Dilek Gül
Ara 26 2017

Almanyalı Osmanlılar, suikast iddiaları ve AKP

 

Almanya ve Türkiye siyasetinin bir süredir gündem maddeleri arasında ‘Almanyalı Osmanlılar’ ve HDP'li Garo Paylan'ın gündeme getirdiği Avrupa'daki Türkiye kökenlilere suikast iddiası var.

Bu isimlerin genelde Ermeni ve Alevi kesimin kanaat önderleri, gazetecileri olduğu ileri sürülüyor.

Konuyu son olarak Meclis gündemine taşıyan HDP Tunceli Milletvekili Alican Önlü, Almanya’da operasyon düzenlenen ve Ankara ile ilişkili olduğu öne sürülen “Almanyalı Osmanlılar” isimli gruba dikkat çekti;  “Suikast iddialarıyla MİT’in bir bağlantısı var mıdır?” diye sordu. 

Kısa sürede Almanya’nın en hızlı büyüyen motosikletli suç çetesi,  ''Osmanen Germania Boks Kulübü'' yani Almanyalı Osmanlılar.

Kurucuları Mehmet Bağcı ve Selçuk Can. 

2014 yılında Almanya’da kurulan grubun üye sayısı binlerin üzerinde.

Grup üyelerinin çoğu güvenlik görevlisi olarak çalışıyor. 

Pasif bir örgüt değil Almanyalı Osmanlılar,  en az 20 bölgede de aktif olarak örgütlü. Grup spor eksenli bir platformda boks kulübünü öne çıkararak bir araya geliyor ama siyasi çalışmaların içinde de yer alıyor. 

Mesela 1 Kasım seçimlerinde AK Partiyi desteklemiş. Bu destek kararı 2015 yılında Sabah Gazetesi’nde, ‘‘1 Kasım'da yapılacak erken seçim öncesinde siyasi partiler çalışmalarını sürdürürken Almanya'da faaliyet gösteren 3.500 kişilik Türk Gençlik Grubu Osmaney Germania, seçimlerde AK Parti'yi destekleme kararı aldı’’ şeklinde yer alıyor. 

Çoğunluğunu Türkiye kökenlilerin oluşturduğu çete  üyelerinin bir bölümünün ciddi suç dosyaları var. Özellikle karıştıkları şiddet olayları, uyuşturucu madde ve silah satışıyla Alman polisinin takibine girdi. 

Bu nedenle geçen yıl Kasım ayında bir çok eyalette ‘Almanyalı Osmanlılar’a yönelik ilk kez büyük bir operasyon düzenlendi. Yaşları 21 ile 28 arasında değişen grubun önde gelen yedi üyesi cinayete teşebbüs, kasten adam yaralama, zorla fuhuş yaptırmak, kadın ticareti ve şantaj gibi suçlamalardan gözaltına alındı. 

Üyelere ait ev ve bürolarda yapılan aramalarda da 53 bin Euro değerinde silah, mühimmat ve uyuşturucu madde ele geçirildi. Stuttgart Savcılığı tarafından geçen hafta da çetenin sekiz üyesi hakkında dava açıldı. Almanyalı Osmanlılar’ı Türkiye gündemine taşıyan özelliği sıradan bir suç çetesi olması değil elbette. 

Kuzey Ren-Vestfalya (KRV) eyaleti İçişleri Bakanı Herbert Reul yaklaşık iki ay önce bu örgütle ilgili bir bilgilendirme raporu hazırladı.

Rapora göre, Almanya’da polis baskınları ve örgütlü suçlarla gündeme gelen bu çete Ankara tarafından destekleniyor. Reul hazırladığı bilgilendirme raporunda Ankara iddiasını daha da güçlendiriyor. 

Raporda, Almanyalı Osmanlılar’ın liderinin Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı İlnur Çevik tarafından 2016 yılının Ekim ayında Ankara’da kabul edildiği bilgisine yer veriliyor. 

Yine raporda bu görüşme sonrası yapılan Çevik’in basına yaptığı açıklama da yer alıyor:
 

“(Almanyalı Osmanlılar) Onlara güzel çalışmalarına ve Almanya’da Türk gençlerini sokaktan kurtarmaya devam etmelerini söyledim.” 

Bu görüşmeyle ilgili örgütün lideri ise şunları ifade ediyor:  

“Saygıdeğer kurucumuz, Cumhurbaşkanımızın danışmanlarından İlnur Çevik, Almanyalı Osmanlılar’ı Cumhurbaşkanlığında kabul etti. Grubun sembolünün olduğu tişörtü giyerek Cumhurbaşkanlığının yurt dışındaki terör örgütlerine karşı mücadele eden Türk vatandaşlarının arkasında olduğunu söyledi.’’ 

Alman bakanın resmi raporundaki bilgilere göre bu suç çetesi  PKK, aşırı solcular ve Gülen hareketine karşı ‘terörle mücadele faaliyeti’ yürütüyor. Yine, Almanya'da geçmişte "Almanyalı Osmanlılar" ile solcu gruplar arasında özellikle de Kürtlerle çatışmalar yaşandığı bilgisine de yer veriliyor. 

Bu raporun üzerinden çok geçmemişti ki yeni ve çarpıcı bir iddia bu kez Alman basınından geldi. Alman ikinci televizyon kanalında yayınlanan “Frontal 21” programı ve Stuttgarter Nachrichten gazetesinde yer alan haberlerde, AK Parti Dış İlişkiler Başkan Yardımcısı ve AK Parti İstanbul milletvekili Metin Külünk’ün “Almanyalı Osmanlılar” (Osmanen Germania) adlı çete ile yakın bağlantıları olduğu iddia ediliyor. 

Alman güvenlik birimlerinin dinleme ve gözlem protokollerine dayandırılan haberlerde, AK Parti milletvekili Metin Külünk’ün birçok kez ‘Almanyalı Osmanlılar’ın ileri gelen isimlerine para verdiği ya da verdirdiği öne sürülüyor. 

Habere göre Almanya’da ki soruşturma ekipleri bu parayla ateşli silah da satın alındığından yola çıkıyor. Haberlerde Külünk’ün geçen yıl Alman Federal Meclisinin “Ermeni soykırımı” kararının ardından protesto gösterilerinin organizasyonunda aktif rol aldığı da iddia ediliyor.  

Ayrıca güvenlik makamlarının tuttukları dinleme protokol raporlarına göre Almanyalı Osmanlılar grubunun lideri Mehmet Bağcı'nın, grup üyelerine ‘’Türkiye Cumhurbaşkanı’nı yeren bir eleştirmene cezalandırma eylemi gerçekleştirilmesi’’ gerektiğini söylediği de anlaşılıyor. 

Polise göre bu konuşmada cezalandırılması gerektiği düşünülen kişi Alman komedyen Böhmermann.

Bu nedenle ünlü komedyene polis koruması verildi. 

Bu iddialar üzerine Almanya'nın Baden Württemberg eyaleti emniyet teşkilatı, "Almanyalı Osmanlılar" (Osmanen Germania) adlı grubun siyasi olarak yurt dışından kontrol edilip edilmediğini araştıracak. 

Bu soruşturmaya ilk kez emniyet teşkilatı içinde yer alan uluslararası terörle mücadele birimi de dahil edilecek.

Baden Württemberg Emniyet Müdürü Klaus Ziwey’in açıklamasına göre; 'Almanyalı Osmanlılar'ın, Avrupalı Türk Demokratlar Birliği (UETD) ile bağlantıları var. 

Avrupalı Türk Demokratlar Birliği ise, Almanya İçişleri Bakanlığı tarafından AK Parti'nin resmi olmayan siyasi yurt dışı organizasyonu olarak kabul ediliyor.  

Bu iddialar sonrasında Alman siyasilerden ‘’ Erdoğan siyasi hedeflerine ulaşmak için paramiliter bir destek birliği kuruyor’’ sesleri yükseldi. 

Bu çete ile ilgili tüm gelişmeler sıcaklığını korurken, bu kez HDP Milletvekili Garo Paylan tarafından ortaya atılan Almanya başta olmak üzere Avrupa’da yaşayan Türkiyeli Alevi ve Ermeni toplumu temsilcileri ile ülkeyi terk etmek zorunda kalan gazeteci, yazar, akademisyen ve aydınlara yönelik saldırı ve suikast hazırlığı iddiası Almanya ve Türkiye’de geniş yankı uyandırdı. 

Konuyla ilgili jet hızında açıklama yapan Alman emniyet yetkilileri, “Tehlikeden haberdarız” diyerek iddiayı doğruladı. 

Açıklamanın devamında ise, “Söz konusu tehlike durumundan haberdarız ve en gerekli duyarlılıkla incelememizi sürdürüp durum değerlendirmesi yapıyoruz. Ancak duruma ilişkin ayrıntılar ve koruma önlemlerine dair bilgi veremeyecek olmamızı anlayışla karşılamanızı bekliyoruz” ifadeleri kullanıldı. 

Konuyu son olarak Meclis gündemine bir soru önergesi ile taşıyan HDP Tunceli Milletvekili Alican Öncü oldu. Önlü, Almanya’da operasyon düzenlenen ve Ankara ile ilişkili olduğu öne sürülen “Almanyalı Osmanlılar” isimli gruba dikkat çekerek, “Suikast iddialarıyla MİT’in bir bağlantısı var mıdır?” diye sordu. 

Ahval Haber’e konuşan Alican Önlü, Türkiye’de ki yönetim şekline dair ciddi kaygıları olduğunu ve soru önergesinde yer alan soruları öylesine sormadığını ifade etti. Önlü açıklamasına şu sözlerle devam etti: 
‘‘AKP ilk geldiği gibi değildir, haliyle siyasi bir parti olmaktan çıktı.

Kurucuları kalmadı, Ergenekon, JİTEM, Avrasyacılar, Ulusalcılar ve son olarak MHP’yi ortakları olarak görebiliriz. Biz bu zihniyeti kısa bir süre önce Cizre, Sur ve Nusaybin gibi pek çok yerde JÖH-PÖH, Esedullah, Rojava’da da IŞID adıyla duyduk, gördük. 

Almanya Osmanlıları adlı örgütün kişileri cezalandırıp sosyal medya üzerinden deşifre edilmesi talimatı IŞID zihniyeti ile birebir aynıdır. Bu öylesine kurulmuş ve acemi bir örgüt değildir farklı ülkelere yayılan yaklaşık 30.000 üyeden bahsediyoruz. 

Bunun MİT bünyesinde oluşturulmuş bir örgüt olduğu çok açıktır. Dönemsel olarak MİT tarafından kullanır ve sessiz kalınır. MİT finanse etmeyebilir ama burada önemli olan kendisine hizmet etmesidir.’’ 

Bu işi anlayabilmek için Türkiye’nin IŞID’e olan desteğine bakılmalıdır diyen Önlü; ‘‘AKP uzun zamandır böyle küçük ve illegal birimler kurarak  diplomatik ilişkilerini böyle yürütüyor’’ ifadesini kullandı. Külünk’ün iddiaları ve dinlemeleri de tamamen yalanlamadığına dikkat çeken Öncü, AKP vekilinin ‘Alman yetkililer yalan söylemiyor’ demediğinin altını çizdi. 

Suikast iddialarını Ahval Haber’e değerlendiren bir başka isim de gazeteci Hayko Bağdat. Bağdat, HDP İstanbul Milletvekili Garo Paylan, AK Parti iktidarı döneminde Avrupa ülkelerine yerleşmek zorunda kalan akademisyen, gazeteci, yazar ve yurt dışındaki Alevi ile Ermenilere  yönelik suikast hazırlığı olduğuna dair istihbaratı teyit etti. 

İhbarın kırmızı kodlu olduğunu söyleyen Bağdat, ihbar sonrası Türkiye ve dünyadan konuyla ilgili olduğunu düşündükleri  kişilerin  aranarak durumdan haberdar edildiğini belirtti:

‘‘Garo Paylan bunlardan biridir. Garo,  ilgili bakanlıklara acil önlem alınması konusunda gerekli uyarıları ve bilgilendirmeleri yaptı. Bu bakanlıklar arasında İçişleri Bakanlığı da var. Ayrıca MİT ile de görüştü. Bu konunun darbe mekanizmaları tarafından da kullanılabileceğine dair uyarılar yapıldı. Yine eş zamanlı olarak Alman birimlerine de konuyu bildirdik ve yetkililer bazı şahıslar için olağanüstü güvenlik önlemleri aldı. Alınan ihbar sonrası önceliğimiz ikamet ettiğimiz Almanya değil, vatandaşı olduğumuz Türkiye tarafından gerekli önlemlerin alınması daha hayırlı.’’

Bu anlamda her iki ülkenin de kurumlarına eşit mesafedeyiz diyen Bağdat, ekliyor:

‘‘Konunun FETÖ, PKK, DAİŞ ve İsrail bağlantısı bizi ilgilendirmez. Biz on yıldır Hrant Dink cinayetinde siyasal konjonktüre göre örgüt isimleri duyup duruyoruz. İhbar ilgili herkese bildirildi, buna Süleyman Soylu da dahildir. Laf aramızda Soylu ve Külünk’ü aramak iyi fikir mi bilemiyorum. Aslında Markar Esayan da aranabilirdi ama o da kendisini faşizme satmasaydı.’’ 

Yaşananların merkezinde adı geçen isme; AK Parti Dış İlişkiler Başkan Yardımcısı ve AK Parti İstanbul milletvekili Metin Külünk’e ulaştık. 

Külünk, Almanya’nın bu çabalarının bir kez daha bir kurgu ve senaryodan ibaret olduğunu söyledi. HDP ve CHP’de ki bazı isimlerin Türkiye’ye yönelik kuşatma operasyonlarında dış güçlerle birlikte hareket ettiğinin altını çizerek şöyle dedi:

‘‘Taksim kakışmasında bunların bir yalan üzerinden nasıl operasyon yapacaklarına dair iyi eğitim aldılar o nedenle asıl oyuncuyu saklamayı iyi biliyorlar. Zarrab davası neyse Almanya’da ki hayal tiyatrosu odur. Oyuncular PKK, yazan FETÖ, oyunun sahnelendiği yer Almanya.’’ 

Bir yandan da Almanya’nın Türkiye ile ilişkilerini düzeltmeye çalıştığına dikkat çeken Külünk, Almanya’nın klasik istihbarat operasyonları ile kendi hedeflerini bir başkasının hedefi gibi gösterip FETÖ’den kurtulmaya çalıştığını belirtti.  Külünk, Ahval’e açıklamalarını şöyle sürdürdü:

‘‘Biz bu filmi çok gördük, ilk kez yaşamıyoruz. Hrant Dink olayında da hangi aklın kime ait olduğunu gördük. FETÖ bağlantısını biliyoruz. Bugün yargılanma sürecinde tek tek bu aklı görüyoruz. Almanya’nın şimdiki hedefi FETÖ’den kurtulmak çünkü onlara yük. Bu tarz suikast gündemleri ile esas oyunu saklamaya çalışıyorlar.’’ 

FETÖ unsuru kripto ajanların Türkiye’ye yönelik operasyon peşinde olduklarını belirten Külünk, Türkiye’nin çok güçlü bir ordusu olduğunu ve kararlılıkla terörle mücadele etmeye devam ettiğini ifade etti.