Deniz Öz
Ağu 26 2018

'Aleviler üzerinde baskı var, sindirme ve korkutma politikası uygulanıyor'

“Cem’imiz var canlar, cem olalım gel” diyor kapıdaki görevli. Alevilerin ibadeti birazdan başlayacak. Kurban Bayramı’nın üçüncü günü Üsküdar’daki Karacaahmet Sultan Dergahı Cemevi’ndeyiz. Bayram nedeniyle diğer günlere göre daha kalabalık. Gün Perşembe ve cem var. Anlamı “bir araya gelmek”.

Cem yapılacak salonun kapısından girenler önce kapıyı birkaç defa öpüp öyle geçiyorlar içeriye. Çünkü onlara göre o kapı, Hz. Hasan Kapısı. İçeriye ayakkabısız giriliyor, kadınların başlarını örtmesi için girişte tülbent sepetleri var. Kadın ve erkekler hep birlikte aynı salondalar. Alevi dedesi dualar okuyor, önce Arapçası arkasından Türkçe’siyle. Bağlama eşliğinde deyişler söyleniyor. Daha sonra dede soruyor “Herkes birbirinden razı mı?.”

Herkes yanındakiyle tokalaşıyor, rızalık veriyorlar birbirlerine. İbadet edecekleri yerde küslük olmaması gerekiyor. Bir süre sonra da semaha geçiliyor. İsteyenler semaha katılıyor. Diğerleri semaha dönenlerin etrafında bir çember oluşturuyor. Ardından Kerbela’da hayatını kaybeden 12 imam anılıyor. Gözyaşları döküyor. Cem sonrasında ise lokma dağıtımı safhası başlıyor. İsteyenler yanlarında getirdikleri yiyecekleri dağıtıyor.

Aleviler

Türkiye’de yaşayan milyonlarca Alevi vatandaşı ibadetlerini cemevlerinde gerçekleştiriyor. Ancak cemevlerinin “ibadethane” olarak yasal bir statü alamaması çözülemeyen bir mesele. 16 yıllık AKP iktidarında “Alevi açılımı” adı altında birçok kez “Alevi Çalıştayı” düzenlenmiş ve Alevilerin sorunlarına çözüm aranmış olunsa da gelinen süreçte hiçbir somut adım atılmış değil. Son olarak 24 Haziran seçimi öncesinde AKP’nin seçim beyannamesinde yer alan bir vaat olarak “cemevlerine hukuki statü” sağlanacağı kayıtlara geçti. Ancak seçim sonrasından bugüne kadar gelinen süreçte cemevlerine ilişkin yapılan hiçbir çalışma yok. AKP’nin açıklanan 100 günlük eylem planında dahi cemevlerine ilişkin tek bir kelime geçmedi. Peki Aleviler bu duruma ilişkin ne düşünüyor? Kendilerini Türkiye’de vatandaş olarak nasıl hissediyorlar? Karacaahmet Sultan Dergahı Cemevi’nde bu sorunun yanıtını aradık.

Alevi Dedesi İlhami Bütün, AKP’nin 16 yıldır Alevilere ilişkin söyleminin aynı olduğunu belirtiyor ve “En son seçim vaadi olarak cemevlerine hukuki statü verilecek dendi ama henüz hiçbir gelişme yaşanmadı. Biz Aleviler olarak AİHM’den olumlu sonuç aldık. Bu karara rağmen hiçbir şey yapılmadı. 16 yıldır aynı parti tek başına iktidar. İstenirse bu haklar verilebilir” diyor.

Alevilerin devlet desteği olmadan kendi kurdukları cemevleriyle inançlarını sürdürmeye çalıştıklarını söyleyen Bütün, şöyle devam ediyor:

“AK Parti ‘demokraside çığır açtık’ diyor ama demokrasinin d’sini bile uygulamada aciz durumlar. Dedeler özlük hakları olmadığı için geçimlerini başka işlerde çalışarak sağlıyorlar. Bu nedenle cemevleri bilgili bir personel ya da yöneticisi olmadığı için hizmet sağlamada yetersiz kalıyor. Aleviler kendilerini ifade edemiyorlar.”

Türkiye’deki Aleviler için güvenlik sorununun her daim var olduğunu ifade eden İlhami Bütün “Gazi olayları, Sivas, Maraş olayları hâlâ hafızalarda taze. Bizleri ötekileşmiş, farklılaşmış, İslam’a düşman olarak gören gruplar var” diyor.

Lokma dağıtan Zeynep Gülhisar da haftada bir cemevine geldiğini söylüyor. Gülhisar “Ak Parti verdiği sözlerin neden hiçbirini yerine getirmedi? Bu ülkede, bir Alevi olarak ikinci sınıf vatandaş gibi hissediyorum” ifadeleri kullanıyorum.

Özel sektörde çalıştığını söyleyen Halime Duru da her vatandaş gibi vergi verdiklerini ancak Aleviler olarak bu vergilerin karşılığını alamamaktan yakınıyor. Duru, “Bizlerin de vergisi kesiliyor. Vergilerimiz nereye gidiyor? Bu vergilerin Alevilere de katkısı olsun istiyorum.

Biz de bu ülkenin evladıyız ama bizi ayırıyorlar” diyor. 

Güvenlik endişesi nedeniyle ismini vermek istemeyen bir Alevi vatandaşı da AKP’nin seçim vaadini “boş bir vaat” olarak nitelendiriyor ve şöyle devam ediyor:

“Verilen sözler tutulmuyor. Bu ülkede eşit yurttaş olmak istiyoruz. Alevi Sünni de vergi veriyor. Ama biz ödediğimiz vergilerden faydalanamıyoruz. Cemevleri kira, elektrik, su faturası ödüyor. Bugün kiliselerin, camilerin resmi bir statüsü var ama cemevlerinin yok. Bu büyük bir haksızlık, yok sayılmadır.”

Ahval’e konuşan Alevi kurumlarının temsilcileri de AKP’nin cemevlerine ilişkin hukuki statü vaadini seçim propagandası olarak değerlendiriyor. Söz konusu hukuki statünün içeriğinin bile net olmadığını belirten temsilciler, Alevilerin sorunlarını tartışıp güncellemek için bir araya gelmeye hazırlanıyor. HDP’nin Alevi Milletvekili Ali Kenanoğlu, AKP’nin cemevlerine ilişkin herhangi bir çalışma yaptığına dair kendilerine gelen bir bilginin olmadığını söylüyor ve şöyle diyor:

“Bunu seçim vaadi olarak ortaya koydular. Hukuki statü derken nasıl bir statü önerdiklerini de bilmiyoruz. Çünkü daha önceki Alevi çalıştaylarında birtakım statüler önermişlerdi. O zaman ben Alevi kurumları başkanıydım. Biz o dönem önerdikleri o statüleri reddetmiştik. Önerdikleri ibadethane statüsü değildi.”

Herhangi bir statünün Alevilerin sorununu çözemeyeceğini belirten Kenanoğlu, “Alevi toplumunun bu konuda oturmuş bir talebi var. Bu da cemevi için cami, havra, kilise, sinagog gibi ibadethane statüsüdür. Bunun tartışma zemini yoktur” diye konuşuyor.

HDP olarak Alevi toplumunun örgütlü yapısıyla bir araya geleceklerini söyleyen Kenanoğlu, devam ediyor:

“Taleplerin, sorunların son güncellenmiş halini isteyeceğiz. Biz oturup Aleviler için bir talep oluşturmayacağız. Çünkü çok farklı bir süreç yaşandı. Alevilerin de taleplerinde mutlaka değişiklikler olmuştur. Bu taleplerin güncellenmesi gerekiyor. Talepleri güncelleyip Meclis’te bir çalışma ekibi oluşturacağız. Bu sorunların çözümü konusunda hangi parti, hangi milletvekili katkı sunacaksa ortak çalışmaya açığız.”

Kenanoğlu, Alevilerin sorunları denildiği zaman cemevleri, din dersleri başlıklarının tartışıldığını ancak Alevilerin artık Türkiye’de güvenlik sorunu da yaşadıklarına dikkat çekiyor:

“Artık konuşulması gereken ilk başlık şudur: Alevilerin bu ülkede güvenlik sorunu var. İkincisi, aş ve iş sorunu var. Alevi inancına sahip biri olarak iş bulamıyorsunuz, kamuda görev alamıyorsunuz, özel sektörde işten çıkarılıyorsunuz. Aleviler taleplerini güncellemeliler. Buna da tabiki Alevi temsilcileri kendileri karar verecektir. Bu toplumun içinden gelen biri olarak Alevilerin taleplerinin birinci ve ikinci sıraları değişmiştir.”

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Başkanı Gani Kaplan da AKP’nin 100 günlük eylem planında cemevlerine ilişkin bir çalışmanın yer almadığını hatırlatıyor. Gani Kaplan’a göre, cemevlerinin zaten AİHM ve Yargıtay kararlarıyla hukuki bir statüsü var. Kaplan, “Sadece yapılması gereken ilgili maddedeki ibadethane ifadesindeki cami, havra, kilise, sinagogun yanına cemevinin eklenmesi, o kadar. Ancak AKP, cemevlerine ilişkin kültür evi minvalinde bir çalışma yürütüyor olabilir. Bunu da kabul etmeyiz. AKP bizim talebimiz doğrultusunda cemevlerini ibadethane olarak tanımlarsa dinler tarihinin yeniden yazılması gerekiyor. Çünkü bir dinin iki ibadethanesi olmaz. Bu yüzden bunu yapacaklarını sanmıyorum” ifadelerini kullanıyor.

Kaplan, Alevi kurumlarının taleplerini yeniden güncellemek için bir hazırlık içerisinde olduklarını belirtiyor.

Cem Vakfı Genel Başkanı Erdoğan Döner de Alevilerin taleplerinin güncellenmesi gerektiği görüşüne katılmıyor. Güncelleme taleplerinin kafa karışıklığı yarattığını ifade eden Döner şunları söylüyor:

“Eğer güvenlik sorunu varsa bu tüm toplum için vardır. Tüm ibadethaneler için vardır. Bunlar kafa karıştırmaya yönelik söylemler. Güncellenecek bir şey varsa Türkiye’deki hukuk, güvenlik ve adalet sistemidir. Yapılması gereken dört madde var. Zaten cemevlerine statü sağlandıktan sonra diğer maddeler kendiliğinden gelecektir.

Kamu hizmetlerinden faydalanma, bütçeden pay alma, öğretim kurumlarının oluşturulması, bunların hepsi devletin güvencesinde yapılacaktır. AİHM’in kararları yerine getirilirse güncellemeye gerek yok. Bununla ilgili kararı verecek olanlar kurumlar değil, Alevi inanç örgütleridir, dedelerdir.” 

Erdoğan Döner, AKP’nin cemevlerine ilişkin seçim vaadini yerine getirmesine ilişkin de kaygılı olduklarını söylüyor ve şunları ekliyor:

“Seçimlerden sonra yapılan açıklamalarda cemevlerine ilişkin hiçbir ifade duymadık. Vaatlerde devamlılık esastır. Bununla alakalı hükümetin yeni dönemde, en azından Meclis’in açılmasıyla birlikte bu konuyu gündeme getirmelerini umut ediyoruz. Tüm partilerin ortak iradesiyle bu konunun hayata geçirilmesini bekliyoruz.”

Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı ve Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül ise bu konuda, “Bu söylemlere, zihniyete inanmadığımızı belirteyim. Bugüne kadar dokuz çalıştay yapıldı. Bu çalıştaylar sonucunda bize herhangi bir hak verilmedi. AKP’nin seçim vaadi de oy devşirme politikasıydı. Seçimden sonra ise hiçbir icraat yok. Bugüne kadar kimse bizimle iletişime geçmedi. Alevileri temsil eden kurumlar belli. Bunlardan hiç görüş almadan, kendi kafalarına göre, kendi yandaşlarıyla bir çalışma yürütülüyorsa bu, Alevileri temsil etmez” diyor.

Alevi

8-9 Eylül’de Mersin’de bir çalıştay yapacaklarını söyleyen Güzelgül, sözlerine şöyle devam ediyor:

“Taleplerimizde güncelleme olacaktır. Zorunlu din dersleri, yasal statü, dergahlarımızın asıl sahiplerine teslim edilmesi konusunda tek tek çalışacağız. Alevi kurumları ve temsilcileri üzerinde bir baskı var. Sindirme ve korkutma politikası uygulanıyor. Yöneticilerimizin çoğu gözaltında. Biz yüzyıllardır bedel ödeyerek bu inancı taşıyıp getirdik. Evrensel bir inanç bu. Avrupa’nın her ülkesinde kabul görmesine rağmen Türkiye’de kabul görmeyen bir inanç var. Temelinde insan sevgisi var. Hiçbir zihniyet bizi korkutamaz, sindiremez.”