‘‘Oh olsun’cular, işiniz mahkemeye düştüğünde adaletin tecelli etmesini bekleyebilir misiniz?’

Geçtiğimiz Cuma, İstanbul'da bir ceza mahkemesi, gazeteciler Ahmet Altan, Mehmet Altan ve Nazlı Ilıcak'ı "ağırlaştırılmış müebbet hapis" cezasına mahkum etti.  Ağırlaştırılmış müebbet kararı,Cumhurbaşkanı’nın danışmanı tarafından dahi “kantarın topuzu kaçtı” şeklinde değerlendirilirken, hatırı sayılır bir kitle üçlünün bu cezayı hak ettiği kanaatinde.

Artı Gerçek yazarı Mehveş Evin, Altanlar ve Ilıcak’a verilen cezalara gelen tepkileri değerlendirirken bu karara ‘zil takıp oynayanları’ kabile devletine teslim olmuş bir topluluk olarak nitelendiriyor.

Altanlar ve Ilıcak’ın, darbe girişimine karıştıklarına dair hiçbir somut delil yokken, üçlü AKP rejimi hakkında yazdıkları üç yazı, bir TV programından dolayı bu cezayı aldı.

Evin, gazeteci ve yazarların, düşünceleri, yorumları nedeniyle “Cebir ve şiddet kullanarak anayasal düzeni devirmeye teşebbüs ettikleri” gerekçesiyle yargılanması ve bir yılı aşkın zamandır tutuklu olmasını başlı başına bir hukuk felaketi olarak değerlendirirken, Mehmet Altan ve Şahin Alpay için AYM kararının tanınmamasın Türkiye’de hukukun bittiğinin ilanı olduğunu ifade ediyor.

Kendine muhalif diyen bir kitlenin bu üçlüye “gün yüzü görmesin” diyecek kadar acımasızlaştığının altını çiziyor Artı Gerçek yazarı.

Evin, Taraf’ın Ergenekon ve Balyoz sürecinde haksız yargılanıp müebbete çarptırılan askerlerin Ahmet Altan nedeniyle süründüklerini savunan ve dolayısıyla Altan’ın aldığı cezayı hakettiğini öne sürenlere ise, askerleri yargılayıphukuksuzlukları bizzat yönetenlerin hala iktidarda olduğunu hatırlatıyor.

‘’Kolaysa onlardan hesap vermelerini talep et!’’ diyor Evin.

 ‘’Ilıcak ve Mehmet Altan’ın günahı, AKP’ye uzun süre destek vermeleri,’’ diyen Evin, bu sebepten en azılı katillere verilmeyen cezalara çarptırılmalarından rahatsızlık duyulmadığının altını çiziyor.

Ahmet Altan, Taraf’ın yayınları veya kötü gazetecilikten yargılanmadığını ifade eden Evin, ‘’manipülatif yayıncılık, editoryel süzgeçten geçirmemek, yalan haber suç olsaydı herhalde memleketin tüm gazetecilerini hapse atmak gerekirdi!’’ diyor.

Eğer problem yayın yoluyla işlenen suçlar ise, bunun için ayrı düzenleme ve kanun var ve Altan’ın bu şekilde yargılanması gerekir.

Evin, sözlerine şöyle devam ediyor:

‘’Nazlı Ilıcak ve Mehmet Altan, AKP’ye destek verdikleri için değil, desteği kestikleri ve eleştirdikleri için ağırlaştırılmış müebbete çarptırıldı. Ama yok, intikamın en büyüğü illa liberallerden alınacak! Sanki o zaman gerçeklik değişecek, adalet yerini bulacak.’’

 Sırf bir başkasının düşüncesini, eylemini, duruşunu desteklemediği için ona ölümüne düşman olmanın adalete inanmayan, kabile devletine teslim olmuş bir topluluğun tezahürü olduğunu söyleyen Evin, ‘’Bu ülkenin bir vatandaşı olarak, yarın öbür gün işim mahkekemeye düştüğünde adaletin tecelli etmesini bekleyebilir miyim?’’ sorusunu soruyor.

Evin yazısında şu soruyu soruyor: Nefret ettiğimiz, korktuğumuz, başa çıkamadığımız her başın ezilmesinden zevk duymak, bizi nasıl bir insan yapar?

 

 

 

 

 

 

https://www.artigercek.com/oh-olsun-cular-saray-saksakcisindan-ne-farkiniz-var