğan kişi kültünü de eklemek gerektiğini, AKP’nin yıkım rejimi olduğunu ve kişi kültüne bağlı olduğunu; ikinci olarak da tek adamlığı kurmak için her bedeli ödetmeyi hem devlet kurumlarına hem de topluma makul gören bir liderlik olduğunu belirtti.

Türkiye’de bir korku rejimi olduğunu ve bunun kurumları götürdüğünü, kurumlar gitmesinden sonra da fonksiyon ölümünden bahsedildiğini aktaran Türkyılmaz buna örnek olarak Merkez Bankası ve Dışişleri Bakanlığı’nı verdi.

“Çürüme geliyor artık. Çürüme nereden geliyor peki? Siz korku ile birlikte olanağı sunarsanız bir topluluğa çürür orası. Bunun başka çıkacağı bir sonuç yoktur. Parmağınız ile gösterdiğiniz kişinin altı oyulabilecek. Bu hem bir emsal temsil ediyor. Öte yandan da bir fırsat sunuyor çünkü biri gidiyorsa o koltuğa birileri gelecek. Birinin malına el konuyorsa o mal birine gidecek. Türkiye toplumu tepeden aşağıya, en fazla tepesi olmak üzere çürüdü.”

Türkyılmaz, Sedat Peker videoları sonrası yaşanan el ayak karışıklığının 31 Mart seçimlerinde İstanbul’un kaybedilmesinden sonra da görüldüğünü belirtti. “El ayak karışıklığını en güzel nasıl ölçersiniz biliyor musunuz? Erdoğan’ın suskunlukları ile ölçersiniz” diyen Yektan Türkyılmaz, Erdoğan’ın kişi kültünün benzer örneklerde olduğu gibi çok güçlü görünmesine karşın kendi altını da oyan bir mekanizma yarattığını belirtti.

Ergun Babahan ise yaşanan çürümeye ölüm de denebileceğini ancak hala şiddet tekelinin çok güçlü olduğunu belirtti.

“Bugün Soylu aracı olarak belirtilen gazeteciyi bir yıldır görmediğini, kendisine komplo kurulduğunu belirtip suç duyurusunda bulundu. Ancak biz olsak Türkiye’de gece kapımız kırılır ve gözaltına alınırdık. Demek ki o iki gazetecinin söyleyeceklerinden de korkan bir İçişleri Bakanı var, sadece Sedat Peker’den değil. Bir mafya lideri ile bir İçişleri Bakanı’na tezgah kuruyorsan, görüşmeden görüştüm diyorsan bu tweet atmaktan büyük bir suç. Ancak tweet atanlar içeride bu gazeteciler değil. İleride bu suç duyurusu da hasıraltı edilecek.”