Altanlar ve Ilıcak davasında ağırlaştırılmış müebbet cezaları!

15 Temmuz darbe girişimi soruşturması kapsamında 2016 Eylül’ünden beri tutuklu bulunan Taraf gazetesi eski Genel Yayın Yönetmeni ve romancı Ahmet Altan ile kardeşi ekonomi profesörü ve köşe yazarı Mehmet Altan'ın yanı sıra gazeteci Nazlı Ilıcak’ın “15 Temmuz darbe girişimine iştirak etmek” iddiasıyla yargılandığı davada nihai kararlar verildi. 

Karar duruşması olarak da geçen 12 Şubat'ta başlayan davanın 5'inci duruşması kapsamında bugüne kadar dört oturum gerçekleşti. Dün avukatlar da savunmalarını tamamlamarken bugün sanıkların son sözlerinin sorulmasının ardından verilen ara sonrası kararlar açıklandı.

Altan kardeşler ve Nazlı Ilıcak'la birlikte 7 kişinin yargılandığı davada; Ahmet Altan, Mehmet Altan, Nazlı Ilıcak, Şükrü Tuğrul Özşengül, Yakup Şimşek ve Fevzi Yazıcı "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçlamasıyla ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Davada Tibet Sanlıman tutuksuz olarak yargılanıyordu.

Mahkeme "Meclisi ortadan kaldırmaya teşebbüs" ve "hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçlamalarından karar verilmesine yer olmadığına hükmetti.

Karar açıklandığı sırada avukat sıralarında "İstanbul'da hâkimler varmış, Bu adaletin terazisi değil, oduncu kantarı" tepkileri yükseldi.

Karar sonrası sosyal medyada birçok tepki tweetleri atıldı.

Bunlardan bazıları şöyle:

P24'ün bugünkü duruşmadan aktardığı notlara göre, davadaki son sözleri sorulan Ahmet Altan, "Yüzlerce kez yargılandım. Ama ilk kez beni yargılarken Anayasa suçu işleyen bir heyetle karşı karşıyayım" dedi ve şöyle devam etti:

"Bir devlet iki siyasetçiyle iki yargıcın kararıyla bütün sistemin yıkılmasına izin vermez. Vermeyecektir de. "Hukuk dışı, Anayasa dışı, yasa dışı yolculuktan vazgeçmeniz herkes için daha hayırlı olacaktır."

Mehmet Altan'ın son sözleri, 18 aydır gizemli müşahhas delil suçlamasıyla hapiste tutan yaklaşıma AYM üç kez ihlal kararı verdi. AYM kararı ile çelişen bir hüküm hukuk devletini çökertir. Kararınız ya korku filmine dönüştürecek ya iyimserlik aşılayacak" oldu.

Nazlı Ilıcak ise, "AYM dosyamızda emsal karar verdi. Yargıtay cebir/şiddet unsurunun altını çizdi. İçtihata uymasını, beraatimi talep ediyorum" diyerek bitirdi sözlerini.  Duruşmada diğer sanıkların da son sözleri alınırken, karar için ara verilmişti.

Dava, Türkiye’de devam eden gazetecilere yönelik tüm davalar gibi, uluslararası kamuoyunca yakından takip ediliyor. Son olarak Anayasa Mahkemesi, Mehmet Altan’ın tutukluluğunun hak ihlâline yol açtığı kararını vermiş ancak 26 ve 27. Ağır Ceza Mehkemeleri bu kararı uygulamayarak Türkiye’de hukuk adına yeni bir boyutun aşılmasına neden olmuşlardı.

Savcılık bir önceki duruşmada açıkladığı esas hakkındaki mütalaasında tüm tutuklu sanıklar için Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 309. maddesi gereği “Anayasal düzeni devirmeye teşebbüs etme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet talep ederken tutuksuz yargılanan Tibet Murat Sanlıman’ın ise “üye olmadan silahlı terör örgütüne yardım etme” suçundan cezalandırılmasını istedi.

İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlayan beşinci duruşma, daha sonra Silivri'de devam etti.

İlk gün (12 Şubat 2018) AYM'nin hak ihlali kararının mahkemede okunmasını isteyen avukatlar dışarı atılırken, davanın ikinci gününde savunmalarını veren Ahmet Altan ve Mehmet Altan'ın ifadeleri damga vurdu duruşmaya.

Mahkeme Başkanı, Ahmet Altan'ın savunmasının tamamını okumasına izin vermezken, Mehmet Altan'a da sık sık müdahalede bulundu.

Altan, "Ben bugün yargılanmaya değil, yargılamaya geldim" diyordu mahkeme heyetine savunmasına başlamadan önce.

Nazlı Ilıcak ise, program yaptığı Can Erzincan TV'nin sahibi Recep Aktaş hakkında 'FETÖ’den bir soruşturma olmadığını hatırlatarak, "Nasıl oluyor da, patronuna dokunulmazken, Can Erzincan’da program yapan ben terör örgütünün televizyonunda çalışmakla suçlanıyorum?" diye sordu.

Duruşmanın dünkü dördüncü oturumunda Ahmet ve Mehmet Altan’ın avukatı Ergin Cinmen'in sözleri gündem oldu. Mahkemenin alacağı kararı “tarihî” olarak değerlendiren Cinmen, “Bu kararla ya hukuka ya da hukuksuzluğa imza atacaksınız” diye konuştu.

AYM kararının uygulanmamasına da atıfta bulunan Cinmen, bu kararın uygulanmaması durumunda "görevi kötüye kullanmak" suçunun doğacağını belirtti mahkemede. Cinmen'e göre HSK, bu davayla ilgili olarak ileride "meslekten çıkarma" cezasını gündemine alabilir.

Ahmet Altan
Ahmet Altan - Anadolu Ajansı

Dava sürecinde bugüne kadar neler oldu?
 
Dava, 17 sanıklı olarak başlamıştı. 19-23 Haziran 2017 tarihinde ilk duruşma görülürken, Altan kardeşler ve Ilıcak’ın yanı sıra diğer tutuklu sanıklar Fevzi Yazıcı, Yakup Şimşek ve Şükrü Tuğrul Özşengül ile tutuksuz sanık Tibet Sanlıman da savunmalarını yapmışlardı duruşmada.
 
Beş gün boyunca devam eden duruşmanın sonunda mahkeme tüm tutuklu sanıkların tutukluluklarının devamına karar vermiş, kararda “mevcut delil durumu, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren deliller bulunması ve adlî kontrol hükümlerinin yetersiz kalması” gerekçe gösterilmişti.
 
Altanlar’ın gözaltı gerekçesi, 14 Temmuz 2016 gecesi, sonradan kapatılan Can Erzincan TV’de Nazlı Ilıcak’la beraber katıldıkları bir televizyon programında darbe girişimiyle ilgili “sübliminal mesaj” vermek olarak açıklandı ilk başta. Ancak yaygın uluslararası tepki sonrasında bu suçlama soruşturmanın ilerleyen aşamalarında şekil değiştirerek, “darbeyi çağrıştırıcı söylemlerde bulunmak” şeklini aldı.
 
Davaya İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi bakıyor. 19 Eylül 2017 tarihinde görülen ikinci duruşmada haklarında yakalama kararı çıkarılan firari sanıklar Ekrem Dumanlı, Osman Özsoy, Emre Uslu, Tuncay Opçin, Abdulkerim Balcı, Bülent Keneş, Faruk Kardıç, Mehmet Kamış, Şemsettin Efe ve Ali Çolak'ın henüz yakalanamamış olmaları nedeniyle bu sanıkların dosyası ayrıldı ve toplam 7 sanıkla devam edildi davaya.
 
Bundan bir sene önce ise, Altan kardeşlerin avukatları 8 Kasım 2016'da Anayasa Mahkemesi’ne Ahmet ve Mehmet Altan için ayrı ayrı başvuru yapmıştı. Mahkemeden cevap gelmemesi üzerine 12 Ocak 2017'de bu kez aynı nedenlerle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kapısı çalındı.
 
11 Ocak 2018’de AYM, Mehmet Altan ve başka davada yargılanan Şahin Alpay için hak ihlali kararı verse de alt mahkemeler bunu uygulmaladı.

Mehmet Altan’ın avukatları bunun üzerine 30 Ocak'ta Anayasa Mahkemesi’ne “âdil yargılanma ile kişi hürriyeti ve güvenliği haklarının ihlâl edildiği” ve “tutuklamaların Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 18. maddesi kapsamında siyasi olduğu” gerekçeleriyle yeni bir bireysel başvuruda bulundu ve AYM, bu yeni başvuruya öncelik vermeyi kararlaştırdığını duyurdu.
 
Altan kardeşler ve Nazlı Ilıcak adına AİHM'e yapılan bireysel başvurularda ise henüz açıklanmış bir karar yok. Ancak bu başvurularla ilgili olarak Strasbourg’daki mahkememin yürüttüğü evrak toplama ve yazışma süreci tamamlandığı ve bu ay içinde bir kararın duyurulması bekleniyor.