Oca 05 2018

Çavuşoğlu böyle seslendi: 'FETÖ' ve PKK'ya karşı istediğimizi yapın barışalım!

 

Almanya ile ilişkiler tıpkı ABD ile olduğu gibi krizde. Türkiye'de cezaevinde tutulan Alman vatandaşlarının 'rehin politikası'nın bir parçası olduğu görüşleri dile getiriliyor. 

Ankara'nın bu politikasına gerekçe olarak da Almanya'nın 15 Temmuz darbe girişiminin ardından bu ülkeye sığınan Gülen grubu sempatizanlarına ve darbeye karıştığı iddia edilen sivil/asker isimlere sığınma hakkı vermesi gösteriliyor.

Buna karşın Türkiye, Almanya'nın en büyük ticaret ortaklarından. Almanya, 2016 yılında Türkiye'nin ihracatında birinci sırayı alırken ithalatında ise ikinci sırada.

Yanısıra, Almanya AB politikalarının belirlenmesinde kilit öneme haiz bir ülke ve bu da Türkiye'nin üyelik müzakerelerinin seyrini değiştirecek bir realite. Yakın zamanda Türkiye'ye ayrılan fonların bir bölümü donduruldu. 

Temel hak ve özgürlükler gibi konularda Türkiye'nin AB standartlarının hayli gerisine düştüğü belirtilerek yapılan kesintiler, Türkiye'deki sivil toplum çalışmalarını da sekteye uğratacak türden.

Alman vatandaşlarının tutukluluğu kozu dışında Türkiye aynı zamanda AB ile varılan mülteci anlaşmasının bozulması ve mültecilerin otobüslerle ya da deniz yoluyla Avrupa'ya gönderilmesi tehdidinde bulunuyor. Bu tehdidin genel olarak Avrupa'da bir kaygı sebebi olduğu da uzmanlar tarafından dillendiriliyor. 

Tüm bunlar alt alt eklendiğinde, mevcut krizin her geçen gün Türkiye'nin aleyhine işlediğine şüphe yok. Bu nedenle Türkiye tarafı, kamuoyu önünde Almanya'ya karşı esip gürlese de kapalı kapılar ardında taraflar arasında müzakerelerin sürdüğü belirtiliyor.

Müzakere konuları arasında Türkiye'nin istediği isimlerin teslim edilmesi ve karşılığında da Türkiye'de tutuklu bulunan Alman vatandaşlarının serbest bırakılmasının bulunduğu kaydediliyor. 

Gazeteci Deniz Yücel'in bu pazarlığın bir unsuru olduğu belirtilirken, kısa bir süre yine Alman vatandaşı olan ve ETHA çevirmeni Meşale Tolu, tutuklu bulunduğu cezaevinden sürpriz bir şekilde serbest bırakıldı. 

Böylesi bir ortamda Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu yarın Almanya'ya bir ziyaret gerçekleştirecek. Ancak ziyaret öncesi Çavuşoğlu Alman medyası üzerinden Berlin'e 'zeytin dalı' uzattı ve ilişkilerin eski seviyesine gelmesini istediğini ifade etti.

Bunun için de yine aynı şartı koydu: Almanya 'FETÖ' PKK'ya karşı kararlı bir şekilde mücadele etmeli.

Çavuşoğlu ve mevkidaşı Sigmar Gabriel yarın biraraya gelmeden önce Alman Funke Medya Grubu için kaleme alınan makalede Çavuşoğlu, güvenlik, ekonomi ve mülteci krizi konularında 'yeni bir başlangıç' vurgusu yaptı. 

Çavuşoğlu'nun Almanya'dan tek beklentisi bu değildi. Bakan Çavuşoğlu, Türkiye ile AB arasında 18 Mart 2016 tarihinde imzalanan mülteci mutabakatına değinerek, bu mutabakatın düzensiz göç akınının bertaraf edilmesinde merkezi rol oynadığını kaydetti.

Türkiye ve Almanya'nın bu krizde oynadığı öncü rolün diğer AB ülkeleri için de örnek teşkil ettiğini belirten Çavuşoğlu, "Türkiye bu mutabakat çerçevesindeki tüm taahhütlerini yerine getirmiştir. AB'nin özellikle vize liberalizasyonundaki yükümlülüklerini yerine getirmesi yönündeki talebimiz bizim doğal hakkımızdır" ifadelerini kullandı.