Şub 17 2018

Altanlar ve Ilıcak kararı: ‘Muhatabımız artık yargı değil’

15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrasında haklarında gözaltı kararı verilerek tutuklanan  gazeteci Nazlı Ilıcak, Taraf gazetesi eski Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Altan ve yazar Mehmet Altan’la birlikte toplam 7 kişinin yargılandığı davada, mahkemenin dün verdiği ağırlaştırılmış müebbet cezasının yankıları sürüyor.

Ahmet Altan, Mehmet Altan, Nazlı Ilıcak, Şükrü Tuğrul Özşengül, Yakup Şimşek ve Fevzi Yazıcı "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçlamasıyla ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılırken, Artı Gerçek’ten Fatma Yörür, davanın nihai karar günü olan 16 Şubat’ta Silivri’deki duruşma salonunun resmini çiziyor okurlar için.

Duruşma salonunun da iddianame gibi ‘bomboş’ olduğunu ifade eden Yörür, toplamda 10 dakika sürmeyen duruşmada sanıkların ‘son sözleri’ sorulduğunu anlatıyor.

Türkiye’nin önemli kalemlerinden iki çınarın ‘ağırlaştırılmış müebbetle’ yargılandığı duruşmada, ‘bir elin parmakları’ kadar gazetecinin izleyici olarak gelmiş olmasının vehametinde değinen Yörür, Türkiye basın örgütlerinden tek bir isim bile salonda yer almadığına değiniyor.

Görür, son Cumhuriyet Davası için gittiği Silivri’de ezilerek girdiği Silivri Adliyesi’nde sanık yakınlarından başka kimsenin olmadığını yineliyor.

‘’Basın davalarının takipçisi milletvekilleri, insan hakları savunucuları yer almadı mahkemede. Pazartesi günü duruşmayı gerekçe göstermeksizin Silivri’ye alan Mahkeme Başkanı Kemal Selçuk’un niyeti neydi bilemeyiz ancak, zaten ‘FETÖ’ suçlamasıyla yalnızlaşan yazarlara Silivri’nin uzaklığı da eklenince, yazarlar ağırlaştırılmış müebbet kararını bomboş salonda dinledi,’’ diyor Yörür.

500’ü aşkın gündür tutuklu olan Altan Kardeşlerin ve Nazlı Ilıcak için dinmeyen öfkenin yeniden alevlendiğini ifade eden Yörür,‘ağrılaştırılmış müebbet’ hükmü giyen gazeteciler için ‘adalet’, ‘Basın özgürlüğü’, ‘Gazetecilik suç değildir’ gibi cümlelerin kurulmadığı dava için duygularını şöyle ifade ediyor:

‘’Aylardır süren yargılamada Sisyphos’un günahı gibi tekrar tekrar taşıdı bu günahı Altan Kardeşler. Ne Türkiye edebiyatına katılan eserlerin değeri vardı ne akademide verilen emeklerin. Öyle ya kitapları okumamıştık. Ancak linç ve öfke sosyal medyadan edinilen kolay bilgilerle yüklenebildiğimiz duygulardı. O nedenle Altanlar denilince bir tek bunu taşıyabildik.’’

Kararın açıklanmasının ardından yaklaşık 3 dakikalık bir ölüm sessizliği olduğunu paylaşan Yörür, ardından sanık yakınlarının çığlıkları ve isyanlarının sessizliği bozduğunu anlatıyor.

Kararının şokunu üzerlerinden atayan sanık yakınlarına jandarmanın müdahale ettiğini anlatan Yörür, ‘insanlar fikirlerini ifade değil de düşüncelerini muhafaza etikleri için ağırlaştırılmış müebbetle,’ cezalandırıldıkları dava için Avukat Ergin Cinmen,“AİHM kararı önümüzdeki hafta gelebilir” diyor.

Bu kararın AYM kararı gibi ‘hak ihlali’ yönünde olacağına emin olduğunu belirten Cinmen, “Ancak artık bu kararın muhatabı mahkemeler değil Türkiye Cumhuriyeti olacaktır. Artık Adalet Bakanlığı’na bakacağız ne yapacak ne edecek? Muhattap artık yargı değil” diyor.

 

https://www.artigercek.com/muhattabimiz-artik-yargi-degil