Türkiye, Avrupalı Müslümanları kullanıyor

Türkiye, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın iktidarı ele almasından itibaren yurtdışına etkisini artırmak için durmak bilmeyen bir çaba içine girdi. Libya’dan Suriye'ye ve Avrupa başkentlerine kadar, erişim ağını genişletmek ve sınırlarının ötesinde yaşayan nüfus üzerinde kontrol sağlamak için her yola başvurdu. 

Türkiye’nin bu çabaları çoğu zaman Katar tarafından da finanse ediliyor. Ankara’nın Mısır merkezli Müslüman Kardeşler'den esinlenerek benimsediği siyasi ideoloji, dünya çapında Müslüman topluluklara ulaşmak isteyen Doha’nın amaçlarıyla uyumluluk gösteriyor. 

Doha’nın Müslüman Kardeşleri finanse etmesi ve Müslüman diasporayı radikalleştirmedeki rolü, geçen yıl Fransız gazeteciler tarafından yayınlanan bir araştırma ile ortaya kondu. 

Birleşik Arap Emirlikleri merkezli The Nation gazetesindeki habere göre geçtiğimiz hafta sonu Hollanda Parlamentosu’ndan bir komite tarafından hazırlanan rapora göre, Türkiye'nin Hollanda toplumuna erişimi detaylı olarak ele alınıyor.

Raporda, pek çok konu ile birlikte, Amsterdam'daki Mavi Cami, Esselam İslami Kültür Merkezi ve Rotterdam'daki Middenweg Merkezi de dahil olmak üzere Müslüman kuruluşlara ve camilere bağışlanan on milyonlarca avro gündeme getiriliyor. Terör uzmanı Ronald Sandee'ye göre, bu faaliyetler Avrupa Müslüman toplulukları üzerinde uygulanan bir çeşit yumuşak güç anlamına geliyor.

Rapordaki başka bir örnekte, Hollandalı bir yardım kuruluşu olan İslam Vakfı’nın, Türk hükümetinin resmi kurumu Diyanet'in bir dalı olduğu sonucuna varılıyor. Tüm vaizleri etkin bir şekilde Ankara tarafından atanıyor ve istihdam ediliyor. Raporda yabancı bir hükümet biriminin Hollanda kadar şeffaf bir ülkede dini yardım kisvesi altında faaliyet gösterebileceği düşüncesi endişe verici olarak değerlendiriliyor. Avrupa genelinde, dini organizasyonlar ve merkezlerin finansmanı söz konusu olduğunda daha fazla şeffaflık gerekiyor. 

Habere göre Türkiye’nin bu tür faaliyetlerle Avrupa'daki Türk diasporası üzerinde bir tür kontrol mekanizması kurma ve aralarındaki muhalifleri susturmayı hedeflemiş olabileceği de ifade ediliyor. Rapora göre bu durum Türk toplumuna yönelik "sosyal baskı ve gözdağı" şeklinde kendini gösteriyor.

Habere göre raporun yazarlarına bilgi veren tanıklar bunu yaptıktan sonra daha fazla gözdağına maruz kalırken, Ankara yanlısı gruplar, soruşturmanın talep ettiği dosyaların serbest bırakılmasını önlemek için mahkemeye gitti.

Avrupa’daki Türk toplumunun çok büyük olduğu ve Avrupa hükümetlerinin topraklarında ikamet eden Türk toplumundan ekonomik ve sosyal açıdan büyük yararlar sağladığı vurgulanan haberde diasporada doğan çocukların Avrupa vatandaşı olduğu ve Avrupa yaşamına tam olarak katıldıkları ifade ediliyor. Ancak Erdoğan'ın politikalarından dolayı Türkiye'nin sorunlarının birçok Türk'ün peşini bırakmadığına işaret edilen haberde yurtdışındaki bazı Türklerin Erdoğan ve hükümetini desteklerken, birçoğunun ise desteklemediği, bundan dolayı da kaçmaya çalıştıkları rejim tarafından taciz edildikleri belirtiliyor.

Haberin sonunda ise Türk ve diğer Müslüman toplulukların Avrupa’da gelişebilmeleri için Türkiye’nin izlediği bu politikaların sona ermesi gerektiği vurgulanıyor.