Oca 18 2018

Türkiye altın rezervlerini Batı’dan mı getiriyor?

Türkiye’nin altın ithalatı geçen yıl 16 milyar dolarla rekor kırarken ekonomistler nedenini tam olarak açıklayamadığı bu ithalat nedeniyle duruma şüpheli bakıyor. Diğer taraftan benzer bir tablonun Reza Zarrab’ın aktif olarak iş yaptığı dönemde de yaşanmış olması kamuoyunda da ‘Reza’nın görevini başkası mı devraldı’ sorularının sorulmasına neden oluyor. Bu sorular ekonomi yönetimi ve Merkez Bankası’ndan açıklayıcı bir yanıt gelmediği için bulundukları yerde durmaya devam edebilir. Ancak gözden kaçırılmaması gereken nokta Türkiye’nin resmi rezervler aracılığıyla altın biriktirmeye devam ettiğidir. Hem Merkez Bankası’nın doğrudan yaptığı alımlar hem de altın mevduatına getirilen zorunlu karşılıklar nedeniyle Merkez Bankası’nın altın rezervleri rekor düzeye yükselmiş durumda. Geçen yıl Türkiye’nin döviz rezervleri azalırken, altın olarak tuttuğu rezervler bir yıl içinde 187.7 ton artarak 564.8 tona çıktı ve Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdı.

Altın rezervlerindeki artışın 102 tona yakın bölümünü bankaların Merkez Bankası’na yatırdığı munzam karşılıklardaki yükseliş ve 85 tona yakın miktarını da Merkez Bankası’nın kendi alımları oluşturdu. Bu rakam Türkiye’nin geçen yıl yaptığı tüm ithalatın yarısını oluşturuyor. Türkiye’nin kuyumculuk sanayinde kullanmak üzere zaten her yıl belli seviyede altın ithalatı yaptığı düşünüldüğünde ithalattaki artış Merkez Bankası rezervlerindeki yükselişle açıklanabiliyor.

Öte yandan bankacılık sektörü altın hesaplarını pratikte sadece altın değil, para götürseniz de açıyor. Gerekli olan altını da piyasadan alıp Merkez Bankası’na yatırıyor. Yani ithalat için ek altın talebi yaratıyor.

Burada asıl üzerinde durulması gereken ise Türkiye’nin dış politikadaki strateji değişikliğinin ekonomiye yansıyıp yansımadığıyla ilgili.  Bugüne kadar altın rezervlerini hem güvenli olduğu hem de vadeli alışverişlerde (swap) kullanmak için İngiltere ve ABD’de tutan Türkiye’nin bu altınları artık Türkiye’ye getirip getirmediği. Yasal olarak altın rezervlerini başka ülkelerde tutmanın bir zorunluluğu yok. Bu tamamen bir tercih meselesi. Bu nedenle Reza davası ve Batı ile ilişkilerde yaşanan gerilim nedeniyle Türkiye’nin altın rezervlerini, yani en azından yeni aldığı altınları yurtiçine getirdiğini, ülke olarak altın biriktirmeye başladığını ve bankacılık sistemini de bu yolda yönlendirdiğini söylemek yanlış olmaz.

Elbette bu Türkiye’nin Batı’dan kopuşunun bir göstergesi olarak da speküle edilebilecek bir konu. Ama zaten Batı’dan uzaklaşmak adına rezervlerine Çin tahvili bile ekleyen Türkiye’nin yapmayacağı bir şey de değil. Kuşkusuz bunu doğrulayacak tek yer Merkez Bankası. Ayrıca altın ithalatındaki artışın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 23 Kasım 2016’da Borsa İstanbul’u ziyaretinde söylediği şu sözlerin ardından artmaya başladığını da gözden kaçırmamak gerekiyor:

''Altın borsasını güçlendirelim. Enstrüman olarak altın üzerinde münasebetlerimizi geliştirelim. En adil enstrüman burada altındır. Bununla yürüyelim. Bize yakışan da budur. Olması gereken de budur. Tarihe baktığımız zaman da bunu görürüz ama bundan koptuk. Şimdi bobini sürüyor, basıyor doları oradan kazanıyor. Öyle mi? Yorulmuyor, terlemiyor, herhangi bir şey yok. İşte onun için altın borsasını doğrusu çok çok önemsiyorum ve bu konuda ilgili kurumlarımız, başta Merkez Bankası olmak üzere daha çok çalışmalı, BİST bu noktada çok daha fazla çalışmalı. Çünkü o ayrı bir öz güven verecektir.''