Ara 28 2017

3 aydır koalisyon kurulamadı; Almanya 2018'e hükümetsiz giriyor


Almanya, üç ay önce girdiği seçimden bu yana hükümet kurabilmiş değil. Seçimden yenilgi kabul edilebilecek bir sonuçla ayrılan Merkel liderliğindeki “Jamaika Koalisyonu” girişimi sonuçsuz kaldı ve 2018’e hükümetsiz girecek Almanya.

Adını koalisyon ortağı adayı Hristiyan Birlik partileri (CDU/CSU), Hür Demokrat Parti (FDP) ve Yeşiller'in renklerinden alan “Jamaika Koalisyonu'nun başarısızlığı sonrası Merkel için Sosyal Demokrat Parti (SPD) ile bir işbirliğine gitme seçeneği kaldı yalnızca.

Üç ay geçmesine karşın hâlâ bir hükümetin kurulamamış olması modern Almanya tarihinde görülmemiş bir durum. Hâl böyle olunca, Alman kamuoyunda “Merkel, nasıl oluyor da hâlâ bir koalisyon ortağı bulamıyor?” sorusu cevabını bekliyor.

Koalisyonun kurulamamasının başlıca nedeni iktidarın mülteci politikası ve diğer partilerin buna karşı çıkması. Mülteci karşıtı politikasıyla bilinen aşırı sağcı AFD’nin yükselişi de bu dönemde gerçekleşti. Sağ popülist Almanya için Alternatif (AfD) partisi oyların 12,6'sını alarak ilk kez meclise girdi.

2005’ten bu yana başbakanlık koltuğunda oturan destek önceki yıllarda yüzde 80’lere varan bir orandaydı halk nezdinde. Ancak gelinen son noktada Merkel’in söylemleriyle icraatlarının birbiriyle örtüşmediğini söyleyen seçmenin desteği yüzde 50’lere kadar düşmüş durumda.

Bu desteğin azaldığını gösteren bir diğer taraf ise, Merkel’in en büyük ortağı “kardeş parti” CSU ile de fikir ayrılıklarının ayyuka çıkmış olması.

Seçimlerden önce Avrupa Parlamentosu Başkanlığı görevini de yürütmüş olan Martin Schulz'un SPD’nin başına geçmesi dengeleri değiştirdi. 

Değişim isteyen halkın rüzgârı SPD'nin lehine esmeye başlamıştı. Ne var ki, ''Schulz etkisi'' aniden parlayıp sönen bir kıvılcımdan öteye gidemedi ve seçimde de ağır yenilgi aldı. 

Ancak, seçim gecesi SPD'nin ağır bir yenilgiye uğradığı anlaşılınca Schulz doğru bir hamle yaptı. Berlin'de parti genel merkezi Willy-Brandt-Haus'da SPD'lilere seslenen Schulz, seçim sonucunun büyük koalisyona "hayır" anlamına geldiğini ve parti yönetimine "muhalefete geçmeyi önerdiğini" söyledi. 

Schulz, bu manevrası ile “Büyük Koalisyon”a daha ilk dakikalardan itibaren kapıları kapatıyordu. 

Ancak Merkel’in “Jamaika Koalisyonu”ndan umduğunu bulamaması üzerine ibre erken seçime döndü. Bu noktada devreye Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier girdi. 

Schulz'un telefonu çaldığında arayan yine Steinmeier’di. Kesinlikle bir erken seçim istemiyordu cumhurbaşkanı. Parlamentodaki ikinci büyük parti olarak SPD, Almanya'da yeniden istikrarlı bir hükümetin kurulması için sorumluluğu paylaşmalıydı. 

Schulz da bu talebi geri çevirmedi ve görüşmelere hazır olduğunu duyurdu. Ancak Sosyal Demokratlar, böyle bir durumda sağlık sigortası ve mültecilerin aile birleşimi gibi konularda parti programının ana ilkelerini hayata geçiremeyeceği endişesini taşıyor.

Merkel ve Schulz, ocak ayında başlaması beklenen resmi görüşmeler öncesi bir araya gelirken, şu an için soruna çözüme yakın görünmüyor. Seçmenlerin çoğu da bu durumdan rahatsız. İş dünyasının önde gelen isimleri durumun bir çözüme ulaştırılması için baskı yaparken; Almanya'nın Avrupa'daki müttefikleri de olan biteni endişeyle izliyor.

Alman basınında genel kanı, Paskalya'dan önce yeni bir hükümet kurulmasının oldukça düşük bir ihtimal olduğu yönünde. Böylece sıra dışı seçim yılı 2017 bir ihtimal yeni büyük koalisyon kurulana kadar ''eski büyük koalisyonla'' işlerin yürütüldüğü belirsizlik dolu bir tablo ile son buluyor.

Haberin devamını buradan okuyabilirsiniz: