Anayasal ve yasal ekonomik öneriler: Detaylandırma...

AKP gidici artık, manzara öyle, takvimi de muhalefetin basireti belirleyecek, zaten AKP de gitmek için sanki elinden geleni yapıyor.

Ancak, AKP’nin gidici olması AKP sonrası için kendi başına bir ümit olamaz.

Daha bugünden, AKP başımıza çöreklenmiş iken dahi, AKP sonrası için çalışmalar, hazırlıklar yapmak lazım.

İkinci Dünya Savaşında savaş sonrası için kurulacak küresel düzen ve kurumları için 1941 sonunda yani daha Hitler gücünün zirvesinde iken dahi hazırlıkların tamamlanmış olmasını da hatırlatalım. 

Bu süreçte ben de anayasa ve yasalar düzeyinde kendi uzmanlık alanlarımla nispeten sınırlı kalarak bu temenni ettiğim hazırlık sürecine katkı yapmak istiyorum.

Bu haftadan başlamak üzere yöntem ve önerilerim konusunda görüşlerimi okurlara aktarmaya gayret edeceğim.

Süreci noktalayabilir isem en sonunda da belki küçük bir ekonomik dönüşüm kitabı çıkarmak isterim bu yazıların tümünden.

xxx

Önce yönteme ilişkin iki önerim olabilecek.

Birincisi anayasanın ve yasaların detaylandırılması konusu.

Senelerce kısa, küçük bir anayasa fikrini  haklı gerekçelerle savunduk.

Ancak, itiraf etmekte sakınca yok, bu görüşümüzün yanlış olduğunu düşünmeye başladım artık.

Kısa anayasa sadece temel hak ve özgürlüklerin, temel devlet yapılanmasının özünü veren, tartışmalı gibi görünen konularda da yargının özgürlükler yönünde kararlar üretmesinin beklendiği, yürütmenin de sahip olduğu gücü kötüye kullanmadığının, hukuk içinde kaldığı varsayıldığı anayasa demek.

Ülkemizde maalesef her iki durum da yani yargının özgürlüklerin bekçisi olacağı beklentisi ve yürütmenin hukuk içinde kalacağı varsayımları pek, pek de değil hiç çalışmıyor.

2021 senesinde yargının içinde bulunduğu çok acıklı durum ortada.

Amiraller konusunda görüş açıklayan Yargıtay üyesi hakim en somut karine galiba.

Yürütme ise, bırakın hukuka saygılı olmayı, hukuku yargının işbirliği hatta suç ortaklığı ile ayaklar altına alan temel anayasal(!) erk halinde.

Bu koşullarda gerçekçi olmak ve bir konjonktürde şayet siyasi dengeler izin verirse yargının elini, kolunu özgürlükler istikametinde bağlayıcı, yürütmenin de her türlü keyfi atamasını, icraatını (ekonomi alanında) engelleyecek düzenlemeler gerekiyor.

Merkez Bankası başkan atamaları rezaleti üzerinden bir örnek verebiliriz.

Merkez Bankasının bağımsızlığı yasal bir statü ama bağımsızlık ne demek artık kimse anlamıyor çünkü kullanılabilecek enstrüman bağımsızlığının ilk sinyalleri bile yürütmenin hoşuna gitmiyor ise guvernör anında görevinden uzaklaştırılabiliyor.

20 ayda dört Merkez Bankası Başkanı görmenin Türkiye ekonomisine verdiği korkunç zararlar ortada, bunların yakın gelecekte hesabı sorulabilir ama olan oldu zaten diye de bakılabilir.

Mesele artık bu tür faciaların yaşanmasını engellemek için düzenlemeler yapmak ve yürütmenin elini kolunu bir anlamda bağlamak.

Mesela, Merkez Bankası kanununa guvernörlerin olağan, yasada belirtilen sürelerinden önce görevden alınmalarını sadece yüz kızartıcı suç işleme hallerine indirgemek zorunluluğu eklenebilir. 

Parlamento ağırlıklı yürütme erkinin Merkez Bankası kanununu da istedikleri gibi değiştirebileceklerini söyleyebilirsiniz ama bu noktaya yönelik görüşlerimi de haftaya sunmak istiyorum.

Son senelerde yaşadıklarımız maalesef galiba Türkiye siyasi kültürünün temel hukuk ilkelerine dayanarak, düzenlemeleri detaylandırmadan yönetim anlayışının kolay olmadığını gösterdi bize.

İspanya Anayasasının 10. Maddesinin ikinci paragrafı anayasanın yorumunda usulüne uygun olarak yürürlüğe girmiş temel hak ve özgürlüklere ilişkin sözleşmelerin esas alınmasını emrediyor.

Bizde hiç uygulanmayan Anayasanın 90. Maddesi ise sadece bu sözleşmelerin kanunların üzerinde olduğunu hükme bağlıyor ama yapılması gereken temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası sözleşmeleri anayasanın dahi üzerine çıkarmak. 

İlk önerim ekonomide anayasa ve yasalarda ipi sağlam kazığa bağlamak olacak.

Haftaya da “temel yasa” kavramına gireceğim.    


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.