Alaattin Aktaş: ‘Varsa yoksa konut satalım; varsa yoksa inşaat yapalım!'

Uzmanların Türkiye ekonomisiyle ilgili uyarı ve değerlendirmeleri giderek artıyor. Döviz kurunun her gün rekor tazelediği, TL’nin değer kaybettiği ülkede, faizler konusu da tartışma konusu.

Dünya yazarı Alaattin Aktaş’a göre Mayıs-haziran aylarında dip yapan mevduat ve kredi faizleri her geçen gün artıyor.  Aktaş "Faizi aşağı çekme gayretleri pandemi dolayısıyla gayet normaldi ama o düşük faizi yönlendirdiğimiz alanlar ekonomiye katkıda bulunmayan alanlar olunca parasal genişleme pek işe yaramadı” diyor. 

Alaattin Aktaş “Tüm faizler tırmanışta” başlıklı yazısında "Daha şunun şurasında iki-üç ay önce faizler nerelerdeydi, şimdi nerelere geldik... Döviz mevduatı hariç tek haneli faiz kalmadı” ifadelerini kullanıyor. 

"TL cinsi faizler için belirleyici olması gereken, ne var ki bu özelliğini büyük ölçüde yitirmiş olan Merkez Bankası’nın ortalama fonlama maliyeti eylül sonunda yüzde 11.12 düzeyine yükseldi” diyen Aktaş devam ediyor: 

"Ancak bu faiz ekim ayında da yükselmeye devam ediyor. Ortalama fonlama maliyeti 6 Ekim itibarıyla yüzde 11.45’e ulaştı. Birkaç gün önce de yazdığımız gibi fiili oranı gösteren ortalama fonlama maliyeti bu gidişle kısa bir süre sonra gecelik faiz olan yüzde 11.75’e ulaşacak. Politika faizi olan yüzde 10.25’in ise hiçbir öneminin olmadığı çok açık.

Üç aya kadar vadeli mevduatta mayıs-haziran aylarında vatandaşı adeta TL’ye küstürürcesine yüzde 8’e kadar indirilen faiz şimdi yüzde 12’lerde. Faizlerin yüzde 8’lere inmesi, uygulanan “şahane” politikayla o dönem bankaları topladıkları mevduat ölçüsünde kredi açmaya zorlamanın bir sonucuydu. Kredi açmaktan kaçınan bankalar da çareyi az mevduat toplamakta, bu yüzden de faizi olabildiğince aşağı çekmekte bulmuşlardı.

TL faizi o düzeylere çekilince ne olduğunu gördük. Bırakın o dönem itibarıyla oluşan enflasyonu, gelecek bir yılda beklenen enflasyondan bile düşük faiz teklif edilmesi karşısında vatandaş başka araçlara yöneldi. Para dövize gitti, altına gitti. Türkiye bu yıl 4 milyar dolarlık kısmı yalnızca ağustosta olmak üzere sekiz ayda tam 15 milyar dolarlık altın ithal etti. Bu ithalatın ekonomiye nasıl bir katkısı oldu!

“Pandemi sürecindeydik, parasal genişlemeye gitmek normaldi” denilebilir ve bu yüzden yine mayıs-haziran aylarında kredi faizlerinin çok düşük bir düzeye indirilmesi normal bulunabilir. Bu yaklaşım tabii ki yanlış değil, o dönemde parasal genişleme kaçınılmazdı.

İyi güzel de, düşük faizli kredi konut alımına yönlendiriliyorsa bunun normalleşmeye nasıl bir katkısı olabilir ki... O krediler döndü dolaştı müteahhitlik kesiminin elindeki konut stokunu eritmesine katkıda bulundu.

Esnafın, küçük sanayicinin payına düşen ne; adeta solda sıfır! O dönem müthiş avantajlı olan konut kredisinden yararlananlar yaşadı, hepsi bu!

Düşük faizli kredi ne yazık ki üretimi, ticareti canlandıracak şekilde kullanılmadı; tercih o yönde olmadı. Varsa yoksa konut satalım; varsa yoksa inşaat yapalım!

Harç bitince yapı paydos oluyor! İnşaatlar bitiyor, konutlar satılıyor, buralarda çalışanlar da doğal olarak artık işsiz!"