Oca 14 2018

‘Bu OHAL’de, ne adaletten, ne eğitimden, ne meclisten hayır gelir’

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM), geçtiğimiz Perşembe günü gazeteci yazarlar Mehmet Altan ve Şahin Alpay'ın tahliye edilmelerine ilişkin verdiği karara rağmen, alt mahkemelerin - İstanbul 13. ve 26. Ağır Ceza mahkemeleri - karara direnip tahliyelerini gerçekleştirmemesi şok etkisi yarattı. Karar eleştirilmeye devam ederken, AYM kararlarının tanınmadığı bir ülkenin nereye gittiğine dair tartışmalara da kapı araladı.

Ceza mahkemesi, gerekçe olarak kararın 'tebliğ edilmemesi ve Resmi Gazete'de yayınlanmamasını' gösteriyor. Anayasa hukuku konusunda Türkiye’nin önde gelen isimlerinden olan Prof. İbrahim Kaboğlu, Altan ve Alpay’ın tahliye taleplerinin reddedilmesine ilişkin "Anayasa Mahkemesi’nin kararının bağlayıcı olduğunu" ifade etti. Öte yandan, 60 parlamenterden oluşan Avrupa Parlamentosu (AP) bünyesindeki AP Türkiye Forum’u, “Türkiye’de anayasal krizi daha da kötüleştireceği ve hukukun üstünlüğü ve kuvvetler ayrılığı ilkesini erozyona uğratacağı’’nı savundu.

Gazete Duvar’dan Aydın Selcen, Pazar günü kaleme aldığı yazıda, Altan ve Alpay kararına ilişkin, ‘’Kendimizi kandırmayalım: Yerel mahkemenin, Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarını tanımadığı, demokrasi iddiamız varsa AYM’nin denetimine tabi olması gereken hükümetin (AYM’nin zaten o da muhtemelen AİHM çekincesiyle) aldığı kararı beğenmeyip, yerden yere vurduğu bir ülkede yaşıyoruz’’ ifadesini kullanıyor.

Mecliste temsil edilen üçüncü partinin eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın cezaevine konduğunu, yetiştirebildiğimiz en parlak anayasa hukukçularımızın, toplum ve siyaset bilimcilerimizin pasaportlarına keyfi uygulamarla el konduğunu bir ülkede yaşadığımızı hatırlatan Selcen, güdümlü medya tarafından günbegün pompalanan dehşet kampanyasının mottosunun “muktedir giderse, Türkiye biter’’ olduğunun altını çiziyor.

Dolayısıyla, Cumhurbaşkanı’nın seçim yenilgisi bizlere cumhuriyetimizin sonu olarak tanımlanıyor.

Selcen, Cumhuriyetimizin kuruluşu halk egemenliğine dayandığına dair bir hatırlatma yaparak, halksız cumhuriyet olamayacağının altını çiziyor. Peki yazarın önerisi ne?

''İlericilerle, yoksulları buluşturacak bir siyasal dönüşüm hareketi. Aydınlanmacı sekülerler ile muhafazakar ihyacıların, Kürtlerle Türklerin kuruluş çelişkisini çözecek bir demokratik cumhuriyet. İktidarın belki yine izleyen savaş, soykırım gibi felaketlere dek varabilecek “Payitaht Abdülhamit” ters taklasına karşılık, cumhuriyetimizin birinci kuruluşu olan 1921’i, kurucu meclis ve onu önceleyen şuraların dinamizmini arayış. İhyaysa, dinamik cumhuriyeti ihya etmek. Eşit anayasal yurttaşlar olarak huzur ve barış içinde yaşayacağımız bir ülke.’’

 


 

https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2018/01/14/demokratik-cumhuriyet-halkin-baskani/