Bir onur abidesi olarak Ömer Faruk Gergerlioğlu

İnsan olmanın tüm değerlerini üzerinde toplamış biri Ömer Faruk Gergerlioğlu. İnsan gibi insan…

Hayatını insanlığa, değerine adamış, haksızlıklarla mücadeleden başka bir şeyi amaçlamamış birisi. Türkiye’nin şu karanlık, çamurlu ortamında elmas gibi parıldıyor. Ve sürekli bedel ödemiş biri, tekrar ödüyor…

Kendi bloğunda hak mücadelesi kısmını şöyle anlatıyor:

“2003 yılında  MAZLUMDER  Kocaeli şube  başkanlığını üstlendim. Derneğin   yerel  bir  şubesi olarak  yaşam hakkı, düşünce  özgürlüğü, kadın  hakları , işçi  hakları  ile   ilgili  birçok  imza  kampanyası ve  bilimsel  raporlama  çalışması   yaparak  Meclis’teki  ilgili   komisyonlara  ilettik. ‘Başörtüsüne Özgürlük’ temalı haftalık basın açıklamalarının başlatıcısı ve yıllarca devam ettireni oldum.  

2007 yılına  kadar  Kocaeli şube başkanlığı görevini  yürüttükten sonra  MAZLUMDER  Genel  Başkanlığı  görevine  Genel  Kurulun  oybirliği   ile   getirildim. Antidemokratik  birçok  yasa  ve  uygulamaya  karşı  sivil tepki,  hukuki  girişim  ve  açıklamalarda  bulundum.  

Darbeci  askerlerin yargılanması  ile ilgili yasa  değişikliği teklifleri  hazırladık  ve  ilgili birimlere  sunduk. Hukuki  birçok  girişimle  demokrasiyi  engellemeye  çalışan kişi  ve  kuruluşlara karşı  suç  duyuruları  ile  hukuki  mücadele  sürecini  başlattık  ve  takibini  yaptık. Dünya  ve  Türkiye  insan  hakları raporları hazırlayan  bir  ekibin  başındaydım… 6 Ocak 2017′ de 679. KHK ile devlet memurluğu görevimden ihrac edildim.” 

Başörtüsü için başlattığı arayışı hak mücadelesini çoğu muhafazakarın yaptığı gibi orada bırakmamış Kürtler, Cemaat mensupları, Suriyeli göçmenleri kapsayacak şekilde yaygınlaştırmış biri ve şimdi bunun bedelini ödüyor. Haberi hakkında dava açılmayan bir tweeti paylaştığı için milletvekilliği düşürülüyor, aralarında başörtülü kadınların da olduğu vekiller tarafından…

Bu devlet böyledir. Düşman bildiğine sahip çıkana yaşam hakkı tanımaz. İttihatçı kin damarlarına işlemiş kimliğine işlemiş. Bugüne göre daha demokratik bir kimlik sayılabilecek Süleyman Demirel’in Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamındaki tavrını hatırlamaz, bilmez gençler…

İki elini birden idam oyu için kaldırıp o sırada partisinin milletvekillerinin el kaldırıp kaldırmadığını arkaya dönerek kontrol eden bir siyasetçiydi. Üçe üç yapılmış, rövanş alınmıştı…

Bugünün İslamcı-İttihatçı zihniyeti Gergerlioğlu’dan intikam alıyor. Çünkü o susmuyor, “Kral çıplak” diyor. Onun için milletvekilliği düşürülüp cezaevine gönderiliyor.

Gergerlioğlu’na yapılan Kürt halkının oyuna, iradesine yapılan en son saygısızlık olmayacak. Kürtlerin iradesini bastırma mücadelesinde yeni bir halka olacak. Selahattin Demirtaş’tan Dr. Selçuklu’ya uzanan bir zulüm manzumesinin yeni bir sayfası. 'Terörle mücadele' adı altında kendi vekiline, halkına şiddet uygulamanın bir başka örneği.

Geçmişten farklı olarak Gergerlioğlu’nun tamamen yalnız bırakılması, muhalefet partilerinin kurumsal veya kişisel olarak kendisine sahip çıkması insana biraz umut verse de, ülkenin karanlık tarihi ve partilerin neredeyse tamamının ağır devlet denetimi altında olmaları, bu coğrafyadan yeni bir toplum sözleşmesi çıkma umudunu azaltıyor açıkçası.

Kendi gibi olmayanı, tehdit gördüğünü sürekli ezmiş, imha etmiş bir coğrafya. Dünyanın artık bu gerçeklerle yüzleştiği bir dönemde hala inkarcı ve baskıcı...

Bu söylemle okulda, medyada beyni yıkanmış toplum da muhafazakar veya seküleri ile aynı kafa yapısında. İnsanını temel demokratik değerlere, insan haklarına düşman yaratan bir devlet bu.

Bu vicdansızlığın son kurbanı, ülkedeki az sayıdaki vicdan sahibi insanlardan biri olan Ömer Faruk Gergerlioğlu…

G

Milletvekili dokunulmazlığı ne ki, o insanların gönlünde dokunulmaz biri…

Emir-komuta zinciri içinde eşine rastlanmamış bir hızla cezası onanan Gergerlioğlu, bu rejimin Kürt düşmanlığının somut şekil almış halidir. Kürdün Kürt olarak varlığına, temsiline duyulan tahammülsüzlüğün insan halidir. 

Direniş ruhunu yargınız, tankınız, topunuzla yenemezsiniz. Kürtler vardır, bir halk varsa hakkı olacaktır. Nüfusunun önemli bir kesimini inkar eden, baskılamaya çalışan hiçbir rejim ayakta kalamaz, çürümeye ve çöküp gitmeye mahkumdur. Kürtleri inkar politikasını Türkiye’nin kurumlarını, ahlakını, siyasetini hızla çürütmektedir. Kürt gerçeğiyle yüzleşmeden bu ülke düze çıkamayacktır. 

Bugün bizim Ömer Faruk Gergerlioğlu söyleyeceğimiz söyleyebileceğimiz tek şey var: Ayıptır, yazıktır, günahtır...


@Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.