Babacan'ın partisi için resmi başvuru yapıldı, 'Gül-Babacan ayrışması su yüzüne çıktı'

Ali Babacan'ın kurduğu siyasi parti için İçişleri Bakanlığı'na resmi başvuru dilekçisi verildi. Partinin adının Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) olduğu kesinleşti.

Yeni bir siyasi parti kurma hazırlıklarında sona gelen ve partisinin kuruluş dilekçesi bugün İçişleri Bakanlığı'na verilen Ali Babacan, Fox TV'de 'Çalar Saat'te İsmail Küçükkaya'nın sorularını yanıtladı.

Parti daha kurulmadan Ali Babacan ile Abdullah Gül arasında 'köprülerin atıldığı' haberleri de medyaya yansıdı.

Petrol fiyatlarındaki yüzde 30'a yakın rekor düşüşü ve doların yükselmesini yorumlayan Babacan, "Dünya ekonomisi ile ilgili çok ciddi bir durgunluk riski var. ABD, AB'de ve Çin'de büyümenin yavaşlaması riski var" yorumunu yaptı.

Babacan'ın açıklamalarının satır başları şöyle:

"Bu nedenle Merkez Bankaları piyasalara daha fazla para sürerek bu durgunluğu atlatmaya çalışıyor. Yine de durgunluk riski hala var. Bir de koronavirüs ile ilgili gelişmeler, ticaretin yavaşlama riski, tedarik zincirleri ile ilgili riskler, dünyadaki ürün talebini ve petrol talebini azaltıyor. Petrol fiyatı düşüyor.

Üretim ile ilgili anlaşmazlık var. O bol arz, düşen talep fiyatın düşmesini kaçınılmaz kılar. Bu Türkiye için iyi haber. Türkiye petrol ve gaz ithal ediyor. Böyle 30 dolarlarda kalması Türkiye için iyi haber. Virüs daha çok etkin olursa, daha fazla insan maruz kalırsa bu fiyat kolay kolay yükselmez. Yaz aylarının gelmesiyle salgının trendi tersine dönerse o zaman farklı gelişmeler olabilir.

Altın fiyatları istikrarsızlık olduğunda yükselir, her şey karmakarışık olduğunda insanlar sağlam bir limana park etmek ister yatırımlarını, o da çoğu zaman altın olu. 

Partinin ismi çarşamba günkü lansman programında teyit edeceğiz. Bu çıkan isim olabilir de başka bir isim de olabilir. Kuruluşta İçişleri Bakanlığı'na bir dilekçe veriliyor. 90 kişilik bir kurucular kurulu ile bu sabah bakanlığa dilekçemiz veriliyor. Partinin tüzüğünün, programının son halini verdik. Heyetimiz gidecek İçişleri Bakanlığı'na dilekçeyi verecek.

Türkiye'nin yeniden özgürlükler sorunu yaşaması, kendi vatandaşını baskı altında tutan yönetim anlayışının hakim olması, Türkiye'de yeniden, sil baştan ihtiyacı oluştu. Temel ilkeleri ihya eden, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını, özgürlüklerini, demokrasiyi ihya eden, kendi vatandaşı için çok daha yaşanabilir bir Türkiye'nin oluşturulması mevcut yönetimle mümkün değil. Mevcut siyaset tarzıyla ülkenin refaha kavuşması, huzura ermesi mümkün değil.

Biz Türkiye için refah seviyesi artmış, insanların özgürce yaşadığı, insanların korkmadan geleceğini planladığı bir Türkiye istiyoruz. Bunu yaparken de temel değerleri ihya etmemiz gerekiyor. Yeniden özgürlük, demokrasi dememiz gerekiyor. Bunları yapmazsak Türkiye daha kötü günler görür. 

Hapiste gazeteciler var, tecrit edilmiş gazeteciler var. Çok sayıda gazeteci işlerinden alınmış, ayrılmış, yeniden işe girmeleri de mümkün değil. 

Basın özgürlüğü partimizin en önem vereceği konulardan. Partimizin programı ve tüzüğünün birinci sayfasını açın birinci madde basın özgürlüğü. 

Yönetim 'her şey güzel' diyor ve 'sorun var' diyeni tutukluyorsanız, o ülke sorunlarını konuşamıyor demektir. O ülkenin sorunlara çözüm üretmesi mümkün değil.

Türkiye'nin hastalıklarını açıkça konuşabilmeliyiz ki tedavi, çözüm aşamasına geçebilelim.

Her devletin kendi güvenliği ile ilgili tedbir ve refleksleri olabilir. Bunun gelişmiş demokrasilerde nasıl uygulandığına bakmak lazım. Bugün, Almanya, İngiltere, Fransa'nın bir güvenlik riski yok mu? Tüm ülkelerde güvenlik riskleri olduğu halde, basın özgürlüğü nasıl beraberce ele alınıyor. Bunlara bakmak lazım.

Türkiye'deki sorunun temelinde kötü yönetim yatıyor. Yüzde 50+1, 'ben dedim' oldu, atı alan Üsküdar'ı geçti değil. (Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi için 2017'de yapılan referandumun ardından, Erdoğan, 'Bu neticeyi küçümsemeye gayret edenler var. Boşuna uğraşmayın, atı alan Üsküdar’ı geçti' demişti). Böyle olmaz. Yönetenler kendilerini hukukla bağlı kılıyor mu? Meclis'in denetimi altında hissediyor mu? Meclis denetim gücü en yüksek organdır. Meclis'in bu fonksiyonunun çalıştırılması gerekiyor. Meclis çok zayıflamış durumda.

Türkiye'nin şu anki durumuna üzülüyorum. Ülke bunu hak etmiyor. Çok daha iyisini hak ediyor."

'Erdoğan'la mücadele edebilir misiniz' sorusuna, Babacan, "Bizim hedefimiz Türkiye'nin sorunlarını çözmek. Kişilerle uğraşmayacağız. Bizimle uğraşabilirler ama biz uğraşmayacağız" yanıtını verdi.

Babacan şu sözlerle devam etti:

"Geçmişle çok uğraşmak istemiyoruz. Geleceğe bakmak istiyoruz. 2015'e kadar hükümet üyesiydim. O dönemde paylaşılan bir sorumluluk var. Oraları reddetmek, inkar etmek mümkün değil. Orada bir ortak sorumluluğumuz var.

Biz Türkiye'nin sorunlarını çözmek için çalışacağız. Halkın desteğini arkamıza aldıktan sonra korkacak hiçbir şey yok. Halkamız bizim samimiyetimize, dürüstlüğüme inanıyor. Son bir aydır epey geziyorum. Enflasyonu soruyorum. Bana, 'Devletin açıkladığını mı gerçeği mi istiyorsunuz' diyor insanlar bana. Yüzde 30 diyen de var. Devletin söyledikleri ile kuşku varsa artık o  yönetimin, iktidarın sürdürülebilirliği yoktur. Halktaki hissiyat öyle.

Abdullah Gül ile çok eski dostluğumuz var. Siyasete girmeden önce tanıyordum. Beni siyasete davet eden kendisi. Parti hazırlık çalışmalarında tecrübeleri ve fikirleri ile bize çok destek oldu. Siyasi partinin oluşumu ise biz ve arkadaşlarımızla aramızda oluşan bir kadro. Bu kadronun siyaseti bilen ama siyasete yeni kazandırılan kişiler olması lazım. Listede göreceksiniz ki, daha önce siyaset yapanların oranı üçte bir oranında. Üçte ikisi siyasete yeni kazandırdığımız isimler. Kurucularımızın 27'si kadın. Tüzüğümüze kadın, genç kotası koyduk. Kota yüzde 35.

Partimizin kuruluş dilekçisini ilgili bakanlığa bugün sabah saatlerinde teslim ediyor, 90 kurucumuzun imzasıyla beraber. Partimizin ismini çarşamba günü yapılacak kuruluş etkinliğimizde duyuracağız. Vatandaşlarımızdan bize 250 isim önerisi geldi. Web sitesinden, e-posta yoluyla. Vatandaşlarımız partinin ismini koydu. Karar verilen ismi, çarşamba günü kuruluş etkinliğinde açıklamak istiyorum. 

Partiye katılmak isteyenler alibabacan.com.tr'ye girdiklerinde 'gönüllü olun' butonuna basınca, bilgilerini girecekler, o bilgiler kayda alınacak ve o vatandaşlarımıza ulaşılacak. 

Partimizin hem program hem tüzüğünün birinci sayfasında basın özgürlüğünü göreceksiniz. Sorun oradan, sorunların özgürce konuşulmasıyla başlıyor.

Osman Kavala 2.5 yıldır hapiste. Dosyaya baktığınızda sağlam bir gerekçe olmadığı ve o dosyadan beraat ettiği halde. Böyle bir ülkeye yatırımcı nasıl gelecek? Bir ülkeye yatırım yapılmazsa istihdam oluşmaz. Yeni iş sahaları açılması gerek bu ülkede. İşsizlik çok yüksek. Özel sektör yatırım yapmıyor Türkiye'ye.

Yatırımın olması için bu ülkenin hukuk sistemine, yargıya güven lazım. Hukukun üstünlüğü yoksa yatırım gelmez, yatırım gelmezse işsizlik sorununu çözemezsiniz.

Türkiye'nin bu kadar kötü durumda olması beni çok üzüyor.
Kurumsal yapıyı düzeltmemiz 30 gün. Sonra her ay ülke bambaşka bir hale gelir. 

Bugün altyapı hala fena değil. Ne kadar da üzerinde tepinilse, ekonomiye zarar verilecek ne var ne yok yapılsa da hazırdan yeniliyor."

Babacan tutuklu gazetecilerle ilgili, "Yüreğim yaralı" yorumunu yaptı. 

Babacan sözlerini şu ifadelerle sürdürdü:

"İhracat rakamlarımız kaç yıldır yerinde sayıyor. 2002 yılında 36 milyar dolar olan ihracatı beş yılda 120 milyar dolara çıkardık yatırımla. 

Yeni yatırım olmayınca ihracat artmıyor. Yatırımcı yeni üretim yapmaya korkuyor. Yüzde 3-5'lik artışı artıştan saymıyorum. Hedefimiz 500 milyar dolar. Uzun vadede de değil. Hızla olur. 

2008-2009 krizi tüm dünyayı kasıp kavurdu. Biz dünyanın krizle boğuştuğu dönemde iki kez yüzde 10 büyüme elde ettik. İyi, dürüst ekip ve istişare. Çözüm burada.

Türkiye'nin her alanda problemi var. Yolsuzluk, tersten okuduğunuzda şeffaflık. Şeffaflığın olmadığı bir ülkede yolsuzluğun artması kaçınılmazdır. Şeffaflık sorunu var. Bir ülkede kamu ihale yasası 180 defa değiştiyse...

Yargıya telefon etmediğinizde işler düzelir. Yargıya, elle karalanan talimatlar, telefonlar gidiyor. Yargı nasıl rahat çalışsın?

Sorunları görürken üzerimizde ahlaki bir sorumluluk hissettik ve yola çıktık. 

Koronavirüsün ekonomik durgunluk olarak Türkiye'yi etkileme riski var. Petrol fiyatlarının düşmesi Türkiye için iyidir ancak bunun Türkiye'nin Avrupa'ya ihracatı üzerinde olumsuz etkisi olabilir mi? Bugünden hesap etmesi zor konular. Petrol 30 dolara düştüğünde Türkiye için bunun ne kadar faydalı olduğunu görüyorum.

(Eğitim reformu ile ilgili) 10 yıldır vurguladığımız konulardan bu. Bu sadece ekonomi politikası ile olmayacak. Türkiye, eğitim kalitesini yükseltemezse bu ülkenin ekonomik büyümesi yavaşlayacak. Bir orta gelir tuzağı riskinden bahsettim. Uyardık. Eğitimle ilgili düzgün işler yapmamız lazım. Mutlaka hukuk düzenlemesi yapmamız lazım. 13 bin dolara yaklaştı gelir, bugün 8-9 bin dolar civarında patinaj yapıyor.

13 bin dolara yaklaştık, zamanındaki uyarılarımız dikkate alınsaydı, Türkiye'nin dış politikası böyle bir karmaşa içine girmeseydi, dünyanın izole ettiği bir ülke haline gelmeseydi, bugün milli gelirimiz 20 bin dolardı.

(Fehmi Koru'nun partide olup olmadığıyla ilgili) Partide yok. Çok değerli bir yazar. Bizim partimizin kadrosunda Fehmi Bey yok. 

(Başkanlık mı parlamenter sistem mi?) Biz güçlendirilmiş bir parlamenter sistemden yanayız. 300'den fazla uzmanın ortak görüşü. İçlerinde bir kişi bile yok ki 'başkanlık sistemi kalsın' diyen." 

Kurucular kurulu listesinde en çok göze çarpan isim Mehmet Şanver oldu. Emekli General Şanver'in ismini kamuoyu 15 Temmuz darbe girişimi sırasında duymuştu. 15 Temmuz gecesi aralarında dönemin kuvvet komutanlarının da olduğu pek çok komutan Şanver'in kızının düğününde bir araya gelmişti.

Kuruldaki bir başka dikkat çeken asker isim ise, uzun yıllar TSK'da özel harekatçı olarak görev yaptıktan sonra akademik hayata atılmak için ordudan ayrılan, son dönemde de İdlib'e yönelik operasyonlara eleştirileri ile dikkat çeken Metin Gürcan oldu.

Kurul listesinde eski AKP'li bakanlar Sadullah Ergin, Nihat Ergün ve Selma Aliye Kavaf da yer aldı. DEVA partisinin kuruluş dilekçesi ise, yine kurucular kurulunda yer alan eski AKP'li vekiller Mehmet Emin Ekmen ile İdris Şahin tarafından İçişleri Bakanlığı'na verildi.

Kurucular kurulunda, yıllarca AKP'de milletvekilliği ve genel başkan yardımcılığı yaptıktan sonra, yine AKP'den Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen, ancak 15 Temmuz sonrasında Erdoğan tarafından istifaları istenen belediye başkanları arasında yer alan Ahmet Edip Uğur'un adı da dikkat çekti.

Babacan'ın partisinin kurucular kurulu listesinde Hariciye'den en dikkat çeken isim, AKP döneminde Basın Yayın Genel Müdürlüğü de yapan, son görev yeri de Londra Büyükelçiliği olan Abdurrahman Bilgiç.

Listede ayrıca AKP'deki bakanlık dönemindeki yakın çalışma arkadaşı bürokratlar da yer aldı. Bu çerçevede eski Hazine Müsteşarı İbrahim Halil Çanakçı, eski TÜİK Başkanı Birol Aydemir, eski Hazine Müsteşar Yardımcısı Cavit Dağdaş dikkat çeken isimler.

Babacan'ın partisinin kurucular kurulu listesinde dikkat çeken bir başka isim ise Ramiz Ongun. Ongun, Ülkü ocakları başkanlığı yapmış, MHP'de de Genel Başkan adayı olmuştu.

Babacan'ın partisinde halen mevcut TBMM listesinde vekil olan tek isim ise, geçtiğimiz aylarda AKP'den istifa edip, bağımsız olan Mustafa Yeneroğlu oldu.

İşte Babacan'ın kurucular kurulu listesi:

 

Ali Babacan'ın partisinin kuruluş dilekçesi bugün (9 Mart Pazartesi) İçişleri Bakanlığı'na verilirken, medyaya yansıyan haberlerde, Abdullah Gül ile Babacan'ın köprüleri attığı iddia edildi.

Medyaya yansıyan yorumlara göre, Babacan ile Gül köprüleri attı. Gerekçesi de, tüzük çalışması için Ankara'da gerçekleştirilen iki günlük toplantıya Gül'e yakın isimlerin çağrılmaması. 

Haberdeki iddiaya göre, Gül cephesi 'kandırıldık' görüşünde. Ankara'da bir otelde gerçekleştirilen toplantının son gecesinde Gül'e yakın isimler 'gönül almak' için davet edildi ancak Gül ekibi, bu daveti 'kurucu olmayacağız' diyerek geri çevirdi. 

Habere göre, Beşir Atalay, Haşim Kılıç ve Candan Karlıtekin de Babacan'ın partisinde yer almayacak. 

Ahval Genel Yayın Yönetmeni Yavuz Baydar, Babacan-Gül arasında soğuk rüzgarlar estiğini ve partide görüş ayrılığının ileri boyutta olduğunu belirtti.

Baydar'ın yeni parti ve kurucular listesi üzerinden Gül-Babacan ayrışmasına dair yorumlarını Sıcak Takip'te dinleyebilirsiniz:

 

Gül ile Babacan arasında yaşandığı iddia edilen krize göre, partinin kurucu listesi ve tüzükle ilgili iki isim ters düştü. 

Listede, AKP'den istifa eden Mustafa Yeneroğlu'nun adı da yer alırken, Ankara'daki toplantıda tüzük, program ve kurucu isimler detaylı bir şekilde ele alındı.