Vergi zamlarının ardından: Evde rakı üretimi hızla artıyor

Türkiye son yıllarda hızla yükselen alkol fiyatları ile birlikte tüketiciler alternatif yollara yönelmeye başladı. Özellikle artan ÖTV ve KDV oranları ile birlikte yükselen alkol fiyatlarına karşı tüketiciler kendi alkollerini üretme ve masrafları azaltma çabasına girişti.

AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılından bu yana fiyatları en fazla artış gösteren kalemlerin başında alkollü ürünler geliyor. TÜİK verilerine göre 14 yıl içinde enflasyon ile birlikte genel fiyat ortalamaları 3,1 oranında artış gösterirken, rakı fiyatları 6,3 oranında artış gösterdi.

Artan fiyat ortalamaları ve alkol satışına ilişkin getirilen kısıtlamalar yaşam tarzına müdahale tartışmalarını da beraberinde getirirken, alkol tüketimi oranlarında gözle görülür bir düşüş yaşandığı da Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu verilerine yansıdı.

Öyle ki kurumun verilerine göre 2012’de 44.6 bin litre olan rakı tüketimi, 2016’da 35.4 bin litreye gerilemiş durumdaydı. 2017 yılında ise bu oran 30 bin litre civarlarına kadar düştü.

Tüketimde resmi verilere yansıyan düşüşe rağmen, toplumda alkollü içecek tüketimi azalmıyor. Peki, resmi oranlar böylesine gerilerken nasıl oluyordu da resmi rakamlara yansımayan tüketim gerilemiyor?

Bu sorunun cevabı, kısa süre önce gündeme gelen bir düzenlemede gizli. Artan vergi oranları ile birlikte tüketicilerin özellikle Türkiye’de en fazla tercih edilen alkol ürünlerinin başında gelen rakıyı kendi evlerinde üretmeye başladıkları bilinen bir gerçeklik.

Durumun kamuoyunda fazlası ile bilinir hale gelmesi ile birlikte ise iktidar rakı üretiminde kullanılan etil alkole 'dünyanın bilinen en acı maddesi' olarak tanımlanan 'denatonyum benzoat' katılması yönünde adımlar atmaya hazırlandı.

Zira yasal yollarla edinilen etil alkol ile birlikte evde kendi tüketimi amacıyla rakı üretimini yasaklayan herhangi bir yasa bulunmuyordu ve bu nedenle tüketicilerin giriştiği bu yol yasadışı sayılmıyordu. Çünkü tüketicilerin kendi evlerinde ürettikleri bu ürünler herhangi bir ticari faaliyet amacı taşımıyor, yalnızca kendi tüketimlerine dayanıyordu.

Tartışmalar devam ederken, tüketiciler kendi rakılarını üretmeye ve kullanmaya devam ediyor. Kısa sürede kulaktan kulağa yayılan formüller ile birlikte Türkiye’nin farklı coğrafyalarında kendi rakılarını üreten tüketicilerin sayısında hızlı bir artış yaşandı.

Diyarbakır’da kendi rakılarını üreten ve aynı zamanda tüketen kişilerden biri Yaşar Akalp. Akalp, internetten veya marketlerden yasal yollarla edindikleri etil alkol, anason aroması, gliserin gibi maddeleri yine internetten edindikleri formül ışığında karıştırdıklarını ve kendi rakılarını ürettiklerini belirtiyor. Akalp, bu yola neden başvurduklarını ise “Bizler vergi ödemeye karşı değiliz, ama alkolden gereğinden fazla vergi alınıyor ve fiyatlar korkunç düzeyde” sözleri ile açıklıyor.

Arkadaşları ile yaptıklarını piknik sırasında görüştüğümüz Yaşar Akalp, emekli olduğunu, arkadaşları ile ayda bir ya da iki kez yanlarına alkol kullanmayan bir sürücü alarak piknik yaptıklarını ve burada rakı içtiklerini dile getiriyor.

Arkadaş gruplarının en az 10 kişiden oluştuğunu ve bu grupta en az iki adet 100’lük rakı tüketildiğinde yalnızca rakıya ödemeleri gereken fiyatın 300 lirayı geçtiğine dikkat çekiyor. Akalp ödedikleri fiyatın en az yüzde 600’nın vergi olduğuna dikkat çekerek, “Tekel bayileri vergi dairesi gibi çalışıyor” diyor.

Yaşam tarzlarını sürdürmek istedikleri için bir arayışa girdiklerini ve bu yolu bulduklarını anlatan Akalp sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Bir şişe bira bile 10 liradan aşağı satılmıyor. Eskiden kendin pişir kendin ye tarzı bir yerlerde oturup içmeyi tercih ederdik, çünkü bu durum bütçemizi sarsmazdı ve bunu en az ayda iki defa yapabilirdik. Şimdi alkollü mekânlarda rakı içmek cesaret isteyen bir şey. Durum böyle olunca biz de kendi rakımızı üretmeye karar verdik. Bir 100’lük rakının maliyeti 25-30 lira aralığındayken, satış fiyatı 170 liraya dayandı. Bu nedenlerle internetten edindiğimiz bilgiler ile birlikte kendi rakımızı yapmaya karar verdik.

Etil akolü 45 liraya alıp, 2.25 litre rakıyı 65 liraya mal ediyoruz. Aynı oranda rakının Tekel fiyatı ise 400 lira civarında oluyor. Bu nedenle devlet bizi bunu yapmaya mecbur bıraktı diyebiliriz. Ürettiğimiz rakılarımızı yalnızca kendimiz tüketiyoruz, çünkü bizim ticari bir kaygımız bulunmuyor. Yarın sabah rakıdaki bu abartılı fiyatlandırma düzeltilirse biz tekrar Tekel ürünü kullanmaya başlarız.”

Gerekli malzemeleri marketlerden ve internetten yasal olarak temin ettiklerini anlatan Akalp, daha sonra bu malzemeleri gerekli oranlarda karıştırdıklarını ve en fazla 15 dakika içinde rakıyı hazır hale getirdiklerini keyifle anlatıyor:

“Rakı yaparken etil alkol, gliserin, anason aroması ve su gibi malzemeleri karıştırıyoruz. Tabii bunun oranları var ve buna göre davranıyoruz. Şimdi bizlere çoğu ‘Pahalı ise içmeyin’ diyebilir, ama bu bizim yaşam tarzımız ve bu şekilde eğlenmeye, bir araya gelmeye ve sofralarda sohbetler kurmaya devam ediyoruz. Zaten kısıtlı imkânlar ile kısıtlı biçimde yüzümüz gülüyorken, bunun da bize çok görülmesi bizleri bu noktaya getirdi.”

Yaşar Akalp ile birlikte kendi rakısını üreten arkadaş grubunda yer alan bir diğer isim olan Mehmet Aktay ise “Her şeye zam gelirken, emekli maaşımız yerinde saydı ve biz de çözümü böyle bulduk” diyor. Aktay, geçmişte rakı içmek için emekli maaşı ile kira ve ev masrafları gibi ödemeleri yaptıktan sonra cebinde para kaldığını dile getiriyor ve son zamlarla bunun artık mümkün olmadığına vurgu yapıyor.

Aktay da, Yaşar Akalp gibi uzun yıllardır bir kültür eşliğinde alkol kullandıklarına dile getiriyor ve görüşlerini şu cümleler ile aktarıyor:

“Geçmişte lokanta işletirdim ve orada arkadaşlarımız ile bir araya gelip oturup içerdik. Uzunca yıllar bu durum bizde kültür halinde devam etti ve bütçemizi sarsmadı. Ama geldiğimiz aşamada lokantamı dahi işletemez hale geldim, şimdi elde kalan maaş ile evi geçindirme telaşına düştüm.

Tam da bu dönemlerde bizim de kulağımıza evde rakı yapanların olduğu geldi. Biz de araştırmaya koyulduk ve birkaç defa denedikten sonra kendimize uygun formülü tutturduk. Şimdi kendi aramızda toplandığımızda rakımızı yapıyoruz, mangalımızı yapıp sohbetimizi ediyoruz.”

Kurdukları masanın maliyetinin 150 lira olduğunu söyleyen Aktay, sadece bir 100’lük rakının fiyatının bugün 160 liranın üzerinde olmasına tepkili:

“Bu şartlarda eğlenebilmek için belki ağız tadından biraz feragat ediyoruz, ama en azından yıllardır olduğu gibi bir araya gelmeye devam edebiliyoruz. Derdimiz uzun yıllardır sürdürdüğümüz kültür haline gelen bu dost sofrasını sürdürmek, bunun da yolu bunu yapmaktan geçiyor ne yazık ki. Vergi alınmasın demiyoruz, ama vergi yükünü neden en ağır biçimde alkole yüklüyorlar anlayamıyorum.”

Aktay ve Akalp’in anlattığı gibi, Türkiye’de faaliyet gösteren birçok ticari sitede rakı, viski ve birçok alkollü içkinin yapımında kullanılan maddelerin yasal olarak satıldığı görülüyor. Aynı zamanda Türkiye’de en fazla tüketilen alkol ürünlerinden olan bira üretiminin de evde artması ile birlikte bira üretim kitlerinin satışında da yükselen bir trend yakalanmış durumda.

Tüketicilerin kendi hayatlarını da riske atarak evde alkol üretmeye devam etmelerinin en temel sebebi olarak görülen vergi oranlarında bir düşüş beklenmezken, yeni yıl ile birlikte alkollü içkilere yeni zamların gelmesi de artık kimseyi şaşırtmayacak.

 

 

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar