Tem 04 2018

Berlin Duvarı arasında Yozgatlı Osman Dede’nin öyküsü

Berlin'de yaşayan Yozgatlı göçmen Osman Kalın, 1982'de duvarın doğusunda kendisine bir bahçe kurdu ve onu elinden almak isteyen tüm yetkililere direndi. Bu yıl hayatını kaybeden Kalın'ın arsası artık ailesine emanet.

Torunu Funda Kalın, "Henüz 17 yaşındayken sanat dersinde öğretmenim ünlü tarihi binaları gösterip, hikâyelerini anlatıyordu. Dedemin ağaç evi de bunlardan biriydi" diyor.

Osman Dede’nin bahçesi günümüzde ağaçların istilasına uğramış, yıkık dökük ev, grafitlilerle bezenmiş durumda; etrafı da yüksek katlı modern ofis ve binalarla çevrili.

Berlin Duvarı, 1961-1989 yılları arasında, bahçenin bir köşesi boyunca uzanan bu toprakları ikiye ayırıyordu. Hatta bahçe fikri, duvarın inşası başlayınca ortaya çıktı.

BBC Türkçe’de yer alan Osman Dede’nin öyküsüyle ilgili haberde şöyle deniliyor:

“Duvar 1961'de, 12 Ağustos'u 13'üne bağlayan gece inşa edildi. Beton direkler yerleştirildi, dikenli teller çekildi ve tuğlalar yükselmeye başladı. Silahlı Alman askerleri de köpeklerle beraber duvarın doğusunda devriye gezmeye başladı.

Ancak inşaat işçileri işin kolayına kaçtı. Aslında Doğu ve Batı Berlin arasındaki sınır dik açıyla Bethaniendamm adlı kavisli sokaktan geçiyordu ama işçiler duvarı dümdüz devam ettirdi.

Hal böyle olunca, duvarın batısında Doğu Berlin'e ait üçgen bir arsa kaldı. Arsadan geçen tel örgüler de kısa sürede mayınlarla çevrili, km'lerce kalınlıkta güçlü bir beton duvara dönüştü. Buraya daha sonra ‘Ölüm Şeridi’ adı verilecekti.

Buradaki 350 m2'lik arsaya kimse el süremiyordu: Batı Almanya hükümetine ait olmadığı gibi, Doğu Almanya hükümeti de buraya el koyamıyordu.”

Habere göre, boş arsa kısa süre sonra komşu mahalle Kreuzberg'in sakinlerinin dikkatini çekince, bölgeye çöpler ve eski mobilya parçaları yığılmaya başladı. Bazıları burada arabalarını yıkıyordu.

Yozgatlı inşaat işçisi Osman Kalın bundan 20 yıl sonra 1982'de mahalleye taşınana kadar, arsa koca bir çöp yığınından ibaretti. Kalın o sırada yeni emekli olmuş, vakit geçirecek bir şeyler arıyordu.

Evinin penceresinden atık alana dönen arsayı görünce, kolları sıvadı. Önce tek başına çöpleri temizlemeye girişti, sonra bahçeye dönüştürdüğü arsaya sebzeler ekti.

Torunu Funda Kalın, dedesinin Almanya'ya göç ettiğinde memleketi Yozgat'ta koca bir ev ve tarla bıraktığını söylüyor:

"Dedem kır yaşamından geliyordu. Memleketinde oradan oraya eşekler üzerinde giderken, burada bir apartmana hapsolmuştu. Dışarı çıkmak, hareket etmek istiyordu."

Osman Kalın yeni projesi için gece gündüz demeden çalıştı. Eşi Fadik Kalın da, unutup yemeden içmeden kesilmesin diye düzenli olarak buraya yürüyüp kocasına yemek götürdü. Osman Kalın, buraya kayısı ve elma ağaçları dikti, aynı zamanda bol bol soğan sarımsak ekti.

Bu arada Doğu Almanya sınırında duvar silahlandırılmıştı. Köpekli askerlerin devriye gezdiği duyuluyor, Batı Berlin'e tepeden bakan gözetleme kuleleri dikkatle etrafı izliyordu.
 

Osman dede

Osman Dede, bahçeyi kazmaya başladıktan iki hafta sonra Doğu Almanya sınır güçleri onu ziyarete geldi, ne yaptığını sordu. Tünel kazmadığından emin olmak istiyorlardı. Sadece bahçeyle ilgilendiğini görünce, duvardan üç metre uzaklıkta kaldığı takdirde arsayı kullanmasına izin verdiler.

Ancak ziyaretten kısa süre sonra bu defa Batı Berlin polisi Kalın'ın kapısına dayandı ve yaşlı adamdan bu toprak alandan çıkmasını istedi.

Osman Kalın ise, "Bana burayı Allah bahşetti. Sizden korkmuyorum. Bahçemi almak için önce cesedimi çiğnemeniz lazım" diye bağırdı polislere.

Doğu Almanya tarafındaki güçler, bu atışmayı gözleme kulesinden izliyordu. Osman Kalın'ın Batı Berlinli yetkililer için nasıl bir baş belası olduğunu anladıklarında, bu fırsatı kaçırmadılar. Karşı tarafı iyice sinirlendirmek için Kalın'ın arsanın tamamını özgürce kullanmasını sağladılar.

Temmuz 1986'da Bethaniendamm'da bir çift balkonundan duvarı izliyor.

Bahçe aynı zamanda ölüm şeridinin en dar kısımlarından biriyle kesişiyordu. Birçok kişinin tünel kazıp kaçmaya çalıştığını gördü, iki kişi de gözleri önünde vuruldu.

Doğu Almanya'daki askerler ise Osman Kalın'ın varlığına alışmıştı. Askerler sabahları gözetleme kulelerine çıkmadan önce Kalın'a el sallıyorlar, o da yetiştirdiği soğanlardan askerlere veriyordu.

Noellerde Kalın'a kart yazdıkları, hatta bir şişe kırmızı şarap hediye ettikleri de oldu. Ancak Osman Kalın dini bütün bir Müslümandı ve alkol almıyordu. Torunu Funda, "Dedemin haberi yoktu ama gelen şarabı babam içiyordu" diyor.

O dönem güvenlik görevlilerinden üniversite öğrencilerine ve hatta anarşist punk gençlere birçok insan Kalın'a saygı duyuyordu.

1983'te Osman Kalın, önce arsayı devralıp bir baraka kurdu, sonra da bahçesinin ortasına iki katlı bir ağaç ev yaptı. Elektriği, suyu, yatak odası, çalışması odası, her şeyi vardı. Burası daha sonra "Duvardaki Ağaç Ev" (das Baumhaus an der Mauer) adını aldı.

1989'da Berlin Duvarı yıkıldı. Berlin yeniden tek bir şehir, Almanya da tek bir ülke oldu. Osman Kalın'ın bahçesi artık Kreuzberg'de değil Mitte tarafında kalmıştı.

Osman dede

Osman Kalın, Kreuzberg'de hükümetlere kafa tutan, istediğini yapan ve başına da hiçbir şey gelmeyen bir mahalle kahramanıyken, Mitte'de ise onu kimse tanımıyordu. Mitte Belediyesi Kalın'dan arsayı terk etmesini istedi ama Kreuzberg sakinleri duyar duymaz destek için sokaklara döküldü. Yakınlardaki St Thomas Kilisesi'nin papazı da yetkililere mektuplar yazarak Osman Kalın'a destek verdi.

Papaz, bahçenin aslında kilise toprağı olduğunu gösteren 1780'li yıllara ait bir haritayı belge olarak sundu. Harita çok eski olduğu için mahkemede işe yaramazdı ama kamuoyu baskısı olunca, belediye de sınırı resmi olarak yeniden çizdi ve bahçeyi Mitte'den Kreuzberg tarafına, yani ait olduğu yere taşıdı.

Kalın Nisan ayında, 96 yaşında hayatını kaybetti.

Son 10 yılda hafızası giderek zayıfladığı için giderek huysuz ve öfkeli bir adam oldu ama iyi günlerinde bahçesinde rahatlamayı da ihmal etmedi.

Oğlu Mehmet ve torunu Funda defalarca gelen tekliflere rağmen burayı satmayı reddetti ve alıcılara bahçenin kendilerine ait olmadığını söyledi. Öte yandan ileride buranın değeri artarsa müteahhitleri uzak tutmak giderek zorlaşabilir.

Osman Kalın, savaşçı ruhu sayesinde kendisine tarihten küçük bir köşe ayırdı.